Hüseyin Kaya

Hüseyin Kaya

27 Eylül 2016, Salı

Çaremiz var

Yaşamın sırrı mirastır bize.

Bu nedenle ölüme sonlu bir vaka olarak bakmayız.

Şimdi yine tan yeri ağarmakta

Bir anlam yüklüyor yeryüzüne.

Yuvasında annesinin gagasındaki yiyeceği bekleyen yavrular gibi olmalıyız sabaha karşı.

Çünkü sabah rızkı dağıtan zamanın adıdır.

Hikayeleri dehşet bir güzellikle dinlenmeye alınan on yiğit evlat verdik bu günde şehitlik mertebesine.

Sabaha dek uyumamaktan başka elimizden bir şey gelmedi lakin.

Dua ve rahmetle andık evlatlarımızı.Belki teslimiyetleri iksir olur diye faniliğimize.

Dertlerimiz çok o kadar çok ki her türlü kuşatmanın envai çeşidiyle cedelleşiyoruz.

Rahimler dolup boşalıp toprağa genç fidanlar dikiyor.

Biri bitiyor belanın diğeri başlıyor fitnenin.

Akılsız değiliz güçsüz de değiliz peki nedendir bütün bunlar.

Elbet doğruluktan ayrılmaktandır,arzularımıza teslim olmaktandır.

Duayla zülüm,bedduayla fitne dilenen kullar ülkesi olmuşuz daha ne olsun.

Ne olsun daha ki bu belalarla karşılaşmayalım.

Dünkü yazımızda bir an isteklerimizden vazgeçelim sonra ne olur bir görün bakalım dedik.

Bugün de "bir kaç hakikatı davet edelim yaşamımıza" diye sesleniyoruz .

Bir yıl yalandan riyadan uzak kalmanın yöntemleri üzerine proje geliştirelim.

Diyanet yapsanıza böyle bir hayır projesi.

Bir yıl kul hakkı yememe üzerine ortalığı ayağa kaldıralım.

Bakın güllük gülistanlık bir örnek ülke oluruz dünyaya.

"Kul hakkı yemeyenlerin ülkesi"

İşte medeniyetler çatışmasını önleyecek dünyaya huzur getirecek bir büyük devrim.

Sözlerin en güzelini söyleyene selam olsun deyip çarelerimizin dertlerimizden çok olduğunun inancıyla.

DİYANET'E NEDEN YÜKLENİYORUM.

Diyanet işleri Başkanlığından imam-hatip mezunu biri olarak bile hiçbir zaman çok bir şey beklemediğimi itiraf ederek söze başlamalıyım.

Ekonomimiz kadar,demokrasimiz kadar,askeriyemiz,akademiyamız,bilimsel gelişmişliğimiz kadar Diyanetimiz de o kadar işte.Yani bir taraftan haksızlık etmeyelim.

Diyanete yüklenmemin esas sebebi yıllar önceden beri tanımış olduğum başkanı Mehmet Görmez Hocadan ileri geliyor.Kendisinden hem diyanet hem de ilim adına çok şey beklediğimi ülkemiz açısından hakikatın ortaya konması açsından sayısız hizmetler yapabileceğine emin olduğumdan diyanete yükleniyorum.Benim gibi bir çok insanı heyecanlandıran Mehmet Görmez Hocanın aradan on yıldan fazla bir süreye rağmen bu heyecanımızı büyük oranda boşa çıkarmasından yükleniyorum diyanete.Bu görevden önceki çalışmaları takdire şayan Mehmet Hoca'nın bu görevdeki hali evvelki haliyle mukayese edilemez diye düşünüyorum.

Dini cemaat ve oluşumların ,gençliğin geldiği durumun hakikatın yozlaşmasına karşı teyakkuz halinde olmayı bırakın tepkisiz bir yapının oluşmasında vebalin büyük olduğunu düşünüyorum.

Hocamızı nasıl bilirsiniz diye halka sorarsanız "mercedesinden ve makam odasından biliriz"cevabını alırsınız.

Bana sorarsanız ise ben yine kendisine yüklenmekle birlikte hocamızın ehil bir alim olduğunu ve şöyle bir silkinse çok hayırlı işler yapacağına inanıyorum.

