Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

05 Ekim 2015, Pazartesi

Kürtler,katiline aşık olamaz!

Kürtler, ne yazık ki bu coğrafyada Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından bu yana zenci muamelesi gördüler. "Ne mutlu Türküm diyene" hitabından tutun da bir zamanlar her sabah kana kana içtiğimiz andımızda geçen "varlığım Türk varlığına armağan olsun" söylemine kadar her şey Türkler ve Türklük için olmalıydı. Türk harici herkes ve diğer tüm unsurlar ya asimile olmalı ya da varlıklarını Türk varlığına armağan etmeliydiler.

Ülkemizde küresel konjonktürün kuklaları olan odaklar büründükleri "bir ırkı fazlaca imtiyazlı kılarsan diğer ırkı ona düşman etmeyi başarabilirsin" mantığıyla Kürt halkına yıllarca haksızlık yaptılar. Kürtleri ,Türklere düşman etmeye çalışarak tarihin en eski oyununu oynayıp bir bakıma Kürtlere yaptıkları kötülüğün bir mislini de Türklere yapmış oldular. 'Bir ırkı fazlaca ve diğer unsurların inadına övüp iki ırkı birbirine düşürerek aralarında savaş çıkarıp tek zayiat vermeden savaşın galibi olma ve sonunda olay yerine BM yardım konvoylarıyla giderek ilkel halka yardım etme yani olaya ama aslında doğal zenginliklere el koyma" stratejisini Ruanda'da Hutu ve Tutsi kabilelerine uyguladıkları ve yüz günde sekiz yüz bin insanın ölmesine sebep oldukları gibi bizim ülkemizde de daha geniş bir zaman diliminde uyguladılar. Güya milliyetçilik adı altında ırkçılık yaparak, "Türkçülük" adı altında ayrıştırıcılık ve öteleyicilik yaparak Kürt insanını dışladılar.Hor gördüler. Bu ideolojinin bir ürünü olarak sanatçıların 10. yıl marşını söylerken Ahmet Kaya'ya çatal fırlattığı günleri, Kürtçe konuşanın hapse atılıp işkence gördüğü ihtilal günlerini, okulda Türkçe bilmediği için öğretmeninden dayak yiyen Kürt çocuklarını unutacak kadar yaşlanmadık henüz.Amaç belli; Türklerle Kürtleri düşman etmek ve savaştırmak.Ta ki, etkiye karşı tepki kuralına göre ırkçılık ve menfi milliyet fikri Kürtlerin söylemlerine, düşüncelerine ve eylemlerine egemen olsun. Böylece çıkan savaş veya terör eylemleri sonucunda kendilerinden tek zayiat vermeden ,üstelik senelerce yaptıkları gibi her iki tarafa silah satıp ceplerini de doldurarak savaş sonunda güya uzatacakları yardım eli sayesinde ülkemizin kaynaklarından istedikleri gibi yararlanabileceklerini düşündüler. Ne yazık ki küresel güçler bu amaçlarının ilk merhalesini gerçekleştirdiler . Nasıl mı?

PKK 'nın başı Öcalan'ın Demirtaş için "uluslararası proje " demesinden, bölge halkının en büyük sorunu terör olmasına rağmen HDP 'nin seçim bildirisinde bir cümlelik dahi terör sorunundan bahsetmemesinden hatta ve hatta bütün kanallar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın G20 zirvesinde dünya liderlerine yaptığı konuşmayı yayınlarken PKK'nın ve HDP' nin çığırtkanlığını ,küresel güçlerin Türkiye şubeliğini yapan Doğan medyasının HDP'nin yapacağı icraatları yayınlamasından da anlaşılacağı üzere global şer güçlerinin ülkemiz üzerinde bir çıkar ittifakı var.

Demek ki, HDP 'nin ve PKK'nın asıl amacı Kürtlerin haklarını savunmak değil,bunu bahane ederek ve Kürtleri kullanarak uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda onların taşeronluğunu yapmak. Masum bir Kürt genci olan Yasin Börü 'nün kafasını taşla ezip buna "özgürlük mücadelesi " diyen, Kürt çocuklarını değil korumak, bilakis dağa çıkarmayı ve orada ırzlarına geçmeyi misyon edinen bir terör örgütünden bahsediyoruz. PKK ; kanla beslenen, ipleri küresel güçlerin elinde olan bir terör örgütüdür. HDP de Kürt seçmeni temsil edemeyen uluslararası hain güçlerin çıkarları doğrultusunda hareket eden milli ve yerli olmayan bir partidir.

