Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

19 Ekim 2015, Pazartesi

Avrupa'nın hasta adamı Türkiye mi ?

Osmanlı imparatorluğuna son döneminde "hasta adam" diyerek , İmparatorluğu; dışarıdan savaşlarla içeriden de dış güçlerin yalakası olan hainlerin işbirliği ile yıkan batı zihniyeti yine sahnede. ''İngiliz Times gazetesi'' Türkiye'yi Avrupa'nın hasta adamı olarak tanımladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da Kral Lear'a benzetti. Şaşırdık mı ? Elbette ki şaşırmadık adamlar İsrail' e kafa tutacak ve İslam alemine ağabeylik yapacak güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Türkiye' yi Irak veya Suriye gibi parçalayıp yönetmek istiyorlar. Bunun için de medyatik algı operasyonlarıyla gerçekleri çarpıtıp Kürtleri Türklerle birbirine düşürmeye çalışarak etnik iç savaş çıkarmak istiyorlar. Bunun için de PKK'yı, HDP'yi, paralel çeteyi, ana muhalefeti , yavru muhalefeti ve malum muhalif medyayı kullanarak yapmaya çalışıyorlar. Arap sermayesi Türkiye'ye akıyor çıldırıyorlar. Türkiye kendi silahını, tankını, helikopterini ve uçağını yapıyor kuduruyorlar. Ey hainler güruhu şunu kafanıza sokun artık Türkiye, eski Türkiye değil ! Türkiye'ye hasta adam demek için hasta bir zihniyete sahip olmak lazım. Türkiye Avrupa'nın ekonomik, siyasal ve askeri açıdan gelecek vadeden en sağlıklı adamıdır. Hatta Erdoğan'ın deyişiyle "Kopenhag kriterlerine göre bir çok Avrupa ülkesinden daha iyi durumdayız.Ama Batı ülkeleri samimi değiller." Zaten onların korkusu da bu değil mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Kral Lear'a benzetmek ahmaklıktır !


Tanzimat döneminden beri ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde bir İslam ülkesi olan Türkiye şaha kalkmıştır. Küresel baronların yerli ve yabancı uşakları bu önlenemez yükselişi durdurmak için her türlü kirli senaryoyu sahneye koydular, koyuyorlar ve koyacaklar. Kral Lear, Shakespeare'a ait bir trajedide yer alan bir karakter. Evlat ihanetine uğrayan ve işin sonunda her şeyini yitirdiği için deliren bir kraldır. Güya Cumhurbaşkanı Erdoğan sarayında düşmanlarına bağırıp çağırdığı ve ülkeyi kutuplaştırarak iç savaş ortamına sokmaya çalıştığı için ''İngiliz Times gazetesine'' göre işin sonunda kral Lear gibi olacakmış...Tesadüfe (!) bak ki Fuat Avni karakterinin tam da çizmeye çalıştığı Tayyip Erdoğan profili de aynen böyle. Güya histerik,her an şüpheci tavırlar içerisinde, çevresine güvensiz, bir çıldırmış kral imajı çizmeye çalışan bu kişilere denecek tek bir şey var;" Yuh olsun size..." Kıskançlığınız yüzünden ağzınızdan salyalar akıyor. Anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan öfkeniz çıldırtmış sizi... Bu kadar istikrarlı, sağlam iradeli, ne yaptığını bilen, seçimlerini hak ve İslam için gözden geçiren bir Cumhurbaşkanını daha önce görmediğiniz için ya şaşkınlıktan aklınız abandone olmuş ya da tek kaynaktan beslendiğiniz için patronlarınızın ağzından çıkanları farklı şivelerde geveleyip duruyorsunuz. Baronların kölesi olmuş Yavuz hırsızlardan başka bir halt değilsiniz. Hem ülkemizi karıştırıyorsunuz ve kaos ortamının oluşması için her şeyi yapıyorsunuz hem de kalkıp şımarık çocuklar veya çirkef lümpenler gibi "O yaptı.Her şey O'nun suçu!" diye Erdoğan'ı suçlu çıkarmaya çalışıyorsunuz. Acaba PKK'ya ve Daeş'e silah veren sizler değil misiniz ? Ülkemizi ajan tarlasına çevirerek iç savaş çıkarmaya çalışanlar sizler değil misiniz? Medyanızda katilleri barış elçileri gibi gösteren sizler değil misiniz ? Doğuda bağımsız Kürt bir devleti kurmak için HDP'yi ve PKK'yı kullanan sizler değil misiniz ? ABD ve AB'nin artık ikiyüzlü oyunlarından bıktık. Türkiye'yi dünyanın güçlü ülkeleri arasına sokan, İsrail'e "one minute" çeken ve mavi Marmara ile "DUR" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kaçık kral Lear'ın ne alakası var... Biliyorum öyle olmasını istiyorsunuz ama avucunuzu yalayacaksınız. Köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı. Sözcü gibi malum gazeteler bu tip anti- Erdoğanizm haberlerine balıklama atladılar boyunlarını kırdılar...

