Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

04 Ocak 2016, Pazartesi

Selahattin ve Figen'in dokunulmazlığı kalkmalı!

Selahattin'in, Demokratik Toplum Kongresi'ndeki ; ''...Kürtler artık kendi coğrafyasında siyasi irade olacaktır. Kürdistan Ortadoğu'nun orta yerinde bir güneş gibi ışıldıyorsa ; dostlarımız, 'et ve tırnağız' diyenler bundan mutluluk duymalı. Güç verilmeli, omuz omuza olunmalı. Gelecek yüzyılda Kürdistan statüsü olacak. Belki federal devletleri, belki bağımsız devletleri olacak...'' ifadeleriyle bağımsız bir Kürt devleti kurma niyetini seslendirdiğini kulaklarımıza inanamayarak dinledik.

Milletin meclisteki vekili olabilmek için edilen yeminde; " Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma... büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim... " cümlelerini söyleyen sen değil miydin?

-"Devletin varlığı ve bağımsızlığını" dedin. Ama hangi devlette yaşadığının farkında bile değilsin. Türkiye Cumhuriyeti burası.Eğer vekilsen bu ülkenin varlığını ve bu ülkenin bağımsızlığını koruyacaksın.İşkembenden uydurduğun bir "Kürt Devletinin" değil!

-"vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü" dedin. Bırak korumayı şimdi kalkmış sen vatanı ve milleti bölmeye çalışıyorsun.

-"milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma " dedin. Bu Türkiye milleti ,kayıtsız şartsız egemenliğe sahiptir.Sen kalkmış bu millete zulüm ediyorsun, milleti-millete karşı kışkırtıyorsun, temsil ettiğini iddia ettiğin seçmeninin hayatını zindana çeviriyorsun.

-"büyük Türk milleti önünde " dedin.Senin karşında durduğun milletin ne denli büyük ve köklü bir yapıya sahip olduğunu belli ki hiç ama hiç umursamıyorsun.

-"namusum ve şerefim üzerine ant içerim" dedin.Yeminin diğer kısımlarındaki hiç bir sözü tutmadığına göre son kısım hakkında soru işaretleri oluşması da gayet normaldir sanırım.

Belli ki sırf vekil maaşı almak , televizyonlarda endamını göstermek, milleti-millete karşı kışkırtmak, halkın huzurunu bozmak, barışı örselemek, ülkeyi karıştırmak,dış odakların kuklalığını yapmak ve dokunulmazlıktan yararlanmak için namusun ve şerefin üzerine söz vermişsin.

Sorarlar adama; "Onlardan sende olduğuna gerçekten emin misin?" diye...Yok hayır zaten olmayan bir şey üzerine yemin edersen zaten yeminin geçersiz sayılır.

Üstelik yeminin her cümlesinden geri dönen ve tersini yapan birisi olarak da vekillikten çıkarılma konusunda kendi kendine fetva vermiş olursun.

Bu adamın tez elden dokunulmazlığı kaldırılmalı ve hukuk önünde hesap vermesi sağlanmalıdır.

Bu ülkede doğacaksın, doyacaksın ve gül gibi yaşayacaksın sonra da yabancı şer odaklarının maşası olarak ülkede iç savaş çıkarmak için yırtınacaksın ! Ülkeyi bölmeye çalışacaksın. Bunun adı nankörlüktür... İhanettir...Haddini bilmemektir...

Ak Parti iktidarı çözüm sürecinde size daha önce hayalini bile kuramayacağınız imkanları sunmadı mı? Sundu...Peki sizler ne yaptınız ? Güneydoğu Anadolu Bölgesini cephaneliğe çevirdiniz ! Hendekler kazdınız, barikatlar kurdunuz , tuzaklar hazırladınız. Belediyeleri PKK'nın arka bahçesi yaptınız...Cumhurbaşkanına her gün hakaretler ettiniz....

Şimdi utanmadan tekrar çözüm sürecine dönülmesini istiyorsunuz
öyle mi ? Yemezler kardeşim sizin ne mal olduğunuz ortaya çıktı...Ya adam gibi Türkiye partisi olursunuz ve bölgenin sorunlarını meşru siyaset zemininde mecliste çözüme kavuşturmak için çabalarsınız ya da ''Anayasal düzene başkaldırmak, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak'' suçlarından dolayı ömrünüzü demir parmaklıklar arkasında geçirirsiniz...

