Hüseyin Kaya

23 Mayıs 2017, Salı

Yine yeni yeniden geliyoruz eskiden

Adam caminin avlusuna doğru yaklaştı cebinden yeşil takkesini çıkardı.

Kafasına takkesini takmakta iken sol omuzunda asılı duran çantanın kayması üzerine çantayı yerinden çıkarıp boynuna geçirmek istedi. Lakin bu sefer çantanın askısı takkeye dokununca takke yere düştü. Takkeyi almak için eğilirken aklından "Takke düştü kel göründü." darbı meselini geçirdi.

Kitaplarla dolu çantanın bu halinden bozulmuş fermuarı "Niteliksiz adam" adlı kitabın bir anda çantadan yer çekiminin etkisiyle dışarı fırlamasına sebep oldu. Yandan hızlıca geçen bir adamın "kitabınız düştü Müslüman!" demesinden büyük bir sevinç duydu. "Kendinizi düşürdünüz bayım" da diyebilirdi. Şükretti bu yüzden. Sağda, türbeye el açmış kadınlar vardı. Allahtan başkasına el açmamış kul Bayram'a doğru yönelmişlerdi. O zaman dedi içimden az evvel yanımdan geçen adam solumdan geçmişti demek ki. Mekâna uygun kitaplar olduğunu hatırladı çantasında. Yani Yunus Emre divanı düşseydi ne olurdu ki? Bütün terslikler beni bulur. Kaderim bu demek ki. Ezan okunmaya başladı. Hocanın sesinde "ben bu camiye hangi aracıların yardımıyla geldim." gerçeğinden eser yoktu. Ezan zaaflarımızı gizler. Kameralar sabah namazına gelen Müslümanları tescilliyordu. Ahirette delil olur mu bu görüntüler acep.

Hadi gir artık camiye. Ücreti ile Kur'an okuyan adamı görmemek için sonradan caminin inşa edilen kısımda kalmayı uygun gördü. Bakara süresinden ayetler okunuyordu. "Onlar iyi gençlerdir sizden anlattıklarına-tebliğlerine karşı bir ücrette talep etmezler." mealindeki ayetler. Cemaatle kılmaktan vazgeçer gibi oldu. Bu sefer kendisi gibi düşünenlerin arkasında saf olduğunu düşünerek imam gibi niyet edip namazı kıldırdı. Cemaat namaza durmadan çıktı.

Kabirlerinden yürüyen merdivenle çıkan insanlar cemaate yetişmek için acele ediyorlardı.

Kaleden dalgalanan bayrağın kendisini takip ettiğini hissediyordu. Bayrağa dönmeye cesaret edemedi. "Bana yukarıdan bakan binalar yapılıyor buralarda, sen ne halt ediyorsun?" diyeceğinden korktu bayrağın.

Arabaya bindi. "bütün bu halleri anlatan bir şarkı sözü yazılsa iyi mi olur acaba "Davet ve İcabet" başlıklı bir köşe yazısına bıraktı yerini şarkı sözü anlamsız geldi. Radyoda Umurumda değil para getiremez ki geri senin o güzel gözlerini mealinde Rum şarkısı çalıyordu. Eskilerin deyimiyle ajans başladı sonrasında. Dönüp Çiçek lokantası'nda damar çorbası mı içsem. Başını kaldırdı. Şehitler vesikalık fotoğrafları ile kendisine bakıyordu konuşmak istiyorlar bana bir şey diyorlar.

Bir şeyler yapın ama bir an evvel olsun der gibi. Bir tanesi hele can yakan bakışlarıyla arabadan inmesine sebep oldu. Karşısında durdu. Dün söylediğin doğruydu dedi adama.

"Biz insan, Türkiye vatan kalsın diye" bir şeyler yapın. Utandı yaşamayı terk etmişlerden biz yaşayalım diye.

"Eskiler bekletilerek yenileşir demek ki" diye mırıldandı yeni liste haberinden sonra.

Trump Arapları onure etmiş öyle mi? Aydınlatılmış dünya figürüne el basmışlar. karartmışlar dünyamızı demek ki.

Derken çorbacıdan ne çok uzaklaştım, bari Karşıyaka Mezarlığı'nın orada ki kavurmacıya uğrayayım birde selam veririm müteveffalara, şeklinde geçirdi aklından. Uzun zamandır uğramadığı kavurmacıya vardığında kendisi yoktu. Dükkan büyümüş güzel bir tadilat yapılmıştı. Gardiyan pardon garsona sordu. Nerede kavurmacı? Abi o artık dışarıda diye cevap aldı.

Eve varmadan kabirdekilere bir dua edeyim duygusuyla kalktı. Bütün ölülere gitsin diye başladı duaya. Tam ayrılmak üzere yeni ölüler ve ölü sahipleri giriyordu ikinci kapıdan. Burada yer kalmamıştır diye seslendi. Karısının mezarına koyacaklar abi dedi amcayı. Yer altına doğru yirmi katlı mezarlar projesi belediyeler ne duruyor. Neyi vardı neden öldü amca? Bir şeyi yoktu çok parası vardı abi diye cevap aldı. Haksız kazançtan ölmüş desene diyecekti diyemedi. 'Bunların yarısı nazardan ölmüştür' deyip geçiştirdi.

Sahi diye düşündü, otopside nazardan, hasetten, haramdan ölmüşlerin ölüm nedenleri tespit ediliyor mudur acaba. Hatta kanı ve sütü bozukluk komplikasyonu sonucu yeryüzünün ıslahı için Azrail'in bunu sebep görerek canları alması gibi bir cümle Adli Tıp kayıtlarına geçecek midir bir gün?

"Gıybet (kardeş eti yemekle eş anlamı)etti ve öldü" şeklinde bir cümle geçiverse otopsi tutanağında ne enteresan(Türkçesi "ilginç") olurdu değil mi?

Uyumamış gözlerin baskısı tüm bedeni istila ediyordu ki trafik ve asayiş kontrolünün ortasına düştü. Ehliyet ruhsat. Ehil bulunmadım abi. Bunun bir belgesi var mı? Sarhoş musun be kardeşim. Abdestliyim daha ne sarhoşu. Lastiklerinde hala kış lastiği. Abi yaz geldi mi ki bu sene Ankara'ya?

Az evvel haksız kazanç nedeniyle biri ölmüş gördünüz mü? Bunlar var ya abi "Yellenirler sesini duyurmazlar, kokusunu saklayamazlar" cemaatinin adamlarıdır.

Yaşayan ölüler ile dünyadan vazgeçenler bir gün birleşirler mi?

Yer altına doğru yirmi katlı mezarlar projesi belediyeler ne duruyor.

Çayı demleyen adam bağışlanmayı hak etmiştir..

veya
BİZE ULAŞIN