Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

11 Mayıs 2016, Çarşamba

Almanya’dan ihanet bildirisine imza atan sözde akademisyenlere 1000 avro'luk barış ödülü

Almanya'da Aachen Barış Ödülü'ne bu yıl 'Türkiye hükümeti planlı bir katliam yapıyor' diyen 'Barış için Akademisyenler inisiyatifi' layık görülmüş.

Şaşırdık mı ? Elbette şaşırmadık.

Tek tesellimiz rakamın komik denecek kadar düşük olması. Ödülün miktarını duyunca sesli güldüğümü itiraf etmeliyim.

İsterseniz sözde akademisyenlerin icraatlarını hep beraber hatırlayalım.

Kandil'in liderlerinden Bese Hozat'ın seslendirdiği ''aydın ve demokratik çevrelerin Kürtlerin özyönetim ilanlarına sahip çıkması gerektiği...'' çağrısına icabet edercesine ve her satırıyla Kandil'in ağzıyla kaleme alınmış gibi bir izlenime neden olan mide bulandırıcı bildiriyle :

-PKK'ya ve hendekçilere olumsuz tek bir laf etmediler.

-Hatta bölücü ve yıkıcı olan PKK'nın propagandasını yaptılar.

-Türkiye halkını,Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve organlarını aşağıladılar.

-Devlete 'planlı katliam yapan katil' dediler.

-'Bu suça ortak olmayacağız' diyerek terörle mücadele eden devletin suç işlediğini iddia ettiler.

-Terörü bitirmeye yönelik operasyonların sürdüğü kentlerdeki ablukanın son bulmasını talep ettiler.

-Terörle mücadele eden Türkiye'yi Hitler Almanya'sına benzettiler.

-Kendilerine 'sizin yaptığınız düpedüz ihanettir' denildiğinde 'Bu bildiri doğru bir bildiri...Çıkar tekrar imza atarız...İmza attığımız için pişman değiliz...Geri adım atmayacağız' gibi laflarla cevap verdiler.

Teröre, teröristlere açıktan destek veren ve terörle mücadele eden devletimize 'katil' diyen sözde akademisyenlere 1000 Avro tutarındaki ödülleri 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde verilecekmiş.

Ne diyelim sizi şehitlerin kanı ve gazilerin ahı rahat bırakmasın !

Gerek ABD gerekse AB, kısaca tüm dünya küresel terörle amansız bir mücadele veriyor veya vermeye çalışıyor. ABD'nin ve Fransa'nın terörle mücadelede kullandıkları yöntemlere ses etmeyen Almanya söz konusu Türkiye olunca neden itiraz ediyor ?

Almanya, ABD'ye veya Fransa'ya terör örgütü DAEŞ ile 'mücadele etme onlarla masaya otur ve orta yolu bulun' diyebiliyor mu ?

Nedir bu ikiyüzlülük, ciddiyetsizlik ve samimiyetsizlik anlamak mümkün değil.

Böyle dostluk ve müttefiklik olur mu ?

PKK; çocukları, kadınları ve yaşlıları kısaca tüm sivilleri hedef alan terör eylemlerini canlı bombalarla gerçekleştiriyor mu ?

Gerçekleştiriyor.

Güneydoğu'yu hendeklerle cehenneme çevirdi mi ?

Çevirdi.

HDPKK ülkeyi bölmek ve yıkmak için öz yönetim ilan etti mi ?

Etti.

Tüm bunlar Türkiye'nin bekasını tehdit ediyor mu ?

Ediyor.

Tüm bu koşullar altında devletimizin terörle ve teröristlerle mücadele etmesinden daha doğal ne olabilir ki ?

Tüm dünya devletlerine tanınan terörle mücadele hakkı neden bize tanınmıyor söyle ey Almanya ?

Tüm bunlar olurken kalkmış bir de ülkenizde PYD'nin resmi ofis açmasına izin veriyorsunuz.

Bize tanıyacağınız vize muafiyeti karşılığında HDPKK'ya teslim olmamızı istiyorsunuz.

PKK ile olan mücadelede PKK'nın kökünü kazımaya kararlı olan Erdoğan'a okuduğu şiirle hakaret eden Jan Böhmermann'a ve onunla dayanışma içerisinde olduğunu 'şiire kahkahalarla güldüğünü ve komedyeni candan desteklediğini' söyleyen Almanya'nın en büyük medya grubu olan Axel Springer'in yöneticisi Mathias Döpfner'e engel olmuyorsunuz veya engel olacak hiç bir şey yapmıyorsunuz. Terörle mücadelede hız kesmeyen Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'na bu tarz şiirlerle ve söylemlerle belden aşağı vurmak hoşunuza gidiyor anlaşılan...

Tüm bunlar yetmezmiş gibi aklımızla dalga geçercesine terörü ve teröristleri destekleyen sözde akademisyenlere barış ödülünü vererek sahip çıkıyorsunuz.

Türkiye, Almanya'nın bu aymaz tutumlarına misilleme olarak geçmişte Almanya'nın başına bela olmuş radikal sol görüşlü bir örgüt olan RAF'a (Kızıl Ordu Fraksiyonu'na) ''Yurtta sulh cihanda sulh'' ödülü versin.

Ne dersiniz ?

veya