Bu halkın bir kısmı size güvendi ve oy verdi. İnsanları hayal kırıklığına uğrattınız. Terör örgütüyle aranıza mesafe koymadınız. Askerin ve polisin şehit edilmesine tepki göstermediğiniz gibi 'oh olsun' diyerek sevindiniz. PKK 'lı teröristlere sahip çıktınız. Cenazelerine katıldınız. Şimdi de kalkmış 'Bağımsız Kürt Devleti' kurmaktan bahsediyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti elbette size haddinizi bildirecektir.

Figen, ne zaman haddini bilmeyi öğrenecek !

DTK bildirgesinde imzası olan HDP eş genel başkanı Figen, Van'da yaptığı konuşmada "Yıllar boyunca dokunulmazlıkları kaldırma ve siyaset yasağı yoluyla sayısız kez, bu halkın siyasi iradesine saldırı düzenlediniz. Durduramadınız, caydıramadınız, geriletemediniz. Aksine daha güçlü geldik. 7 Haziran'da 80 milletvekili ile Meclis'e girdiğimizde kimyanız bozuldu, tarumar oldunuz. Sıkıysa gelin" diyerek devlete meydan okudu. Ya siz ne kadar şımarık ve küstahsınız ! Halkı, seçim öncesi takiyye yaparak tüm Türkiye'nin partisiyiz diyerek, cici çocuk görüntüsü vererek kandırdınız... Şimdi de 'bağımsızlık istiyoruz' diyerek gerçek yüzünüzü gösteriyorsunuz.

Böyle bir talebi ABD, AB veya Rusya'da seslendirebilir misiniz ? Seslendirseniz özgür dünyada aktif siyaset yapmaya devam edebilir misiniz ? Tabii ki hayır...Her ülke gibi Türkiye'de toprak bütünlüğünü ve devletin üniter yapısını korumak için bölücü terör örgütünün kökünü kazıyana kadar terörle mücadeleye devam edecektir.

Acaba HDP' yi hepten kapatmak en doğrusu mu? Tabii ki, buna 'hayır' diyoruz. HDP kapatılmamalıdır. Ancak HDP' de haddini aşan ve suç işleyen vekiller kişisel olarak cezalandırılmalıdır. HDP, parlamentoda bölge insanının sorunlarını meşru zeminde seslendirmeli ve ülkenin ilerlemesi için elinden gelen katkıyı yapmalıdır. Türkiye'nin demokratik mozaiğinde HDP var olmaya devam etmelidir...

Fakat HDP'nin başındaki haddini bilmeyen bu eş genel başkanlarla bu işi yürütmesi olanaksız gibi görünüyor. HDP kendini yenilemelidir. Türkiye'yi ve Türkiye halkının hassasiyetlerini bilen, insan haklarına saygılı, yerli ve milli olan yeni eş başkanlarla yoluna devam etmelidir. Bölücü terör örgütüyle arasına mesafe koymalıdır. Yasalar çerçevesinde demokratik adımlar atmalıdır. Aksi takdirde HDP ilk genel seçimde barajın altında kalarak boğulacaktır...

Putin İsrail'de yılın insanı seçildi !

Jerusalem Post gazetesinin yaptığı kamuoyu yoklamasına göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin İsrail'de 'yılın insanı' seçildi.

Putin'in İsrail'in gönlünde taht kurmasına, uçak krizinden sonra Türkiye'ye karşı takındığı düşmanca tutum neden olmuş olabilir mi ?

28 Haziran 2012 tarihinde Youtube'da yayınlanan bir videoda İsrail başbakanı Netanyahu ülkeler arası diplomatik geleneklere aykırı olarak Putin'i oturarak karşılıyor.

İşin ilginç yanı bu durumdan Putin hiç ama hiç rahatsız olmuyor. Bu diplomatik rezaleti Rus medyası da görmezden geldi...

Düşünsenize tüm dünyaya meydan okuyan Putin, Netanyahu'nun ayağı kalkmamasından gocunmuyor...

Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü ! Durup dururken İsrail halkı Putin'i yılın insanı seçtiyse 'Bunun altında Türkiye düşmanlığı mı yatıyor' diye sormadan edemiyoruz .

