Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

17 Haziran 2016, Cuma

Liseli delikanlılar

CHP'nin kreşteki çocuklardan beklentisi ve Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabe'si

Liseli delikanlıların, damarlarında kan deli akar.

Bunların holiganlığı da fanatikliği de taraftarlığı da aşırıdır.

Uçlarda yaşarlar.

Hele bir de okuldan kaytarma imkanları varsa hele de bu bir isyansa, aykırılıksa tutabilene aşk olsun.

Bu hallerini , çabuk dolduruşa gelen hemencecik tahrik olan yapılarını, enerjilerini kötüye kullanmaya çalışan bir CHP ve FETÖ var.

Liseli çocukları kendi amaçlarına alet etmeye kadar düştüler.

Yakında kreşteki bebeleri sokağa çıkmaya zorlamazlarsa, "Bez özgürlüğü isteriz, neden bez takıyoruz. Hep Yayyip amcanın yüjünden. Gitşin o, gitşin" diye slogan attırmaya çalışmazlarsa şaşarım.

Liselerde ahlak ve iman; informal eğitim olarak gerçekleşmediği sürece bu taşkınlığı durdurmak çok zor.

Sadece aklını eğitmeye çalıştıkça bu gençlik daha da kendini beğenen, hayata dair gerçek ve önemli şeyleri bilmeyen, ama bilmediğini de bilmeyen saçma bir hale gelecek.

Vicdani ve ahlaki bir eğitimle daha insaflı ve gerçekten inançlı bir gençlik yetiştirilebilirse, onları kendi amaçlarına alet etmeye çalışan CHP'ye ve FETÖ'ye baş kaldırıp, efendi olmayı, dürüst olmayı, vatanına milletine hayırlı insan olmayı ideal edinir, böyle serserilik peşinde koşmazlar.

Belli ki ülkemizdeki gençlerin bir kısmı küresel güçlerin maşası konumundalar...

Gelin asıl ideal ve beklenen gençliğin nasıl olduğunu, olması gerektiğini Üstad Necip Fazıl'dan öğrenelim...

Gençliğe Hitabe

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...

"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...

...Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "Mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik...

Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...

...Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...

...Her sistem ve mezheb, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...

"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert "Ben varım!" cevabını verici, her ferdi "Benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...

...Zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...

...Bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmişesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecekdestanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara "Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını gösterecek bir gençlik...

Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, sarınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...

Allahın selâmı üzerine olsun...

veya