Ersoy Dede

Ersoy Dede

07 Mart 2016, Pazartesi

8 MART ÜZERİNE

Müsadenizle şu 'Kadınlar Günü' romantizmini yıkayım..
Elbette her şişirme gün gibi, adı 'Kadınlar Günü' olan bir günde de,
kadınlar beklenti içinde..
Çiçek bekliyor, ilgi bekliyor, hediye bekliyor..
Piyasa hareket bekliyor..
Lokantacı rezervasyon bekliyor..
Beyaz eşya satıcısı, annelere ekmek kızartıcı satmak için biriktirilmiş harçlık yolu gözlüyor..
Amenna..

**
Peki size, heryerde bir 'kutlama' atmosferinde geçen 'kadınlar günü' dediğimiz şeyin,
aslında yüzlerce işçi kadınını yanarak can verdiği günün sene-i devriyesi olduğunu söylesem…

**
Gelin biraz geri gidelim..
Kadınlar günü için, ikisi de 8 Mart'a denk gelen iki hadise nakledilir..
İlki 1857'deki mesai saati protestosu..
New York'ta tekstil işçisi kadınlar, günde 16 saat çalışmayı protesto etmek üzere iş bırakır..
Kadınların bu çıkışı, çalışma yaşamında bir dizi grevi tetikler..
İşçiler domino tesiriyle harekete geçer..
Bu tekstil işçilerinin çıkışı işçi hareketlerini tetiklemiş, işçi sınıfını da yüreklendirmiştir..

O tarihten beri 8 Mart, sendikal hareket içinde zaman zaman hatırlanan eylemlerden biri olmuştur..
1908'deki bir 8 Mart selamlaması sırasında ise yine New York'ta "Cotton" tekstil işçileri,
daha fazla ücret ve daha iyi iş koşulları talebiyle grev yaparlar..
Patron, bu eylemin kitleselleşmesini önlemek adına kadınları fabrikaya kilitler..
Yaşanan arbede sırasında yangın çıkar ve 129 kadın yanarak yahut dumandan etkilenerek feci şekilde can verir..

Bazı kaynaklar 1857'deki ilk eylemde bu yangının çıktığını yazıyor..
Ama daha güvenilir bilgi, 1908'deki eylemde, 1857 grevini selamlarken bu hadisenin yaşandığı..

**
Bu hadiseden iki yıl sonra, 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde,
Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda,
Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin,
8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (Uluslararası Kadınlar Günü)
olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

**

Gün kabul edildi ancak, 8 Mart üzerinde hemen mutabakata varılmadı..
Bugüne kadar gelecek olan 8 Mart disiplini 1921'de Moskova'da yapılan
3.Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı'nda hayata geçirildi..
İsim olarak da; "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" seçildi..

**

Peki bu 'gün' bize nasıl geldi?
İşin mimarı iki kız kardeş..
Tatar bir ailenin 'Komünist Parti'li kızları..
Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova..

Kendi imzalarıyla 8 Mart'ı şöyle anlatırlar;

"….. Komintern Kadınlar Sektöründen Clara Zetkin Yoldaşın imzası ile, 8 Mart Kadınlar Bayramını nasıl kutlamak gerektiğini gösteren bir talimatname almıştık…. Buna göre, kapitalist ülkelerde kadınların öz insan haklarını istemeleri şiar edinilecekti….Türk kadınlarının insanî ve toplumsal haklarını tanıyan tek örgüt, Komünist Partisiydi…"

**
Neyse kadınlar günü hadisesinin özü özeti bu..
İsterseniz romantik bir akşam yemeğiyle mum ışığında kutlayın..
İsterseniz sokaklara çıkın, 'Venseremos, venseremos' diye bağırın..
Artık karar sizin..
Kalın sağlıcakla

veya