Son bir söz diyanete,Diyanet cemaat ve STK'ları davet eden bir çalışma içindeymiş bu açıdan bir çok önemli STK yanında çalışmalarını sürdürdüğümüz HUDER davet edilmemiştir.Oysa HUDER vatandaş ve kul olma düalizmi,milletin pozitif hukuk ve din kuralları karşısındaki durumunu çelişkileriyle birlikte en iyi şekilde ortaya koyan bir algı ve paradigmaya sahiptir.Bizden söylemesi ,"arz etme" şeklinde ifade ediyoruz.

SUÇ,SUÇLU VE ÇEŞİTLEMELER

Bi defa bir çok konuda aklımız karışık olduğu gibi ;suç konusunda da aynı hatta daha fazla çelişkiler yaşıyoruz.

Özellikle 15 Temmuz biraz daha önceye gidersek 17/25 Aralık siyasi darbesi hadi nadem önceye gidiyoruz devam edelim Ergenekon davalarında suç,suçlu,ceza kavramları hep karıştırılmıştır.

Bu çelişkiler daha çok FETÖ örgütünün yapısal karakterinin yargıya temasından ortaya çıkmıştır.Sahte delil üretmeden,haksız ve uzun tutuklamlardan ve yargının bir adalet dağıtmaktan öte bir silah olarak kullanılması amacından kaynaklanan bu garabet bir an evvel düzeltilmeli ve bundan vazgeçilmelidir.

Bu genel durumu değerlendirdikten sonra konumuz aslında FETÖ soruşturması nedeniyle ortaya çıkan farklı durumların ve yapıların suç alanı dışında olmasına rağmen suç alanı içerisine çekilmesi ve bu sefer de mevcut duruma göre gerekli inisiyatif ve yaptırımın uygulanmaması söz konusudur.

Kastettiğim meseleyi dün medyada yer alan ve FETÖ başı ile fotoğrafı yayınlanan 12 milletvekili(siyasetçinin) durumları üzerinden açıklayalım.

Kamuoyunda çok konuşulan mevzulardan biri de, FETÖ örgüt etkilerinin diğer alanlarda olduğu gibi siyasetten de arındırılmasıdır.Bizde bu durumu "siyasetten taharet "balığı altında bir köşe yazısıyla okuyucuya arz etmeye çalıştık.

FETÖ örgütü ile ilgili olan siyasilerin suç kapsamı dışında kalan ilişkilerin gereği olarak yapmakta oldukları siyasi görevleri bırakmaları gerekmektedir.Şık olan kendi istifalarıdır ve bu alandan çekilmeleridir.Bu kişilerden herhangi biri bugüne değin bir irade kullanmamamıştır.Diğer yandan kamu oyunda da bu kişilerin bizzat FETÖ örgüt mensuplarına yapılan işlemleri beklemeleri de yanlıştır.

Kanaat ve bilgilerimiz bize her siyasi partiden FETÖ ilişkisi bulunan siyasilerin olduğu doğrultusundadır.O hade gereken bu siayasilerin görevlerinden vazgeçmeleri bunu yapmadıklarında da görevlerinden el çektirilmeleridir.

Bu açıdan bakıldığında Ak Partide de FETÖ ile ilgili ive ilişkili siyasilerin bulunduğu şeklindeki algı ve kanaatin gereğinin yapılması bekleniyordu.Ak Parti bu konuda bir çalışma yaptı ve bir kaç belediye başkanı ve düşük profilli görevli dışarıda bırakıldı.Onun dışında da herhangi bir kişinin ilgi ve ilişkisi olmadığı açıklandı.

Konu bunla sınırlı ike Ak parti sözcülerinden Sayın Mustafa Ataş'ın "Ak Parti FETÖ'çülerin merkezi değildir."şeklinde açıklaması anlaşılır değildir.Böyle bir suçlama yoktur ve böyle bir açıklamayla olması muhtemel FETÖCÜ'ler korunmuş olmayacak mıdır?

Gerçi Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'ın bu konudaki tavrı ve gayreti ortadadır gereğini yapacaklarına dair güçlü bir inanış söz konusudur.

veya