Ülkesini ekonomik açıdan dar boğaza sokan, Suriye'de masum çocukları, kadınları, yaşlıları ve sivilleri öldüren, Türkmenleri katleden, 400.000 insanın katili ve 12.000.000 insanın göçmen olmasına neden olan Esed'e arka çıkan, DAEŞ petrolünden nemalanan, DAEŞ'e silah satan ve Suriye'ye 'DAEŞ'e karşı savaşmaya geldim' deyip konuşlanan ama DAEŞ'e karşı savaşmak yerine masumları katleden Putin, İsrail'e göre " yılın insanı olmayı" hak ediyorsa sizce de İsrail'in İNSAN tanımında bir sorun yok mu?

Hitler Almanya'sı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan gezisi sonrası yaptığı açıklamada başkanlık sistemine değinerek; " 'Üniter devlette başkanlık sistemi yoktur' diye bir şey yok. Şu an zaten dünyada bunun örneği var. Geçmişten bu yana da var. Yani Hitler Almanya'sına baktığımızda orada da bunu görürsünüz. Daha sonra değişik ülkelerde bunun örneğini görürsünüz. Yeter ki bütün mesele o başkanlık sisteminin uygulamada halkını rahatsız eden bir yapısı karakteri olmasın'' ifadelerini kullandı.

Muhalif yerli ve yabancı medya hemen ;"Erdoğan, başkanlık sistemini getirerek Türkiye'yi Hitler'in Almanya'sı gibi yapmak istiyor. Yani Hitler olmak istiyor" diyerek çamur atmaya başladı...

Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık sisteminin dünyada üniter devletlerde de uygulandığını buna örneklerden bir tanesinin geçmişteki Almanya olduğunu, başkanlık sisteminin sadece federal devlet yapısının bulunduğu ülkelerde bulunduğu iddiasının yanlış olduğunu bir örnekle açıklıyor.

Cumhurbaşkanının İfadelerini çarpıtıp Türkiye'yi uluslararası arenada zor durumda bırakmanın ne alemi var anlamak mümkün değil ! Her şeyden önce bu tür yıpratıcı yayınlar ülkemize zarar veriyor...Anlaşılan muhalif medyanın işi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek...

Özgür Düşünce Gazetesi

Bugün gazetesinden kovulan yazarlar Özgür Düşünce Gazetesi'ni çıkarmaya başlamışlar. Yazıları okuduğunuzda kendinizi Suriye'de ya da Irak'ta sanabilirsiniz.

Hadiselere kapkara bir gözlükten ve öyle pesimist bir bakış açısıyla bakıyorlar ki tahmin edilebilecek gibi değil. Ve her yazıda istisnasız Cumhurbaşkanına iğneleme söz konusu...

Yazılardan bazılarının bahsettiği konular şöyle ;

2015 yılını zulüm yılı ilan etmişler...
2016 yılı da ülkemiz açısından karanlık geçecekmiş...
Ülkemizin durumu, okyanusta büyük dalgalar arasında rotasını şaşırmış, batmak üzere olan büyük bir gemiye benziyormuş...
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde iç savaş varmış...
Güneydoğuda Asker ve polis sivilleri katlediyormuş...
Türkiye, İsrail'in güdümüne girmişmiş !
Rus uçağı düşürülemezmiş !
Türkiye hatalı iç ve dış politikalar yüzünden dünyada yalnızlaşmışmış...
Basın özgürlüğü yokmuş !
PKK muhatap kabul edilerek çözüm sürecine dönülmeliymiş...
HDP bağımsız Kürt devleti ilanında haklıymış...
Tayyip Erdoğan başkanlık sistemini getirerek ömür boyu padişah olmak istiyormuş...
Hizmet hareketi terör örgütü değilmiş...
Fetullah Gülen masummuş...
Hizmet erlerine (!) terörist muamelesi çok yanlışmış...
Ekonomi iflas etmek üzereymiş...
Miş miş de miş miş....Bunların hepsi deli saçması şeyler...Elle tutulur bir tarafı yok...

Ya arkadaş ! Fetullahçı Terör Örgütünün bu kadar suçu ortaya çıktığı halde siz hangi masumiyetten söz ediyorsunuz ?

