Ersoy Dede

Ersoy Dede

10 Şubat 2016, Çarşamba

Lider Olmak

Evvelâ Arınç bir televizyon programına katıldı ve Ankara'nın ortasına bir büyük bomba bıraktı..
Arınç'ın bombardımanı güç kaybı yaşanan bazı cephelerde büyük memnuniyet yarattı..
Artık sözüne çok da itibar edilmeyen yazarlarda..
Bir dönem iyi haber alırken haber kaynakları kesilen gazetecilerde..
Siyaseti hizmet değil de koltuk sevdasıyla yaptığını bu vesileyle öğrendiğimiz bazı emekli politikacılarda falan..
Adeta işaret bekleyen bir kesimin, Hamamönü'ndeki eski terzilerine,
yeninden lacivert takım elbise siparişi vermesini sağladı Arınç..

Sadullah Ergin hareketlendi..
Suat Kılıç kımıldadı..
Hüseyin Çelik yürüdü..

Başka, kamuoyunda adı geçmeyen eskiler de 'acaba' demeye başladılar..
Bazı evlerde şöyle diyaloglar geçmeye başladı;
"Hanım.. Biz hani Ayvalık'a taşınırız diyorduk ya.. Hele bu yazı da bir atlatalım, önümüzdeki sene düşünürüz"…
Kabul etmek lazım ki bunlar oldu..
**
Bu cephedeki tablo böyleydi..
Fakat bir kişi hariç..
İlk gün Cumhuriyet Gazetesi'nin, 'Mustafa Halif' isimli yazarı üzerinden 'göreve' davet ettiği Abdullah Gül…

Üzerine onlarca yorum yapılan 11.Cumhurbaşkanı Gül'ün bu süreçte nasıl bir tutum
sergileyeceğini, açık söylemek gerekirse ben de merak ediyordum..
Erdoğan'ın 'kardeşim' dediği Abdullah Gül, ne düşünüyordu?
'Yol Arkadaşı' Erdoğan'a karşı yeni bir hareketin lideri mi, yoksa doğması muhtemel fitneyi önleyecek 'ağabey' mi?..
**
Cumhurbaşkanı Erdoğan, politika sahnesinde esen bu toz bulutunun tam da ortasında, 11.Cumhurbaşkanı Gül'ü Beştepe'ye davet etti..
Muhteva bu tür buluşmalarda tâli konudur.
Resim, muhtevanın bir adım önündedir..
Ben de böyle anlarda evvelâ resme bakarım..
Baktığımda ise gördüğüm tartışmasız bir liderlik tavrı oldu..

**
Bakın değerli dostlar..
Türkiye sağ siyasetini dikkatle incelediğiniz zaman şöyle bir detayla karşılaşacaksınız..
Etrafındaki kalabalıkların gazına, dolduruşuna gelen bazı politik figürler, toplam içinde bir ağırlığı varken, aldığı rüzgarın tesiriyle bayrak açıyor ve en yakın karaya oturuyor..
Tek istisnası Ak Parti'dir..
Onun da nedeni, bayrak açmadan evvel mevcut içerisindeki dönemsel dönüşümü gerçekleştirmek üzere kongre dahil her türlü olasılığı denedikten sonra partileşmiş olmasıdır..
Daha açık söyleyeyim, Mayıs 2000 Kongresinde, gerek seçmendeki beklentiyi gerekse teşkilatlardaki itirazları doğru okuduğu için Ak Parti tutmuş bir hareket oldu..
Ama misal Ferruh Bozbeyli'nin, arka arkaya Meclis Başkanı seçildikten sonra Adalet Partisi içine bıraktığı bomba, kime yaradı?..
Demokrat Parti'ye, Demirel'e ya da kendisine olmadığı kesin..
Özal sonrası ANAP ya da Demirel sonrası DYP?..
Sayalım isterseniz sağ siyasette aldığı rüzgarı seçmen desteği zanneden ve kendisini başka yerlerde gören isimleri..
Mehmet Ali Bayar?
Sinan Aygün?
Erkan Mumcu?
Abdüllatif Şener?
Mehmet Ağar?

Arada daha görece marjinal seviyede kalanlar peki?..
**
Recep Tayyip Erdoğan şunu çok çok iyi biliyor..
Ve bu dönemde de onu yapıyor..
Liderler, parçalanmış hareketlerden partiler çıkaran, genel başkanlar değildir..
Liderler, her hâl ve şartta, hareketlerini çürük yumurtalardan temizleyerek bir arada tutan kişilerdir..
Partilerini dağıtan değil, bütün olarak koruyan..

Başkaları başka hevesler içinde olsalar da, Erdoğan sonuna kadar bunu zorlayacak..
Kalın sağlıcakla

veya