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden elin gavuruna ne?

Sahi İngiliz medyası Cumhurbaşkanlığı sarayından niye bu kadar rahatsız olmuş ki anlamak mümkün değil. İngiliz medyasına bir bakıyoruz. Sürekli bizim Cumhurbaşkanı Külliyesinden bahsedip duruyorlar. Aman Allah'ım! Nasıl olur da onlara ait olmayan ve onlara hizmet etmeyen bir mekan bu kadar haşmetli olabilir! Nasıl olabilir de bir müslüman ülkesinde bu denli kapsamlı bir Cumhurbaşkanlığı temsil binası olabilir? Kraliyetle yönetilen bir ülkenin ,ihtişamı eleştirmesinden daha ironik bir şey olabilir mi? Yoksa kıskanıyorlar mı ? İlle de bir sarayı eleştirmek istiyorlarsa dünyadaki bütün entrikaların tertiplendiği kraliçelerine ait sarayı eleştirsinler.

"Katil Erdoğan" sloganını manşet yapan kim ?

''Independent ve Guardian gazeteleri'' malum muhalif medya gibi Ankara katliamından halkın , Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı suçladığını yazmış. Desenize Selahattin'e gün doğdu .Yine sırıtıp sırıtıp dolaşacak.

''Financial Times gazetesi'' Ankara katliamıyla Türkiye halkının derin bir biçimde bölündüğünü ve yönetilemez ülkeye dönüştüğünü vurgulamış. Neymiş; " Zaten Türkiye ekonomik ve siyasal istikrarsızlık darboğazında sıkışmış bir biçimde bulunduğu için katliamın sonuçları kontrol edilemez bir hal alacakmış. " Vah vah çok üzüldük. Ya biraz da magazin haberi yapsanız da İngiliz halkı mutlu olsa hani diyorum...Sürekli arabeks edebiyatı kabak tadı verdi.

''İngiliz Times gazetesi'' paralel çetenin avukatı olmuş. Efendim neymiş şey.. "Gülenist deneyimli polisler görevden alındığı için Türkiye bu tür saldırılara açık hedef haline gelmiş. Bak sen şu Ak Partinin yaptığına!... Hiç deneyimli darbeci polisler görevden alınır mı?

''Daily Telegraph gazetesi'' Türkiye' nin Pakistanlaştığını seslendirmiş. Efendim Pakistan gizli servisinin hem Taliban'la hem de El-Kaide ile ikili oynadığı gibi MİT de DAEŞ 'le ikili oynuyormuş. Hadi farz-ı muhal olarak diyelim ki öyle. Ülkelerin gizli servislerinin gizli ilişkiler içerisinde olmasından ve gizli işler çevirmelerinden daha normal ne olabilir? Adı üstünde "gizli servis". Üstelik Daily Telegraph gazetesi neden bu konu ile bu kadar ilgileniyor? Demek ki İngilizlerin menfaatlerine dokunan bir konu var burada. Biz onların gizli servislerinin karıştırdığı naneleri soruyor muyuz?

