Hüseyin Kaya

Hüseyin Kaya

06 Eylül 2016, Salı

Tersinden Bakın Türkiye'ye

7 Şubat 2012 tarihinde Mit Müsteşarı'nın ifadeye çağrılması.

Demokratik ülkelerde yargı bir konu hakkında istediği kişiyi soruşturabilir ve yargılayabilir.Yargı tarafsız ve bağımsızdır.Bunda sistem açısından bir sorun yoktur demek işe düz mantıkla baktığımızda söylenecek en doğal sözlerdir.

Ama tersinden baktığınızda işin öyle olmadığını görürüsünüz ve öyle olmadığı o günden bugüne yaşadıklarımızdan ortaya çıkıyor.

7 Şubat olayı tersinden baktığımızda makul hukuk nedenlerinin sunduğu imkanla aslında Türkiye'nin istihbarat sırlarını ve yapısını faş etmeye zorda bırakmaya yönelik kasıtlı bir tutummuş.

İstihbaratımız yara aldı ama sorun atlatıldı.Meşhur MİT yasasındaki değişiklikleri getirdi.Beklenmedik saldırı çok ciddi yetkileri sundu MİT'e.

İstihbaratımızda hata ve zaaf yok mudur?Vardır elbette ama bu ayrı bir konudur.

17/25 Siyasi Ekonomik darbe girişimine bakınız.Temelde Türkiyenin son on yıllık kalkınma ve gelişim yöntemlerini çökertmeye yönelik bir kalkışmaydı.Türkiye'nin dünya ölçeğinde kurmaya çalıştığı ve önemli ölçüde başarılı olduğu para yönetimini hazmedemeyenler yine makul bir yolsuzluk nedenini öne çıkararak yok etmek istediler.Başarılı olunamadı ve fakat çok ciddi zarar ortaya çıktı.

Para yönetimimizde sorun yok mudur? Elbette vardır ama bu ayrı bir değerlendirmedir.

6/7 Ekim olaylarında ise toplumsal barış hedef alındı.Temelinde etnik kaygılar dayatmalar ve insan hakları varmış gibi makul nedenler gösterilerek adına da direniş gibi uluslararası kamu oyunu etkileyecek bir kavramla ortalık kan gölüne dönüştürüldü.Yağma yakma sonucu terör hareketi Kürt kökenli vatandaşlarımıza teşmil edilmek istendi.Tersinden baktığımızda bir iç savaş arzusuydu.

Yine başarılı olunamadı.

Başta terör olmak üzere doğu bölgelerinde sorunlarımız yok mudur? Vardır elbette ki on yıllardır bu sorunu çözmeye çalışıyoruz.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi Türkiyenin milli iradesine yasal iktidarına bir saldırıydı.TRT de okutulan bildiriyi hatırlayınız.Yazımızın başından itibaren sıraladığımız tüm olaylar bildiride yer almıştı.Bu darbenin görüntüdeki nedenide bütün bu olaylar ve iktidarın baskıcı görünümleri şeklinde izah edilmek istenmişti.Başarılı olunmadı.Doğrusu darbede Cumhurbaşkanı'na karşı girişim canına kasttan önce sağ elde etmekti.Çok ciddi bir sorun yaşamadıkları takdirde canına kast etmeyeceklerdi.Temelde darbenin başarılı olacağına o kadar emindiler ki darbe sonrası meşruiyeti düşünerek Sayın Cumhurbaşkanı'nı kullanmak istiyorlardı.Veya başka bir ülkeye sığınmak mecburiyetinde bırakmak istediler.Darbecilerin intikam ve öfkelerinin sapkınlıklarının derecesi öldürmekle sona erecek gibi değildi.

Şimdi endişe uyandırmak arzusunda değiliz elbette ama sırada denemedikleri bir yol ve bir unsur daha kalmış durumdadır.

Suikast ve cinayetler yolu ile mezhep farklılığı üzerinden bir iç savaş benzeri karışıklık.Gerçi geziyi yukarıda zikretmeme nedenimizde gezi sürecinin yeniden hortlatılması sürekli kenarda bekletilen bir durum olarak görülmektedir.

İşbirlikçi çete ve yardımcıları bu son suikast ve cinayet meselesini deneyecek midir?Niyetleri vardır fakat deneyecek şartlar ortadan kalkmıştır.Fakat başarısız olmalarının verdiği öfke sıkışması ile önemli bir topluluğa bombalı bir tertip konusunda tedbirli olunmalıdır.

Şimdi tersinden genel olarak baktığımızda Türkiyeye ve siyasi iktidara Cumhurbaşkanına yapılan saldırıların başarısız olması Türkiyenin bir o kadar da gücünü artırmaya yaramıştır.

Yazılması gereken iki konuda bu güç artışını görmekteyiz.

Darbe girişimin atlatılması sonrası Türkiyenin Suriye'ye girme imkanı elde etmiştir.

Çinde yapılan G20 zirvesinde Sayın Cumhurbaşkanı'na gösterilen ilgi ve alaka had safhada olmuştur.

Yalnız bırakılmış bir Türkiye'nin var olma mücadelesini milletiyle kazanmış bir kahramanın karşılarında olmasının resimleriyle doluydu Çin zirvesi.