Hüseyin Kaya

13 Temmuz 2017, Perşembe

Ninovalı Addas

Kaç gündür Addas'ı düşünüyorum.

Bir tabak üzümle dolanıp duruyor hayal dünyamda.

Benzer bir yüz düşünüyorum kime benzerdi acaba diyorum bir şey belirmiyor.

Küçük ama çok anlamlı bir hikaye ile var oluyor tarih sahnesinde başkaca da bir şey yok.

Bir eylem ve bir sözle sonsuza dek sürdürüyor kendini ve tarihteki yerini alıyor Addas.

İşte hikayesi;

Muhammed (sav) tebliğ görevini yapmak için ne kadar canla başla uğraştığı bilinen bir

gerçek.Aldığı olumsuz cevaplardan yılgınlığa kapılmaz.Bu seferde Taiflilere gider.Karşılık bulmaz yine.Hatta alaya alınır ve sonrasında Taiflilerin büyük bir kalabalıkla hakaretleri,alaya alınması taşlanması söz konusu olur.İnsalığın alçalabileceği durumu idrak etmeniz ve ders çıkarmanız için hadiseyi ayrıntılı okuyup içselleştirin derim.

İşte Resül bu saldırılardan kan ter içinde ayakları taşlarla yarılmış bir vaziyette soluk soluğa bir bahçeye sığınır.Kureyş müşriklerinden Rebia'nın bağıdır burası.Rebîa'nın oğulları Utbe ve Şeybe, Tâiflilerin Peygamber Efendimiz'e yaptıklarını uzaktan görmüşler, merhamete gelmişlerdi. Hristiyan olan köleleri Addas'ı çağırdılar. "Bir salkım üzüm al. Şu tabağa koy! Sonra, onunla şu Zât'ın yanına kadar git ve O'na, 'Bu üzümden ye' de!" dediler.

Addas dediklerini yaptı. Gidip tabağı Peygamberimiz'in önüne koydu. "Buyurun yiyin" dedi.

Peygamber Efendimiz elini üzüme uzatırken "Bismillah" dedi ve üzümü alıp yemeğe başladı.

Addas, Peygamber Efendimiz'in yüzüne baktı ve "Vallâhi, bu sözü bu beldelerin halkı söylemezler ve bilmezler!" diyerek kendi kendine söylenince,

Peygamberimiz O'na; "Ey Addas! Sen hangi diyar halkındansın ve dinin nedir?" diye sordu. Addas; "Hıristiyanım. Ninova'lı bir kimseyim!" dedi.

Peygamber Efendimiz; "Demek sen, O sâlih kişi, Yûnus Peygamberin hemşerisisin?" dedi. Addas; "Sen, Yûnus Peygamberi nereden biliyorsun?" diye sordu.

Peygamber Efendimiz; "O benim kardeşimdir. O bir Peygamberdi, ben de Peygamberim!" deyince,

Addas, sarılıp Peygamberimiz'in başını, ellerini ayaklarını öptü. Müslüman oldu.

Bunu gören Rebîaoğullarından birisi, diğerine; "Senin adamın, gözünün önünde kölenin inancını bozdu!" dedi.

Addas, dönüp yanlarına gelince de,her ikisi birden ona; "Yazıklar olsun Addas sana! Sen O adamın başını, ellerini ve ayaklarını öptün ha!" diye çıkıştılar.

Addas onlara; "Efendim! yeryüzünde bu Zât'dan daha hayırlı bir kişi yok! Bana bir şey bildirdi ki, onu ancak bir Peygamber bilebilir." der.

İnsanlık yeniden kıyamda bu tavırla.Bir soluk aldırıyor tarihe ve yüreğiniz ferahlıyor aklınız toparlanıyor.Vazgeçmemek umut kesmemek gerek diye doğrultuyor insanı.

İşte böyle bir adam Addas.

Gelmiş geçmiş en iyi üzüm ikram eden adam.

Taiflilerin bu zalimliğine karşı meleklerin tavrı ve Peygamberin Allah'a(c.c.) yakarışı ile bitirelim ki bu cümleler üzerinde çok düşünmek lazım.

Melekler "emir buyur Ya Resulellah bu kavmi helak edelim.

"Allâh'ım! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çâresizliğimi, halk nazarında hor ve hakîr görülmemi Sana arz ediyorum.

Ey merhametlilerin en merhametlisi! Eğer bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnet ve belâlara aldırmam!

İlâhî! Sen kavmime hidâyet ver; onlar bilmiyorlar.

İlâhî! Sen râzı oluncaya kadar işte affını diliyorum."

veya
BİZE ULAŞIN