Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

26 Şubat 2016, Cuma

Suriye politikamızı ABD veya Rusya'nın çıkarlarına göre belirleyemeyiz !

Suriye politikamızı ABD veya Rusya'nın çıkarlarına göre belirleyemeyiz !

Hindistan'da çok ünlü, Ranga Guru isminde usta bir ressam varmış. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi ressamlık eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru'ya götürmüş.
Ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru; bu resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş.
Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.
Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.
Resmi alıp götürmüş ustasına ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.Ustası üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden bir resim yapmış.
Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş.
Racigi yine denileni yapmış. Birkaç gün sonra meydana gidip resmine baktığında görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor.
Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;
"Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara firsat verildiginde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında hiç resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.
Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin,YAPICI OLMALARINI istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, KÖTÜ YÖNDE ELEŞTİRMEK KOLAYDIR, YAPICI ELEŞTİRİDE BULUNMAK İSE EĞİTİM GEREKTİRİR. "
Evet bu hikaye gerçekten çok manidar. Ülkemizde gerçekleşen gelişmelere de adapte edilebilecek bir ana fikri olduğunu söyleyebiliriz.
Özellikle muhalif medyaya göz gezdirdiğimizde bakıyoruz; eleştiriler eleştiriler başka bir şey yok... Türkiye'nin Suriye politikasından bahsediyorum. FETÖ ve Doğan grubu medyasının, Sözcü ve Aydınlık gibi gazetelerin köşe yazarları Türkiye'nin Suriye politikasını sürekli eleştiriyorlar."Yanlış" diyorlar. "Hatalı" diyorlar. "İflas etti" diyorlar...Yerden yere vuruyorlar...
Her gün aynı yazılar arkadaş bıktık artık ! Sizler yazmaktan usanmadınız ama artık kabak tadı veriyor... Yeter !
"Peki neyi yanlış? Madem yanlış, hadi doğrusunu siz gösterin" dediğimizde de o her şeyi bilen yazarlar taifesi makul ve mantıklı bir cevap veremiyor.
Tek mırıldandıkları şey; Türkiye'nin Suriye'de izlediği politikanın, ABD veya Rusya'nın Suriye'deki çıkarlarına aykırı olması... Türkiye'nin ABD ve Rusya'yı hedef tahtasına oturtması, karşısına alması ve meydan okuması...
O zaman dış politikamızın doğru olup olmadığını ABD veya Rusya'nın o bölgedeki politikalarıyla örtüşüp örtüşmemesine göre mi anlayacağız ?
ABD ve Rusya'nın Ortadoğu'da izledikleri strateji kendi çıkarları doğrultusunda değil mi ?
Türkiye'nin çıkarları her zaman ABD veya Rusya'nın çıkarları ile örtüşebilir mi ? Böyle bir şeyin mümkün olması için Türkiye'nin ABD veya Rusya'nın 'MANDASI' olması gerekmez mi ?
Böyle bir şey olmadığına göre siz neden bahsediyorsunuz ? Sizin gerçek amacınız ne ?
Sanırım öncelikle iç dünyamızda Türkiye'nin bağımsız, kendine yeten ve güçlü bir devlet olduğunu hazmetmemiz lazım !
Ödlek, hakkını savunamayan,herhangi bir dış politikası olmayan ve büyük devletler ne derse evet diyen eski Türkiye'nin tarihte kaldığını kabullenmemiz gerekiyor.
