Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

20 Ocak 2016, Çarşamba

Bizim ''Mandacılar'' keşke Fransa için de bir bildiri yayınlasalar!

Paris saldırılarından sonra Fransa artık eski Fransa değil.
DAEŞ korkusu Fransa'nın her karış toprağına kara bulut gibi çökmüş durumda.
Ülkede güvenlik kaosu yürekleri ağza getirmiş halde.
Jandarma ve polis,tüm okulları muhasara altına almış ,terör paranoyası Fransızların psikolojisini fena halde bozmuş durumda.
Ülkede gerçekleşen bir kısım DAEŞ saldırılarının, halk arasında paniğe neden olmaması için hükümet tarafından gizlendiğine dair dedikodular etrafta dolaşıyor.
Bizde terör saldırılarından sonra konan yayın yasağını eleştirenlerin kulakları çınlasın...Fransız hükümeti değil yayın yasağı koymak, terör saldırılarını ulusal çıkar gereği örtbas etmeye çalışıyor !
Polis, Paris çevresindeki 2000 öğrencili bir okulu olası terör saldırısına karşı tahliye ediyor. Kimseden çıt çıkmıyor...
Paris civarındaki 3 cami , terör propagandası şüphesiyle kapatılıyor ! İbadet hürriyeti filan gündeme gelmiyor...
Polisin şüphelendiği evlere baskın düzenlemediği gün neredeyse yok gibi. Bireylerin anayasal özgürlüğünü seslendiren yok !
Polis şüphelendiği kişileri sorgusuz sualsiz gözaltına alıyor. Medya ve akademisyenlerin gıkı çıkmıyor...
Paris'te karakola zorla girmeye çalışan bir sığınmacı , polis tarafından gözünün yaşına bakılmadan öldürülüyor. Kimse polise katil demiyor. Herkes olayı terörle mücadele kapsamında anlamaya çalışıyor...
Yine Charlie Hebdo'nun yıldönümünde Perşembe günü karakola girmeye çalışan birini polis oracıkta öldürüyor. "Katil devlet" sloganını seslendiren yok !
Olası terör saldırıları ve tehditler Fransızların özgürlüklerini ellerinden kısmen almış gibi. Ancak can tatlı olduğu için yakınan yok !
Böyle bir karanlık atmosferde Fransız akademisyenler barış bildirgesi adı altında Cumhurbaşkanı Hollande'a haddini bildirmeye kalkmıyorlar.
Fransız medyası, teröre karşı önlem almaya çalışan ve terörle mücadele eden Cumhurbaşkanı Hollande'ı hedef tahtasına koyarak diktatörlükle suçlamıyorlar.
Fransız politikacılar, ülkeye egemen olan güvenlik kaosunu siyasi rant olarak görüp seçim malzemesi yapmıyorlar.
Ekonomistler, Fransa'nın içinde bulunduğu güvenlik krizi sarmalını, işsizlik ve yoksullaşma problemini her gün kargaşaya neden olacak şekilde irdeleyerek Fransız ekonomisinin çöküş sürecine girdiğini yazıp çizmiyorlar.
Bizdeki bir kısım köşe yazarları ise takılmış plak gibi Ak Parti iktidara geldiği günden beri her gün 'ekonomi çöktü çökecek' deyip duruyorlar...
Görüldüğü üzere dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan Fransa'da bile DAEŞ terörü Fransızların hayatını cehenneme çevirebiliyor. Devlet ülkenin birlik ve beraberliği için bireysel özgürlükleri geçici olarak askıya alarak terörle mücadele edebiliyor. Bu durumu yurttaşlar terörle mücadele bağlamında kabul etmiş durumdalar.Kimse isyan etmiyor hatta işbirliği yapıyorlar polis ve hükümetle...
Ülkemizde de emperyal güçlerin maşası olan PKK, Güneydoğu Anadolu'nun bazı ilçelerinde terör estirerek iç savaş çıkarmaya çalışıyor.
Güvenlik güçlerimiz de canları pahasına azami teenniyle teröristleri ölü ya da diri etkisizleştirme faaliyetini yürütmeye çalışıyorlar. Sağ duyu ve aklı selim sahibi olan halkımızın büyük bir bölümü bu vaziyeti terörle mücadele bağlamında görüyor.
Teröristlerin ülkeyi bölmeye çalıştıkları hengamda aydın geçinen karanlık odaklar ve muhalif medya ise; Beyaz Show'da terör propagandası yapan sözde öğretmen bozuntusunu masum göstermeye, doğru düzgün akademik çalışması olmayan sözde akademisyenlerin bölücülük içeren bildirisini düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirmeye ve bölücü terör örgütü PKK'ya terör tozu kondurmamaya çalışıyorlar.
Bu zevat, yaşanan gerçekleri çarpıtarak ve algı operasyonlarıyla devletin Kürt halkını yediden yetmişe katlettiği iftirasını tüm dünyaya yayma derdindeler...Ta ki küresel güçler, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında ülkemizi işgal etsinler...
''Tayyip düşmanlığı'' bizdeki münevverlerin gözünü o kadar kör etmiş ki ülkenin bölünmesi,ülkede bir iç savaş çıkması,iftira dahi olsa ülkemizin uluslararası arenada onurunu yitirmesi pahasına ülke çıkarlarının ve milletin hayrının zıttına çalışıyorlar.Yeter ki Erdoğan başarısız olsun,yeter ki o kötü görünsün de ülke batsın " felsefesindeler...Allah bunlara fırsat vermesin...

veya