Bir de CHP İzmir Milletvekili Musa Çam ingiliz basınına demeç patlatmış: "Erdoğan sonunda kelepçelenecek, yargılanıp hapse girecek." Hayırdır Musa amca yerli basın artık seni kesmiyor mu ? Bir de CHP'nin seçim falına bakıp yorumlasan; Venüs'ün hareketleri bu ara pek bir dikkat çekici...

Yiğidi öldür ama hakkını yeme. AB liderlerinden Ankara katliamıyla ilgili doğru tespit yapanlar da yok değildi hani... Almanya Başbakanı Merkel "demokrasi ve barışı hedef alan korkakça bir eylem" demiş sağ olsun... Yine Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier de "Türkiye'nin demokratikleşme sürecine bir saldırı" olduğunu ifade etmiş eksik olmasın. Suçlunun PKK ve HDP olduğunu kabul ettikleri sürece bu yorumların bizim için bir sakıncası yok doğrusu.

Bu arada emniyet güçleri canlı bombaların kimlik bilgilerini tespit ederek katliamın DAEŞ ve PKK ortak yapımı olduğunu kamuoyuyla paylaştı. Ayrıca sosyal medyada Ankara'da patlama olacağını 9 saat önce paylaşan HDP'li ve PKK'lı iki şüpheli sağ olsun (!) twitter'ın kişilerin bilgilerini paylaşmasıyla gözaltına alındı. Selahattin ve arkadaşlarının kulakları çınlasın...

Hürriyet gazetesi hür mü?


3. Havalimanıyla ilgili acele kamulaştırma kararının yürütmesini Danıştay durdurmuş. Hürriyet gazetesi de bu olaydan ayrı bir haz alarak mutlu olmuş. Ama söz konusu Frankfurt havalimanıyla ilgili temel atma töreni olunca "Frankfurt Havalimanı'ndan müjdeli haber" başlığını atarak sevincini dile getirmiş. Sahi Hürriyet gazetesi ne zamandan beri Alman usulü takılıyor.. hatırlayamadım da...

Yerli Otomobilde nereden çıktı şimdi !

Vay be ülkemiz yüzde yüz yerli otomobil yapmış.Zaman gurur zamanı diye haykırarak "Doğan medyasına bir göz atalım" diyoruz. Aman Allah'ım bir de ne görelim "Evet araç Cadillac!" manşetiyle yerli otomobili kötüleme ve yerme girişimleri satırları doldurmuş. Allah aşkına biraz yerli ve milli olun ya... Halkın hevesini kursağında bırakmayın. Anladık, bu durum çıkarlarınıza ters düşüyor. Ama en azından "Benim ülkem ,benim devletim otomobil üretiyor " diye yalancıktan da olsa seviniyormuş gibi yapın. Yoksa bir bakmışsınız ki Zaman gazetesi gibi yumurta kartonu oluvermişsiniz.

Aziz Sancar abimizden BBC'ye kapak gibi cevap

BBC röportajında Sancar'a "Türk'müsünüz?" diye sorduklarında kızdığını belirtiyor ödüllü profesör: "Kızıyorum ona, çünkü bunlar Allah'ın gavuru, orayı karıştırdılar yüz yıl önce, hâlâ karıştırıyorlar. İngiltere'de kaç çeşit etnik grup var, ben sana soruyor muyum? ABD'de Katolik'i var, Alman'ı, İngiliz'i var. Nerelisin deyince "Amerikalı" diyor, o kadar. Onlar illa yok Kürt müsün, yok Arap mısın?" Fazla yoruma gerek var mı? Neyse ki zeki ve milli bir profesöre denk geliyor BBC ve gereken cevabı da alıyor.Nobel ödülü almış bir profesöre sorulacak ne kadar da uygun (!) bir soru değil mi?

veya