Hayır.Oturuyorum,kalkıyorum,bir türlü anlam veremiyorum. Empatinin dibine vursam ve en saçma şekillerde düşünmeye zihnimi zorlasam da bu mantığı anlayabilmem mümkün değil! Bu neyin sarhoşluğudur? Bu neyin kafasıdır ,Allah aşkına? Katiline aşık olmanın tıpta nasıl bir terimi var bilmiyorum ama ortada bir sarhoşluk olduğu kesin. PKK ,güneydoğuda şehrin göbeğinde elinde taramalı tüfekle kol geziyor.Yol kesip kimlik soruyor.Arabaları yakıyor. HDP 'li belediyenin belediye aracıyla ve bazen hizmet satın almayla kazdığı kanallara PKK mayın döşeyip asker şehit ediyor.Sivilleri katlediyor. HDP 'li vekil, PKK'ya mühimmat taşıyan arabanın içinden çıkıyor. Suç ,yine de Cumhurbaşkanı' nın oluyor.İşin en komik tarafı da paralel medya ve Doğan medyası bunu söylüyor.Bazı insanlar da buna inanıyor.Sonra bir bakıyorum BarışiçintekçareHDP Twitter'da hashtag olmuş!

Yahu arkadaş,aklınızı kimin cebine koydunuz? Mantığınızı hangi rafın üstünde unuttunuz? Hürriyetin saldırıya uğraması üzerine Amerikan Büyük elçisinin apar topar geçmiş olsuna gitmesinden, HDP savunucusu Ahmet Hakan'ın narin burnu için çıkan şamatadan, Doğan şirketler grubuna sahip güya kendi halinde bir iş adamının bir ülkenin Cumhurbaşkanı ile köşe kapmaca oynamaya yeltenmesinden de mi anlayamıyorsunuz, tahlil edemiyorsunuz olayları?

Hadi diyelim ki, evlendirme programlarını bir doz fazla aldınız, hadi tamam belki de Angry Bird oynadınız sabaha kadar da beyniniz sulandı tam tahlil edemiyorsunuz. Tamam da peki en azından Suriye pastasından payını almaya çalışan Rusya'nın bile ezeli rakibi ABD tarafından sırf Türkiye'yi saf dışı bırakmak için terör yollu desteklenmesini de mi göremiyorsunuz? Sırf Müslümanlara savaş açmak için kendi ülkesinde Dünya Ticaret merkezini hak ile yeksan etmiş ama ne hikmetse bir tek Yahudi'nin dahi burnunun kanamamış olmasıyla bir rekora imza atmış bir ideolojiden bahsediyorum. Sırf Türkiye'ye giren Arap sermayesini engellemek için Volkswagen'i batırabilecek ve böylece Volkswagen 'de yatırımı olan Araplara ciddi milyar dolarlık zayiatlar verdirerek ,hatta ne hikmetse hani eski ABD dış işleri bakanı Condoleezza Rice ile gizli anlaşmalar yapıp el sıkışırken resimler çektiren Bin Ladin'in ailesine ait Ladin şirketler grubunun güvenliğini sağladığı (!) hacda ilginç ve ihmal kaynaklı (!) kazalar sonucu Araplara "ayağınızı denk alın ve sermayenizi Türkiye' ye değil bize yatırın" diye parmak sallayabilecek bir yapı bu. O konulara hiç girmeyelim isterseniz. PKK diyorum, bu küresel gücün ülkemizdeki şubesi diyorum. HDP de PKK 'nın kentli versiyonu sadece.