İsterseniz Paralel Devlet Yapılanmasının şöyle bir suçlarını sayalım !
Seçilmiş meşru hükümeti yıkmak için yapılan darbe girişimleri, masum insanları düzme dosyalarla hapse attırma,iş adamlarını, politikacıları ve subayları tuzağa düşürerek bunun kaydını alma ve sonra da şantajla iş gördürme, yalan- dolan, hile, tehdit, hukuka aykırı dinleme, sınav sorularını çalma, imam hatiplerin açılmasına engel olma, Müslümanları tesettürden soğutmaya çalışma, içki içmeye ve zina yapmaya fetvalar verme, yabancı gizli servislere devlet sırlarını jurnalleme , yabancı ülkelere Türkiye'nin itibarını zedeleyici şikayetlerde bulunma, himmet paralarını lobi faaliyetlerinde kullanma, dini istismar ederek para toplama,holdinglere vergi incelemesi yaptırarak sahte raporlarla onları ele geçirme, yargıyı kullanarak iş adamlarından şantajla para alma veya şirketlerini ele geçirme, kamu arsalarını yasa dışı ele geçirme, Avrupa birliği teşvik fonlarını kendi eğitim kurumlarına ve şirketlerine aktarma, medya ile algı operasyonları yapma, PKK ve HDP'yi kullanarak ülkeyi bölmeye çalışma, Rusya ile Türkiye arasında savaş çıkartmaya çalışma, yürütmeye, yasamaya, yargıya ve devletin tüm kilit noktalarına sızma, askeri ve siyasi casusluk vs....Anlaşılan o ki, ayılara kaval çalıyoruz...

Radikal gazetesi yazarı ne demek istiyor ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz görüşmesinde Stratejik İşbirliği Konseyi kurulması kararı ve Suudi Arabistan ile 5 yılda 613 milyar dolarlık ticari anlaşma mutabakatı sağlanmış.

Ne hazindir ki, Radikal gazetesinin bir yazarı tüm bu gelişmeleri alaya almış. Suudi Arabistan'ı küçümsemiş... Türkiye'nin dış politikalarına zehir zemberek eleştiriler yöneltmiş...Türkiye tarihinde ilk defa AB ye gerçekten girme fırsatı yakaladı. Beyefendi tebrik edeceği yerde AB süreci de yakında çuvallar demiş...2016'nın karanlıktan başka bir şey getirmeyeceğini de söylemeyi ihmal etmemiş.

Kardeşim eski Türkiye'yi unutun artık ya...Korkak, pısırık ve sesi çıkmayan Türkiye tarihte kaldı. Artık yeni, güçlü, iç ve dış politikada ses getiren bir Türkiye karşımızda duruyor.
Dış politika satranç oyununa benzer. Sabitlik ve durağanlık yoktur. Ayakta kalmak için her an can alıcı hamleleri yapmak zorundasınızdır. Türkiye'nin de ulusal çıkarları neyi gerektiriyorsa Cumhurbaşkanı o adımları atıyor işte, hepsi bu.

Ya ortada 613 milyar dolarlık bir ticaretten bahsediyoruz. Böylesine yüksek bir meblağ için 3. dünya savaşı çıkartırlar. Rusya ile olan 9- 10 milyar dolarlık ticaret sıkıntıya girdi diye etmediğiniz laf kalmadı...

Burada 613 milyar dolar gibi bir rakamdan söz ediliyor, medyada tık yok... Dünyanın en zengin insanının 70-80 milyar doları olduğu düşünülürse böyle bir paranın Türkiye'nin kasasına girecek olması Cumhurbaşkanımızın üstün bir başarısı değil de nedir !

Gerçekten ben anlayamıyorum bazı şeyleri... Sizler Türkiye'nin ulusal çıkarlarını mı savunuyorsunuz yoksa başka bir ülkenin mi ? Ülkesine gönül vermiş her yurttaş böylesine hacimli bir ticaretten ancak gurur duyar.

Türkiye, Suudi Arabistan ile zaten dost ve kardeş bir ülke değil mi ? Ortadoğu'nun kritik bir süreçten geçtiği bu dönemde iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin kurulmasının kime ne zararı var...

Bu durumdan İran ve Rusya'nın gocunmasını anlıyorum da size ne oluyor onu anlayamadım !

veya