Ersoy Dede

Ersoy Dede

05 Kasım 2017, Pazar

Anayasa Fırlatma Krizi

MGK'daki Anayasa fırlatma krizi hakkında, krizin iki kahramanından biri olan Ahmet Necdet Sezer konuşmuş.. Söz konusu krizin Fazilet Partisi hakkında devam eden kapatma davasına, Ecevit'in müdahale istemesinden kaynaklandığını söylemiş.. "… Ecevit iki kez bana gelip, Fazilet'in kapatılmamasını, bunun için arkadaşlarım olan Anayasa Mahkemesi üyelerine telkinde bulunmamı istedi. Hukukun üstünlüğüne inanan ve yıllarca AYM'de görev yapan bir kişiye söylediği bu sözlere kırıldım ve reddettim. Bir süre sonra yeniden gelip, aynı istekte bulundu. Yine reddettim ve o görüşmede aramızdaki gerginlik arttı. Bu durum sürerken, 19 Şubat'taki anayasa kitapçığı olayı yaşandı. Gerginliğin asıl nedeni, Ecevit'in FP konusundaki isteğiydi. MGK'da yaşananlar da, bu gerginlikten kaynaklandı…"
Fazilet Partisi'nin kapatılmasına Ecevit'in karşı çıktığını net hatırlıyoruz..
Zaten bir kaç ay sonra parti kapatmaları zorlaştıracak düzenlemeleri de içeren anayasa değişiklik paketinin gündeme geleceğini, bunun öncesinde bir siyasi partiyi kapatmanın ülkeyi geri götüreceğini savunuyordu.. Bu sır değil.. Ama Sezer ile bu konu üzerinden bir gerilim yaşandığını yeni öğreniyoruz..

Peki gerçek sahiden öyle mi?…
**
Anayasa kitapçığı fırlatma krizinden iki gün öncesine götüreceğim sizi..
17 Şubat 2001..
Başbakan sıfatıyla Bülent Ecevit açıklama yapıyor.. Gündeminde Irak'a askeri harekat var..
Ardından gazeteciler devam eden batık banka operasyonlarına sözü getiriyor.. Burada Ecevit, iki gün sonra yaşanacak olan ve kendi tabiriyle 'devlet krizi'ne dönüşecek olan o değerlendirmeyi yapıyor.. ".. Sayın Cumhurbaşkanı'nın buna (banka operasyonlarını incelemek için DDK'yı çalıştırmaya) neden gerek duyduğunu henüz bilmiyoruz. Belki kendisi önümüzdeki günlerde açıklar. Bilindiği gibi, BDDK, bankacılık konusunda çok kapsamlı yetkilere sahiptir. Şimdi ilginç bir durum ortaya çıkmış oluyor. Denetimin denetimi yapılmak isteniyor. Bu, ilk defa karşılaşılmış bir durum olduğu için, şimdilik bir değerlendirme yapamayacağım, ama durumu dikkatle izleyeceğiz…"
Ecevit'in bu basın toplantısında söylediği 'Denetimin denetimi' sözü, ipleri kopartıyor.
**
19 Şubat 2001..

Sezer, MGK günü, toplantı öncesinde odasına gelen Ecevit'in yüzüne bile bakmadı..

Toplantı vakti gelip de salona doğru ilerledikleri sırada ise Sezer'in tavrını anlayan Ecevit, adeta iki gün önceki sözlerini açıklamak istercesine; ".. Yönetsel yetkilerimi kullanmayı engelliyorsunuz. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'ndan elinizi çekin..'' dedi.. Çünkü az sonra işlerin çığrından çıkacağını anlamıştı..

MGK işte bu atmosferde başladı.
Açılıştan hemen sonra Sezer; ".. Gündeme geçmeden önce söylemek istediklerim var..'' dedi ve iki gecedir kendisine uyku uyutmayan 'denetimin denetimi' işinin yasal zeminini ortaya koyan notlarını açtı..