Beyler ! Suriye'de devletlerin çıkar çatışması var ! Türkiye'nin de çıkarları ABD, İran ve Rusya ile örtüşmüyor ! Anlayın artık şunu !
Türkiye'nin önünde iki alternatif var. Ya tamam deyip kabuğuna çekilecek ve gelecekte ortaya çıkacak yeni haritaları ve yapılanmaları kabullenecek ve kaybedecek.
Ya da müttefikleriyle beraber Suriye'deki çıkarlarını elinden geldiğince savunacak ve gelecekte karşılaşabileceği bekasıyla ilgili tehlikeleri şimdiden bertaraf etmiş olacak.
Şunu demeye çalışıyorum. Mesele kurt kuzu meselesi... Kurt kafaya koymuş bir kere kuzuyu yemeyi... Kuzu suyu içip bulandırsa da
bulandırmasa da... Kurt kuzuyu yiyecek.
Bırakın da gelecekte bekamızı tehdit edebilecek yapıların oluşmaması ve haritaların yeniden çizilmemesi için mücadele edelim.
Suriye krizi patladığından beri aynı köşe yazarları aynı şeyleri yazarak halkımızın geleceğe dair beklentilerini yerle bir etmeye çalışıyorlar.
Kimi ABD'nin kimi de Rusya'nın safına çekmeğe çalışıyor. Böyle millilik olur mu ? Böyle Türkiye sevdalısı olunur mu ?
AK Parti karşıtlığıyla ülke menfaatini görmezden gelemeyiz !
Deniz Baykal bile devlet adamına yakışır bir duruş sergileyerek ''Suriye konusunda mezhepsel bakmamak gerekiyor. Azez'de Türkiye'nin meşru savunma hakkı vardır. Bu açıdan yapılan doğrudur. Herkes bunu savaş çıkıyor şeklinde algıladı. Ancak gelişmeler bunun böyle olmadığını ortaya koydu. ABD-Rusya arasındaki ateşkes kararı da bunu doğruladı. AKP karşıtlığıyla ülke menfaatini görmezden gelemeyiz" dedi.
Bu köşe yazarları ve diğer muhalifler Ak Parti karşıtlığıyla Türkiye'nin çıkarlarını ve bekasını ilgilendiren şeyleri karıştırıyorlar.
Türkiye sadece iç politika üretse dahi Türkiye düşmanları daha beter senaryoları ülkemizde ve sınırlarımızda sahneye koyacaklarını geçmişteki deneyimlerimizden bilmiyor muyuz ?
Rusya'nın yaptığı doğru mu ?
Rusya PKK'yı terör örgütü kabul ettiği halde onun Suriye uzantısı olan PYD ve YPG' nin Moskova'da ofis açmasına izin verdi.
Rusya' nın bu yaptığı Türkiye açısından kabul edilebilir mi ?
İzlenen ikircikli ve ikiyüzlü politikalarla Türkiye aptal yerine konmuş olmuyor mu ?
PKK, PYD ve YPG aynı kaynaktan beslenen örgütler. Youtube 'da onlarca videoda bunu bizzat kendileri söylüyorlar.Beraber hareket ettiklerini kanıtlayan o kadar çok kanıt var ki saymakla bitmez.
Bu örgütlerin ABD ve Rusya tarafından ayrı kefelerde değerlendirilmesi kabul edilemez.
PKK terör örgütüyse PYD ve YPG' de bal gibi terör örgütüdür.
Türkiye'nin savunduğu bu görüşün yanlış bir tarafı yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her platformda seslendirdiği bu noktanın akla da mantığa da aykırı bir yanı yok. Lütfen birbirimizi kandırmayalım !
Peki bu ayrımı niye yapıyorlar?
Kendi askerleri ölmesin diye !
Adamlar PYD ve YPG' yi bölgede kara gücü olarak kullanıyorlar.
Bu durumun Türkiye'nin bölgesel çıkarlarına aykırı olduğu ortada.
Türkiye'nin buna itiraz etmesini anlamaya çalışmamız gerekiyor. Yani mesele sırf Esad'ın şahsından veya mezhebinden kaynaklanan gıcıklık meselesi değil.
500.000 insanı öldüren ve ülkenin yarısını göçmen statüsüne sokan Esad rejimi, İran ve Rusya karşısında Türkiye'nin doğruları söylemesinden gocunmamak lazım !
Ne yani ABD ve Rusya öyle istiyor diye zalimin yanında olup zulmüne destek mi verecektik !

veya