Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

14 Aralık 2015, Pazartesi

Bahçeli de Selahaddin Eyyubi'yi gördü

Rusya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlunun güya DAEŞ 'ten petrol aldığını ve kızının da DAEŞ 'in yaralılarını Türkiye'de tedavi ettirdiğini söyleyerek Erdoğan'a ve ailesine çamur atmaya çalışıyor.

Ey Rusya ! Elinde varsa kanıtın ortaya koyarsın iddianı ispat edersin yoksa bu işkembe-i kübradan attığın iftiralar yüzünüze yapışır...

Herkesin bildiği bir şeyi hadi ben de söyleyeyim. DAEŞ 'in petrolünü satın alan ve dünyanın değişik ülkelerine satan kişi Rus ve Suriye vatandaşı olan George Haswani 'dir.

DAEŞ 'in petrolünden en çok nemalanan Rusya'nın bizzat kendisidir. Rusya önce Esed 'le ve DAEŞ 'le olan kirli petrol ilişkilerini sorgulasın sonra saçmalasın...

"Rusya devlet başkanının sözlerine bakarak, Erdoğan ve ailesini petrol kaçakçısı olarak görmemiz eşyanın tabiatına aykırıdır... Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın bu kadar aşağılanması devletimizin saygınlığını zedelemiş, gururumuzu incitmiştir...Muhtemelen Rusya ''Paralel Yapının'' eline geçmiştir, bu yalanı ortaya atmıştır. MHP, Moskova'dan seslendirilen vahim iddialara bel bağlamayacaktır...''
diyen MHP lideri Devlet Bahçeli'yi hakkın ve haklının yanında durduğu, ülkemizin birlik ve beraberliğini pekiştirecek dik bir tutum sergilediği için tebrik ediyorum.

Rusya'nın yürüttüğü psikolojik savaş, siyaset üstü bir meseledir. Türkiye'nin kenetlenerek dik durması elzemdir.

Ey Hüseyin Abbasi sen kimin kuklasısın ?

Türkiye 2,5 milyon Suriyeli sığınmacıyı kabul etti ve onlar için tam tamına 9 milyar dolar para harcadı. Ama kimse Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı insanlığa ve barışa olan katkısından dolayı Nobel barış ödülüne aday göstermedi. Halbuki 40 bin sığınmacıyı kabul edeceğiz diyen politikacılar aday gösterildiler...

Demek ki Nobel barış ödülü tamamen politik bir mesele. Liyakatten ziyade ,baronlara olan sadakate göre veriliyor…

İşte bu durumu pekiştiren son bir olayda Tunus'ta çoğulcu demokrasiye katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü kazanan Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsünden biri olan Tunus Genel İşçi Sendikası Başkanı Hüseyin Abbasi,utanmadan Ortadoğu'da yaşanan olaylardan Türkiye'yi sorumlu tuttu.

Abbasi, "IŞİD'in arkasında Türkiye ve Katar'ın olduğunu, her türlü desteği verdiklerini zaten herkes biliyor" diyerek hayasızca Türkiye'ye iftira attı.

Böylece Nobel barış ödülünü aslında nasıl kazandığını ve niçin layık görüldüğünü İslam alemine göstermiş oldu...

Son günlerde yerli ve yabancı muhalif kesim DAEŞ üzerinden Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çamur atmaya çalışıyor.

Her ne kadar bunlar münferit olaylar gibi görünse de resmin bütününe baktığımızda çamur atanların birer kukla olduğunu ve üst bir akıl tarafından yönlendirildiklerini esefle görüyoruz...Yazıklar olsun...

Çağımızın Selahaddin Eyyubi'si...

Müslümanlara her nerede olurlarsa olsun sahip çıkan, şeair-i İslamiyeyi her yerde ihya etmeye çalışan ve zalimlerin yüzlerine hakkı çekinmeden haykıran Recep Tayyip Erdoğan'ı; bütün ömrünü harp meydanlarında geçiren, Ortadoğu'daki Haçlı varlığını yıkıma uğratan ve Ortadoğu-İslâm dünyasının gücünü bütün dünyaya gösteren Selahaddin Eyyubi'ye benzeterek; "Çağımızın Selahaddin Eyyubisi'ne en kalbi muhabbetlerimi takdim ediyorum" ifadesini kullanan Ümit Meriç'i kutluyorum.

Yarasa gibi güneş ışığından rahatsız olan muhalif medya bu sözlerinden dolayı Ümit Meriç'i topun ağzına koymaya çalıştı ama nafile...Her zaman olduğu gibi yine avuçlarını yaladılar. Bahçeli bile Cumhurbaşkanı Erdoğan'daki Selahaddin Eyyubi ruhunu farketmişken Doğan Medyası ve Paralel Medyanın zırvalarına kimse kulak asmaz artık.

Hatta bazıları Alev Alatlı'nın geçen yılki konuşmasını yeniden gündeme taşımaya çalıştı. Ne demişti Alev Alatlı ? Şöyle bir hatırlayalım;

''George Orwell, Recep Tayyip Erdoğan'ı ayakta alkışlar''

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde edebiyat alanında ödül alan, Gezi kalkışmasında gençleri isyana teşvik eden yazarları ''Bir kalem darbesiyle atar ergenleri sokağa döken yazarın yaptığı helal değildir" sözüyle eleştiren Alev Alatlı, teşekkür konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hitaben "Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı'' demişti. Peki bu söz gerçekten doğru muydu ?

Hadi hep beraber George Orwell'in yaşamı boyunca seslendirmeye çalıştığı fikirlere bir göz atalım ! Sonra karar veririz...

George Orwell , İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından biri.Yaşamı boyunca dar gelirli orta direğin yaşantısına ayna tutmaya çalışmış. Yoksul insanların umutlarını ve hayallerini teker teker öldüren geçim derdine ve tekdüzeliğe isyan etmiş.Kapitalizmin en büyük tuzağı olan reklamcılıktan nefret etmiş.Sosyal adaletsizliğe karşı kalemiyle mücadele etmiş. Totalitarizme karşı savaşmayı hayatıyla simgeleştirmiş.Emperyalist sistemin acımasız uygulamalarını eserlerinde büyük bir öfkeyle seslendirmiş.Parasız pulsuz kalan, açlık içerisinde sabahlayan, yersiz - yurtsuz yaşayan ve zenginler tarafından aşağılanan insanların haklarını her platformda dile getirmiş biri...

Bu nedenle; "Dünya beşten büyüktür " ve "Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada kimse masum değildir" diyen, yoksullara ve mazlumlara yönelik çifte standart uygulanmasına karşı çıkan, Afrika'da ve Ortadoğu'da katledilen insanlara karşı sergilenen kayıtsızlığa sert tepki gösteren ve dünyada sosyal adaletsizlikle mücadelede üstün çaba harcayan, her zaman ve mekanda zengin ve güçlü Avrupa ülkelerine insanlık dersi veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı George Orwell görse değil ayakta alkışlamak onun çırağı olmak isterdi...

veya