Ecevit'e dönerek ama başını da önündeki notlardan kaldırmadan; "…. bankalarla ilgili olarak benim DDK'yı devreye sokmama tepki gösteriyorsunuz. Siz, basına 'Denetimin denetimi mi olur?' diyorsunuz. Burada yapılan nedir? Hükümet olarak kamuoyu önünde beni küçük duruma düşürüyorsunuz. Beni yıpratmak için uğraşıyorsunuz. Siz yolsuzlukların üzerine gidilmesinden, pisliğin temizlenmesinden neden rahatsız oluyorsunuz?…" dedi..

Sadece o da değil..
Bu sözleri banka operasyonları için sarfettiği zannediliyordu..
Ama Sezer'in asıl derdi askerin başlattığı DGM'nin yürüttüğü 'Beyaz Enerji Operasyonu'ydu..
".. Bir bakanı bile görevden almayı beceremiyorsunuz.." dediğinde resim netleşti..
O günün ana tartışma konularından biri de buydu..
Enerji Bakanlığı'ndaki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı iddiaları gündeme gelmişti.. Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi'nce başlatılan ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Talat Şalk tarafından yürütülen Beyaz Enerji Operasyonu, sahiden bir yolsuzluk soruşturması mıydı yoksa güçler savaşı mıydı, uzun süre tartışıldı..Komutanların "düğmeye biz bastık" dediği hatta bir komutanın "çizin o bakanın üstünü" dediği iddia edildi. Tam da böyle bir müdahale ortamında Sezer'in, ".. bir bakanı bile görevden almayı beceremediniz.." çıkışı, tuz biber ekti..

Sezer, soruşturmanın sivil mahkemelere geçmesi gerektiğini savunan hükümete; ". Yargıya baskı yapıyorsunuz.." suçlaması getirdiğinde artık son sözler de söylenmiş oldu..

Ecevit; ''Konuşmanız bitti mi?'' diye sordu.

Sezer hızını alamamıştı.. "Bitmedi" dedi..

"… Denetimin denetimi mi olur diyorsunuz. Anayasa'nın 108'inci maddesi ortada. Bal gibi olur. Anayasayı bilmiyorsunuz, bu sözleri söylüyorsunuz.." diye çıkıştı..
"Alın okuyun ve öğrenin" diyerek kitapçığı fırlattı..
Ecevit kalktı, kapıya doğru yöneldi.. Onu Mesut Yılmaz takip etti.

Başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan ise çok daha sert bir tonda; ".. Asıl Anayasa'dan anlamayan sizsiniz…" diye cevap veriyordu Sezer'e..
Kira artışları ile ilgili yapılan yasal düzenlemeyi hatırlattı ve;
"… Kira Kanunu çıkarıldı. Herkes kirasını yüzde 10 arttırdı. Ama siz, evinizin kirasını dolar bazında yüzde 25 arttırdınız. Sizi orada oturtan iradenin biraz önce suçladığınız irade olduğunu unutmayın. O irade sizi de oradan indirmesini de bilir…'' dedi ve salonu terketti..

Salondan çıkarken dudaklarından dökülen son kelimeler ise o ünlü "nankör kedi" idi..
Bugüne kadar o toplantıda olan kimse tersini söylemedi. Ya da bu bilgileri yalanlayacak bir bilgiyi paylaşmadı kamuoyuyla..
Şimdi, üzerinden 16 yıl geçtikten sonra o güne dair tarihsel akışı değiştirecek bir açıklama yapmanın gerçek nedeni ne olabilir?..
Ne banka operasyonları ne de enerji bakanlığındaki yolsuzluklar.. İş 'sadece Fazilet Partisi'nin kapatılması meselesiydi' demek ne kadar gerçekçi bilemiyorum.. Belki günün birinde Hüsamettin Özkan anlatır da öğreniriz..
veya
BİZE ULAŞIN