Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

08 Haziran 2016, Çarşamba

Muhammed Ali ve Recep Tayyip Erdoğan

22 yaşında hem Dünya Şampiyonu oldu hem de Müslüman.

Muhammed Ali ismini aldı.

"Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım." diyerek Vietnam savaşına katılmadı.

Lisansına ve pasaportuna el konuldu.

İflas etti.

Hapis cezasına çarptırıldı.

O, yılmadı. Üniversiteleri tek tek dolaşarak İslamiyet'i anlattı.

İnsan haklarını savundu.

Savaşlara karşı çıktı.

Fakir ve mazlumların yılmaz savunucusu oldu.

Irkçılıkla amansız bir biçimde mücadele etti.

Siyah - beyaz ayrımcılığına karşı çıktı.

Siyahların beyazlarla eşit olduğunu yaşamı boyunca savundu.

Roma Olimpiyatları'nda kazandığı altın madalya'yı bir lokantada sadece beyazlara servis yapıldığını öğrenince, Ohio Nehri'ne attı.

Hayatı boyunca İslamiyet'i barış dini olarak tanıtmaya çalıştı.

11 Eylül saldırıları sonrası "Beni asıl inciten, bu işe İslam'ın ve Müslümanların bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım." şeklinde bir açıklama yaparak tüm dünyada Müslümanların imajını korudu.

Ona "Bu saldırılarda rol oynayan insanlarla aynı dinden olduğunuz için ne hissediyorsunuz " diye soran CNN muhabirine "Sen Hitlerle aynı dinden olduğun için ne hissediyorsan ben de onu hissediyorum" diyerek tarihi bir kapak taktı.

O bir kahramandı. Üstelik Müslüman ve idealist bir kahramandı.

Malcolm X 'le çıktığı İslam'ı anlatma yolunda çok güzel adımlar attı.

Gençlerin gönlüne taht kurdu. Hatta Hollywood sineması onun gençler arasında reyting görmesinden o denli korktu ki beyaz ve kaslı bir sanal kahramanı , ABD ürünü Rocky Balboa'yı piyasaya sürdü.

Çünkü Müslüman ve siyahi bir boksörün sevilmesi fikrinden baronlar nefret etmişti.

Muhammed Ali, 3 Haziran 2016 günü vefat etti. Arkasında İslam'ı en olmadık yerlerde, en azınlık olduğu durumlarda, en karşıt kişilerin arasında savunan cesaret ve onur dolu anılar bıraktı.Ümmete örnek oldu.

İnsan haklarının savunulmasının gerektiği yerlerde, lisansından, madalyalarından, mesleğinden ve servetinden yani rahatından ve hayatından taviz vermek pahasına cesaretin güzelliğini ve ihtişamını gösterdi hepimize.

Gerçek kahramanlığın kas gücü ve yumruk kuvvetinde değil zeka ve cesarette olduğunu hepimize ispat etti.

İçimizde yatan İslamiyet davasına sıkı sıkıya sarılmanın verdiği coşkun duyguları harekete geçirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'ye giderek Cuma günü kalkacak cenazeye iştirak edecek.

Aslanların buluşması gibi, adeta cesaret abidelerinin toplantısı gibi bir cenaze bu. ABD'ye kafa tutabilen iki nadir Müslüman davadaş, iki cesur yürek, iki civanmert buluşacak bu cenazede.

70'lerin 80'lerin bütün çilesini çekmiş, sonrasında da çekmeye devam etmiş ama hep galip gelmiş, dindarlıklarından ve Müslümanlıklarından ötürü biri gavur memleketinde biri kendi memleketinde sürekli dışlanmış iki bahadır o gün buluşacak.

Muhammed Ali'ye bakacak Erdoğan ve gözleriyle "Rahat uyu aslan yürekli adam. Müslümanlar artık tüm dünyada abâd olacaklar. İkinci sınıf vatandaş muamelesi görmeyecekler. Sen hayatını buna adamıştın. Ben de bütün gayretimle bunun için çalışıyorum. Rahat uyu. Benim vesilemle Rabbim tüm dünyaya İslam'ın sönmez ve söndürülemez güneşini yayıyor. İslam'a ve hatta insana düşman olan zındıklar da kıvrım kıvrım kıvranıyorlar. İslam'ın gür sedası, istikbalin semasında dalga dalga yayılacak. İslamiyet davasına gönül vermiş her bir genç, her bir yiğit bu ülküye omuz verecek ve İslamiyet eski satvetine kavuşacak. Merak etme" diyecek.

Bu durumu sadece o gözlerdeki ülküyü görebilenler anlayabilir...

Hollywood Bulvarı'na adının yıldız olarak yere yazılmasına "Ben Peygamber ismi taşıyorum, adımı yerlere yazdırmam" diyerek karşı çıkan bu kahramanı, Müslümanlar sessizce ama takdirle alkışlayarak, tekbirlerle Peygamberi'nin diyarına uğurlayacaklar.

Allah rahmet eylesin. Yeri cennet olsun ve nur içinde yatsın. Muhammed Ali gibilerin yetişmesi ve sesini duyurabilmesi duasıyla…

veya