Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

14 Mart 2016, Pazartesi

ANKARA'DAKİ TERÖR EYLEMİNİN ARKASINDA PKK VAR!

Ankara'daki patlama hepimizin yüreğini dağladı. 34 ölü ve 125 yaralı haberi ülkemizin gündemine bomba gibi düştü.

Yine teröre terör, teröriste terörist diyemeyen ve utanmadan timsah göz yaşları döken HDP, yine devleti suçlayan paralel haşhaşiler, yine PKK ile arasına mesafe koyamayan CHP çıktı piyasaya.

Patlama sonrası vefat edenlerin feci halde parçalanmış bedenlerini Erzurum CHP milletvekili sansürlemeden paylaşadursun, bir yandan bu denli bir densizlik sanki normalmiş gibi milletin de tek derdi yayın yasağı olmuş.

Bunun bir ört bas etme değil bir saygı ve terörün ekmeğine yağ sürmeme çabası olduğunu anlayamayacak derecede sığ paralel boyutlu kafalar da istifa çağrıları yapmaya başlamışlar bile.

Şimdi filmi biraz daha geriden alıp olayların gelişme sırasını inceleyelim;

-Zaman'a kayyum atanıyor,

- ABD'nin iki eski Türkiye büyükelçisinden Erdoğan'a istifa çağrısı geliyor.

-Bunun üzerine İbrahim Kalın: "Türkiye'ye talimat verdiğiniz günler geçti" şeklinde bir tür başkaldırış cevabı veriyor.

-Bir yandan PKK'nın bitirilmesi için Yüksekova'da kara operasyonu ve Kandil'e ve civarına hava operasyonları yapılıyor.

PKK 'nın bir haçlı projesi haline geldiğini bilmeyen yok zaten. Kürt halkının haklarını savunduğu iddiasında olan ama onların ölmeleri ve mahvolmaları için hendek siyaseti yapan Ermeni siyasetçilerin savunduğu, Sırplı nişancıların içinde yer aldığı, cenazeleri kiliseden kalkan, leşleri tabutla gömülen, silahlarını Ruslardan temin eden bir haçlı projesi PKK. İsrail ile olan işbirliği de su götürmez bir gerçek.

Bu saldırılarla küresel güçler diyor ki "Erdoğancım senelerdir ılımlı bir hava verip seni istediğimiz gibi yoğurabileceğimiz düşüncesi ile bizi 'he he' diyerek kandırdın.Kendi ülkenin de çıkarına olan ufak yemler atıp bizi oyaladın. Sonra tam çıkarlarımıza uygun hareket etmen gerektiğinde bize rest çektin.

Oysaki ülkendeki yıllardır süregelen geleneği bozmadan bizim isteğimize göre her şeyi ayarlamalı, geçmişte olduğu gibi çıkarlarımıza uygun kararlar almalıydın.

Üstelik sen canımız dostumuz İsrail'e rest çekip Davos'a gelmem diyorsun.

Arap ülkeleri ile birlik olup onlarla işbirliği yapıyor ordular oluşturuyorsun.

Türki Cumhuriyetlere selam gönderip birlik mesajları veriyorsun. Böyle olmamalıydı. Ne yapıyorsun ? "

Cemaat de ÜST AKLIN ayrı bir planıydı tabii ki. Ilımlı İslam ayağına "barış, dostluk, dünya barışı,dinler arası diyalog" teraneleriyle insanların dini hassasiyetleri törpülendi."Lay lay lom" dindarlar oluşturuldu.

Olimpiyatlarda kızlara şarkı söyletmeyi İslam'a hizmet zanneden istilacı ve tavizci bir kafayla güzel planlar kurulmuştu.

Davos'un intikamı alınacak, artık Erdoğan'ın yerine "halifelik" sözü verilen ve efendilerinin sözünden bir lahza dahi çıkmayacak olan Fetullah ve onun örgüt üyeleri konulacaktı.

İslam'a rağmen İslamcılık, sonraları da insancılık oynayan ve ümmeti senelerce kandıran cemaat planı iyi işliyordu .

Ama kaderin üstünde bir kaderle ve göklerden gelen bir kararla

muhafaza edilen Erdoğan, gerçek yüzünü görüp cemaate ve dolayısıyla da küresel güçlere rest çektiğinden beri ortada büyük bir iktidar ve istihbarat savaşı yaşanıyor.

Ortadoğu'da kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden Türkiye anında terör örgütlerinin hedefi haline getiriliyor.

Bu durumun üstesinden gelebilmek ve kontrolü sağlamanın kolaylaşması açısından yine BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ne kadar gerekli ve önemli olduğu da ortaya çıkmış oluyor esasında.

Bu açıdan bakıldığında İran, Kuzey Kore, Çin ve Rusya'nın neden dünyaya bu kadar kapalı olduğu da anlaşılıyor bir derece.

Küresel güçlerin kontrolünde olmayan veya kontrolünden çıkmaya çalışan her iktidarın başına gelen şeyler bunlar.

Ukrayna'da değişen iktidar, Kosova gibi ülkelerin kurulması, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye gibi küresel güçlere baş kaldıran ülkelerin türlü bahaneler oluşturulup işgal edilmesi bize bunun ip uçlarını veriyor.

Bazen de Rusya'nın da bu pastadan payını istediğini, küresel güçlerin ve Rusya'nın güç mücadelesinde berabere kaldıklarında o ülkeyi paylaştığını görüyoruz. Aynı şu günlerde Suriye'de olduğu gibi.

Küresel güçler Türkiye'nin İran gibi başına buyruk olmasını istemezken Erdoğan bir de kalkmış Arap dünyasını birleştiriyor hatta onların liderliğini yapıyor.

Suudiler, Türkiye'nin savunma ve savaş sanayisinden, İncirlik üssünden yani küresel güçlerin kendini bizim sahibimiz zannettiği yerden istifade ediyor.

Artık Türkiye, batılı müttefiklerinin gizli sinyaller veren veya yanlış istihbarat sağlanmasına neden olan savaş sanayisini kullanmıyor...

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de Erdoğan Afrika'ya gidiyor mazlumlara sahip çıkıyor. Kıtanın kalkınması için maddi ve manevi destek veriyor.

Küresel güçler de kafayı yiyor "Bu Erdoğan ne yapıyor? Nasıl oluyor da tüm dünyada bu kadar sözü geçebiliyor?"

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Bu terör eyleminin arkasında kim var ?

Bunu anlamak için iki noktaya bakmak lazım !

1-PKK'nın lider kadrosundan Duran Kalkan, saldırıdan bir gün önce aralarında aşırı sol örgütlerin de bulunduğu PKK, MLKP, TKP/ML, THKP-C/MLSPB, MKP, TKEP-Leninist, TİKB, DKP, Devrimci Karargah, Proleter Devrimciler Koordinasyonu "Halkların Birleşik Devrim Hareketi" adıyla birleştiklerini açıkladı. Böyle bir açıklamanın zamanlaması elbette ki çok anlamlı...

2-Saldırıdan önce PKK yandaşı Cahit Storm takma adlı bir kişinin Twitter'da saat 13.05'te paylaştığı "Ankara'da temizlik var" mesajı...

Böylece Ankara'da BOMBAYI PATLATAN PİYONUN bu aşırı sol örgütlerin her türlü desteğini alan PKK olduğu gün gibi aşikar oluyor...

veya