En başta PKK, Kürt halkının haklarını savunmak şöyle dursun Kürt halkıyla özünde örtüşmüyor. Kürt halkı müslümandır. Takva sahibidir. Dinine ve manevi değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır. PKK 'ya bakıyoruz; namazla dalga geçen,kimi haç çıkarıp kimi "keşke herkes Hıristiyan olsa" diye mitinglerde slogan atan,kimi ben Zerdüşt' üm diyen, kimi öldüğünde sırtında şeytan dövmesi bulunan tipler bunlar. Dinsiz, ateist, Marksist ve Leninist, ipleri dışarıda olan bir terör örgütü PKK. Dindar Kürt halkının kendi rızasıyla PKK'ya maddi ve manevi destek vermesi nasıl mevzu bahis olabilir?

Demirtaş'ın saz çalıp gülücük atması, mutfakta sucuk doğraması bu kadar mı kör ediyor gözleri?

Kürt halkı Ak Parti iktidarına kadar bu bölgede temel hak ve hürriyetlerden, sosyal hukuk devletinin nimetlerinden ve adalet ilkelerinin kendilerine uygulanmasından mahrum bırakıldı. Kendilerine dil ve ırk ayrımcılığı yapıldı. Hatta ırkları inkar edildi...Hatırlayın Kenan Evren Paşanın,toprağı bol olsun; "Kürt demek yani doğuda kışları karda yürürken insanların ayaklarından kart-kurt diye sesler çıkıyormuş.Sonra Kürt demişler.Yani öyle bir ırk yok" diye konuşma yaptığını...

HDP 'ye oy verenlerin bir kısmı küresel güçlerin medya ayağı olan muhalif ve paralel medyanın algı operasyonlarının veya Nişantaşı Sanatçı modasının etkisinde kalarak emanet oylarla ,bir kısmı da PKK 'nın zoruyla 7 Haziran seçimlerinde HDP'nin barajı geçmesine sebep oldu. Kürt seçmen, bölgede şiddet, nefret ve anarşi istemiyor. Bu yüzden PKK ile arasına mesafe koydu. HDP'nin düz ovada siyaset yapmasını yani meclise girerek meşru demokratik zeminde bölgenin refahı ve huzuru için gerekli çalışmaları yapmasını umdu.

Oysaki HDP şımarık ve arsız bir çocuk gibi, seçmeninin kendisine isteyerek veya istemeyerek verdiği demokratik zeminde temsil edilme ile ilgili yetkiyi uluslararası camianın yönlendirmesiyle Kürt seçmenin çıkarları doğrultusunda kullanmadığı gibi bölgede anarşi başlattı. HDP, AK Partinin başlattığı çözüm sürecini başarıyla gerçekleştirmesine engel olmasaydı Kürt halkı geçmişte elde edemediği uygar yaşam standartlarını elde etmiş olacaktı.

Ak Parti iktidarı ise, Kürt yurttaşların diğer yurttaşlarla beraber barış, kardeşlik ve ekonomik refah içerisinde yaşamasını istiyor. Bunun için çözüm sürecini başlattı ve çözümün en büyük tarafı oldu. Ak Parti döneminde kamusal alanda Kürtçe konuşmak serbest bırakıldı, Kürtçe siyasi propaganda yapabilmenin önündeki engeller kaldırıldı, Kürt yurttaşların parti kurabilmesinin yasal zemini hazırlandı, Kürtçe yayın yapan TRT ŞEŞ kanalı açıldı, cezaevlerinde Kürtçe konuşmak serbest bırakıldı ve Kürtçe eğitim veren özel okulların açılmasına izin verildi.

Cumhuriyet tarihinde Kürt yurttaşların maddi ve manevi en huzurlu ve güven içinde yaşadıkları dönem yine Ak parti iktidarı dönemidir.

1 Kasım ; teröre, vandallığa, anarşiye, kargaşaya, kavgaya ve kaosa "HAYIR" denilecek tarihi bir gündür. Kürt seçmen kimin ne olduğunu ve kimlerle beraber olduğunu ve ne için çalıştığını çok iyi bilmeli. Dolayısıyla milli ve yerli olmayanlara yani kendi ülkesinin değil dış mihrakların çıkarlarının peşinde koşanlara ve bu çıkarlar uğruna Kürt halkını kullanmaya çalışanlara Kürt seçmenin sandıkta hak ettikleri cevabı demokratik tercihini Ak Partiden yana kullanarak verecektir.