Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

18 Temmuz 2016, Pazartesi

PİJAMALI DARBE SAVARLAR

DARBE…

Adı bile kan donduran, can çekiştiren Darbe…

Demokrasiye, seçilmiş başkumandana, halka, milletin iradesine darbe…

Milletin huzuruna, canının emniyetine, sağlığına, hayatına darbe…

"Nasıl yani yıl 2016 olmuş. Ne darbesi" demeliydik değil mi?

Diyemedik!

Dedirtmediler…

Paralel örgüt FETÖ sonunda bunu da yaptı.

"Yok canım o kadar da değil"

Ne yazık ki tam olarak da bu kadar…

Hani ben silahlı terör örgütü ifadesini kullanıyorum diye bana kızanlar?

Sitem edenler?

"O kadar da abartmayın canım" diyenler?

Buyurun size 'SİLAHLI terör örgütü.'

Üstelik Darbe güdümlü…

O şarlatan her ne kadar darbeyi duyar duymaz hemen tansiyon aleti ile dünya basınının karşısına çıkıp ajitasyonunu yapmaya kalksa da yemezler artık Fetullah Efendi…

Biz zaten yemiyorduk ama ne biçim bir uyuşturucu veriyorsan ya da büyü yaptıysan artık müritlerine ve etki alanına giren bazı kişilere, bir türlü nasıl bir ihanet şebekesi olduğunuzu göremiyorlardı.

Şimdi de "tiyatro" türküsünü tutturmuşlar.

Erdoğan bir tiyatro oynuyormuş… (!)

Bak sen hele.

Öyle bir tiyatro ki bunca sivilin öldürüldüğü, polisin şehit düştüğü bir tiyatro….

Tabii ki diyeceksiniz. Sonuçta öyle emir geldi.

Ve sizin hayat felsefeniz "itaat et kurtul" idi öyle değil mi?

Hocanıza itaat ettiniz ama 'ne dünyada ne de ahirette kurtulamayacaksınız!'

Bankalarınız, dershaneleriniz kapanırken figanı basan ablalarınızın bir tanesini bile meydanlarda göremedik.

Değil meydana inmek, inenleri vaz geçirmeye çalışanlarınız oldu.

Neymiş efendim darbeye siz de karşıymışsınız ama bu işin sizinle bir ilgisi yokmuş.

'Sizin bu tavrınız peydahladığı çocuğu reddeden babanın tavrına benziyor.'

Hiç kusura bakmayın ama bu darbenin her tarafından 'sizin DNA'larınız akıyor.'

Ve sen!

Darbecilerin başı ve irinli çıbanbaşı Fetullah!

Türkiye'ye döneceksin ve yaptıklarının hesabını teker teker vereceksin…

Yapılmaya kalkışılan darbeyi biraz inceleyelim.

Hesaplar son derece titizlikle yapılmış,

darbe emri nasıl yayınlanacak ayarlanmış,

darbe olup sıkıyönetim ilan edilince kimler görev alacak listesi hazırlanmış, havadan, karadan, jandarmadan kim ne şekilde ihanet planına katılacak belirlenmiş.

Erdoğan'ın şehit edilmesinden tut,

Meclis'in bombalanmasına,

mühimmatın nerden getirileceğine,

önemli mevzilerin nasıl ele geçirileceğine,

emniyet güçlerinin nasıl bertaraf edileceğine,

eline silah verilecek saf askerlerin nasıl kandırılacağına,

saf olmayanların nasıl ikna edileceğine kadar her şey ayarlanmış.

Jetler uçurulup, füze rampaları harekete geçirilmiş.

Milletin parasıyla devletin gayretiyle alınan F 16'lar millete doğrultulmuş.

FETÖ subayları;

muvazzafı, emeklisi teyakkuzda nasıl ve ne şekilde içerden ve dışardan destek verecek, nasıl plana dâhil olunacak,

kimlerle işbirliği yapılır kimlerle yapılmaz her şey önceden saptanmış.

Birçoğu zaten planı bizzat yapanlar.

İnce ince, ilmik ilmik dokudukları vatanı satma planlarını yabancı gizli servislerdeki kankaları ile birlikte uygulamaya dökmeye yeltenmişler.

'Ağlak hoca bozuntusunun' bir işaretiyle ülkeyi 'yangın yerine' çevirmeye ant içmişler.

Belli ki seneler öncesinden belirlenmiş bir plan.

Yürürlüğe girmiş ve saat gibi işleyeceğine inanılan bir plan.

Uygulama aşamasında da "abiler" aralarında mesajlaşarak ne yapmaları, nasıl bir tavır içinde olmaları gerektiği ile ilgili tabanlarını uyarı vermişler.

"Emniyetin dediğini dinleme, TSK'dan eli silahlı olana yardım et"

Derken tabii ki hesap edemedikleri şeyler ortaya çıkıyor.

Bir bakıyorlar "illa milletim" diyen bir başkumandan tehlike anında kaçmak şöyle dursun yüksek güvenlik riskine rağmen milletin bağrına dönmeye çalışıyor. Dönüyor da…

Döner dönmez milletine seslenerek güç veriyor.

Halkını demokrasiye sahip çıkmaya sokağa çağırıyor.

Halk durur mu 'ayağındaki pijamasıyla, sandaletiyle sokağa çıkıyor.'

Karşısında namlusu ona çevrilmiş koca bir tank, eli silahlı askerler, sniperler varken evdekilerle helalleşip ayağındaki 'pijamasıyla' meydana inmiş darbeye direniyor.

Üzerine 'kurşun yağıyor' ama o vaz geçmiyor.

Üzerinden tanklar geçiyor ama o yine evine dönmüyor.

Anadolu'da dahi sokağa çıkan, darbe karşısında tek bilek, tek yürek olan milyonlar Türk-Kürt, Sünni-Alevi fark etmeden omuz omuza meydana iniyor. (gelecek yazıda bu konuya devam edeceğiz)

veya