Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

15 Ağustos 2016, Pazartesi

Ak Parti’den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı

Türk demokrasi ve siyaset tarihinin 'gelmiş geçmiş en başarılı partisi' oldu Ak Parti.

Dile kolay, az değil; tamı tamına '2 Cumhurbaşkanı ve 4 Başbakan' çıkardı. Gelecekte de çıkarmaya devam edecek.

Tabii ki, bu 15 yıllık demokrasi süreci kolay olmadı. 'Türkiye ne de olsa darbeler ülkesiydi.'

Haddini bilmeyen o kadar satılmış hain vardı ki şu güzel memlekette, yemedikleri halt kalmadı.

Doğrusu yerli yabancı hainler 'Ak Parti'yi yok etmek için' her vesile ile saldırdılar.

Ellerine geçen hiçbir fırsatı es geçmediler. Kendileri için her şeyi fırsata çevirmeye çalıştılar.

Kısacası; Bürokratik vesayetle, askeri vesayetle, yargı ve medya ayağıyla, FETÖ, PKK, DAİŞ, PYD, YPG ve YPJ ile durmadan dinlenmeden hücum ettiler Reis'e ve Ak Parti'ye.

İsterseniz gelin konuyla ilgili olarak tarihin tozlu sayfalarını şöyle bir karıştıralım.

-2006 yılında 'Danıştay saldırısını' Ak Parti'nin üzerine yıkmaya çalışarak yeni bir kriz çıkarmak istediler. Ne de olsa çamur at izi kalsın sloganı hayatlarının felsefesiydi. Ancak başarılı olamadılar.

-Ankara, İstanbul, Manisa, Çanakkale ve İzmir'de Ak Parti'nin göstereceği aday 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilmesin diye devletin tüm mekanizmaları TSK dahil kullanılarak 'Cumhuriyet Mitinglerini' düzenlediler. Tüm çabaları beyhude oldu. Çünkü göklerden gelen bir karar vardı...

-2008 yılında AYM eliyle 'Ak Parti'yi kapatmaya' kalkıştılar. Lakin nitelikli çoğunluk sağlanamadığı için avuçlarını yaladılar.

Dönemin paşaları 2007 yılında Denizli'de küçük kızların Kutlu Doğum gösterisinde ilahi söylemesini bahane göstererek '27 Nisan e- muhtırasıyla milli iradeyi hedef aldılar.' Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmeye çalıştılar. Hükümete ayar vermeyi denediler. Ancak Ak Parti dik duruş sergiledi, geri adım atmadı. Girişimleri muhtıracıların yüzünde patladı. Bu girişim Türk demokrasi tarihine 'kara bir leke' olarak geçti...

-FETÖ 'cü savcılar, 2012 yılında göz altına almak için Hakan Fidan'ı ifadeye çağırdılar. Fidan üzerinden Erdoğan'a ve Ak Parti'ye darbe vurmaya çalıştılar. Erdoğan'ın yerinde müdahalesiyle 'MİT krizi' büyümeden sona erdi.

-2013 yılında 'Gezi kalkışmasıyla' anti-Erdoğanizm çatısı altında birleşen düşman kardeşler topyekun Erdoğan'a ve iktidara saldırdılar. FETÖ'cü polislerin tuzakları ve ihanetlerine rağmen kalkışma süreci güzel idare edilerek Gezi kalkışması püskürtüldü.

-FETÖ elemanları, polis ve yargı gücünü ele geçirmiş olmanın verdiği avantajla '17-25 Aralık'ta yeni bir darbe girişiminde' bulundular.Bilal Erdoğan'ı ve dört bakanı hedef alarak saldırdılar. Bunlar üzerinden Erdoğan'a hücum ettiler. 'Siyasi bir deha olan Erdoğan' bu hainleri Türkiye halkına il il, ilçe ilçe gezerek çok güzel deşifre etti. Sonrasında ilk seçim sonuçlarıyla halkın tokadını enselerinde ve yüzlerinde hisseden hainlerin hevesleri kursaklarında kaldı.

-Asker kılıklı FETÖ'cü hainler, küresel güçlerle ittifak kurarak 15 Temmuz darbe girişimi ile Türkiye'yi işgal etmeye, Suriyeleştirmeye çalıştılar. Güzel Anadolu'muzu altın tepside düşmanlara vermeye kalktılar. 'Asrımızın siyasi müceddidi olan Erdoğan'ın' Türkiye halkını sokağa davet etmesiyle hem dünyalarını hem de ahiretlerini kaybettiler...

Demem o ki, bugünlere kolay gelinmedi. 'Ak Parti dişinin hakkıyla ve Allah'ın inayetiyle' geldi bugünlere...

Sayamadığımız ve bilmediğimiz daha nice badireleri atlattı...

Hatırlarsanız 14.08.2001 tarihinde Erdoğan ''Bu günden sonra Türkiye'mizde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak'' diyerek yola çıkmıştı. Meseleye yaşadığımız olay ve hadiseler gözlüğü ile bakacak olursak 'Allah, Erdoğan'ı bu söyleminde haklı çıkardı.'

Gerçekten de Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Artık cuntacılar istedikleri gibi TSK'da at koşturamadılar.

Artık hastaneler, eğitim merkezleri, sosyal tesisler, yollar, köprüler halkındı. Halkın kullanması için açıldı ve imkanları artırıldı.

Artık eskisi gibi üniversitelere, liselere, devlet dairelerine 'başörtüleriyle serbestçe girebildi insanlar.'

Artık 'halk devletini seviyor ve destekliyordu.' Halka rağmen halkçılık değil, halk için halkçılık yapılıyordu.

Ülkemiz kalkınıyor, muasır medeniyetler seviyesine çıkıyor, 'kendi silahını, uçağını, motorunu, uydusunu kendisi yapıyordu.'

Hiçbir şey 14 Ağustos 2001 'den sonra eskisi gibi olmadı ve umarız bir daha da eskisi gibi olmaz.

Bu vesileyle 'Ak Partinin 15. yılı' kutlu olsun...

veya