Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

13 Mayıs 2016, Cuma

Baykal'a kaset kumpası ve Kemal Kılıçdaroğlu

Savcılık Deniz Baykal'a yönelik kaset kumpasıyla ilgili Kemal Kılıçdaroğlu' nu tanık sıfatıyla adliyeye davet etti.

'O ki medyada konuyla ilgili ileri geri konuşarak ahkam kesiyorsun gel bildiklerini bize de anlat' demek istedi herhalde.

Savcılığın davetini özel kalem müdüründen işiten Kılıçdaroğlu' nu aldı mı bir telaş.

Renkten renge girdi mübarek gökkuşağı gibi.

Kurmaylarına danıştıktan sonra 'lafı eğip bükmeden söyleyeyim , düşündüm taşındım gitmeme kararı aldım a dostlar' dedi.

Buradan kendisine sesleniyorum.

Niçin savcılığa gitmekten korkuyorsun ?

Yoksa sakladığın bir şeyler mi var ?

Neticede seni tanık olarak çağırıyorlar sanık olarak değil !

Ceza davalarında bazen tanık olarak çağrılan kişiler daha sonra sanık olabilirler.

Yani ceza mahkemelerinde tanıklıktan sanıklığa dönüşme söz konusu olabilir.

Misal mi ?

Böyle bir olayın içinde bulunmuştum.Elektrik hırsızlığı ile suçlanan bir sanığın vekiliydim. Yargılama sonucunda müvekkilim berat etti. Ne var ki tanık olarak dinlenen kişi hakkında mahkeme savcılığa söz konusu suçla ilgili suç duyurusunda bulundu. Daha sonra tanık olan o kişi sanık olarak yargılandı ve ceza aldı.

Kemal Kılıçdaroğlu da böyle bir şeyden korkuyor olsa gerek.

Tanık olarak çağırılmışken foyasının ortaya çıkıp aslında olayın içinde olduğunun anlaşılmasından.

O zaman biz de 'işte bu dramdır' derdik. Ne güzel.

Korkunun ecele faydası yok.

Aslında korkusu yersiz.

Niye mi ?

Yıllarca PKK'lı teröristlerin avukatlığını yapmış aslanlar gibi Sezgin Tanrıkulu var ne de olsa yanı başında.

Sonuçta Kemal Kılıçdaroğlu da hendekçi teröristlere ''arkadaşlar'' dememiş miydi ? Bu ifadesi onu Sezgin Tanrıkulu' nun potansiyel müvekkil portföyüne sokar diye düşünüyorum.

Sıkıntı yok yani...

Reis'in arkasından aslanlar gibi esip gürleyen ama bir türlü yağamayan Kemal Kılıçdaroğlu, Reis'i gördüğü zaman nasıl korkudan kireç moduna giriyorsa pekala tanıklık modundan sanıklık moduna da girebilir.

Şaka bir yana...

Hemen kızma öyle ! Yüzünün asıldığını görür gibi, biber sürülesi dilinden nahoş ifadelerin çıktığını işitir gibi oluyorum.

Ne de olsa bunlar ağzına sakız ettiğin, çiğnedikçe çiğnediğin basın özgürlüğü değil mi ?

Konumuza dönecek olursak...

Sen değil misin kaset kumpasında Erdoğan'ı suçlayan ?

Maçan sıkıyorsa hadi git anlat savcıya bildiklerini !

Televizyon kanallarına çıkıp 'paralel yapı' yapmadı demeyi, Erdoğan'ı suçlamayı çok iyi biliyorsun maşallah.

Sağda solda pişkin pişkin kumpas kasetini kimin servis ettiğini Baykal'ın bildiğini seslendiriyorsun. Halbuki her şeyi bildiğini söylediğin Baykal seni işaret ediyor seni. Faili sana sormamızı söylüyor.

Bir kere senin paralel yapının yapmadığını söylemen için yapanı bilmen gerekmiyor mu ?

Faili bilmeden böyle bir şey yumurtlayamazsın.

O ki biliyorsun olanı biteni, savcılığa gitmekten neden ödün patlıyor ?

Sadede gelecek olursak...

Sen her ne kadar 'işin içinde paralel yapı yok' desen de, emperyal maşa olan FETÖ bu işin başını çekiyor sen de biliyorsun bunu bu bir.

Kaset kumpasında CHP'nin FETÖ ile olan ilişkisinin deşifre olmasından çekiniyorsun bu da iki...

Sonuçta, bu suçun işlenmesi en çok sana ve FETÖ' ye yaradı.

Neticede eğer o kaset olmasaydı şimdi sen o koltukta oturabilir miydin ?

Sonsuza kadar oturamazdın !

Kaset skandalıyla koltuğu kapmış oldun.

Böylece seninle birlikte FETÖ de ve HDPKK da CHP'ye sızmış oldu.

Sonuçta Baykal dönemindeki yurtsever ve ulusalcı CHP profilini ne hale getirdiğin ortada.

Kaset kumpasında Erdoğan'ı hiç boşuna suçlama !

Kimse inanmaz sana.

Çünkü bu tarz namussuz işler Erdoğan'ın namuslu siyaset anlayışına, omurgalı duruşuna ve taşıdığı siyasi profile taban tabana zıt biliyorsun.

Doğrusu bu tarz belden aşağı vuruşlar size yakışır.

Şimdi de kalkmış savcının davetine naz yapıyorsun.

Gerçeklerin ortaya çıkmasını istemiyorsun anlaşılan.

Bildiğin gibi gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi, kötü bir huyu vardır.

Her fırsatta Ak Partiye hukuk devleti edebiyatı yapan CHP'li vekiller senin savcıya gitmeme kararı almanla ilgili üç maymunu oynuyorlar...

Vekillerde ne ses var ne seda. Çıt yok çıt.

Her konuda ciyak ciyak Twitter kuşunu öttüren CHP'li vekiller sus pus olmuş.

Basın toplantılarında görmekten sıkıldığımız, ''başkası yok mu yahu'' dediğimiz Selin Sayek Böke bu konuda lâl olmuş sanki. Ağzını bıçak açmıyor !

Son tahlilde sen gidip tanık olarak ifade vermesen de kaset kumpasının arkasında FETÖ ile birlikte hangi CHP'lilerin olduğu er ya da geç ortaya çıkacak.

veya