Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

02 Eylül 2016, Cuma

Erdoğan'ın sonu Kaddafi ve Saddam gibi olmayacak !

Bu yazımızda öncelikle Almanya'da kaybolan Suriyeli mülteci çocuklar konusuna ardından da başlıkta ifade ettiğimiz noktaya değineceğiz.

Avrupa Polis Teşkilatı Europol, son 2 yıl içerisinde 10.000'in üzerinde göçmen çocuğun Avrupa Birliği (AB) ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu açıkladı.

Geçenlerde Twitter'da TT olan bir hastagla gündeme oturdu bu konu. Twitter'da duyulmadan önce kimse bilmiyordu sanki.

Herkes ''9000 çocuk nerede?'' diye haklı olarak Almanya'ya çemkirdi. Dile kolay tam 9000 Suriyeli, mülteci çocuk.

Avrupa'ya yeni bir hayat kurmak ve hayata temiz bir başlangıç yapabilmek için giden ama orada dövülen, ayağına çelme takılan, yolda boğulan, gidip sokaklarda dilenci olan, evlatlarını,kadınlarını pis ruhlu insanlara kurban veren Suriyeli mülteciler…

Ülkelerinde kalsalar her taraf savaş, bomba ve ölüm kokusuyla dolu. Açlık da cabası.

Kaçsalar insan simsarlarının, organ mafyasının, canilerin, çocuk tacizcilerinin, örgütlerin eline düşme veya yolda heba olup gitme durumu var.

Veyahut daha da kötüsü devletlerin uzun zamanlı projelerine kurban gitme olasılıkları var.

Vietnam savaşında ABD'ye getirilen Vietnamlı bebeklerin Irak savaşında asker olarak kullanılması gibi.

Suriyeli çocukları katil, cani, tecavüzcü veya örgüt elemanı olarak yetiştirip sonra da; ''Bakın Suriyeliler alfabede kalan son 4 harften oluşan bir İSLAMİ TERÖR ÖRGÜTÜ kurmuşlar. Gördünüz mü İslam işte böyle kıh böyle kötü. Fobilenin hemen.'' diyecekler belki de…

Yani durum Suriyeli mülteciler için 'ölümlerden ölüm beğen' durumu.

Biz de saf saf 'en azından Avrupa'da medeni topraklara ulaşan Suriyeliler var' diye sevinirken Avrupa'nın hiçbir zaman gerçekten medeni olmadığını, olamayacağını,asla barbarlıktan çıkamayacağını suratımıza vurur gibi Nazi Almanyası 9000 Suriyeli çocuğu kaybediyor.

Bize sözde Ermeni soykırımı nedeniyle ihtarlar ve kınamalar çeken Almanya, ona emanet edilmiş, toprakları sınırında bulunan 9000 Suriyeli çocuğu kaybediyor(!).O da gerçekten 9000 mi acaba? Kayıt dışı ülkeye giren ve kayboldukları kayıtlara henüz girmemiş olan ayrıca Almanya'nın utancından en az 3000 eksik söylediği çocukları da sayarsak tablo çok daha vahim olabilir!

Esad sanki Suriye'den seslenip ''Kaçanları tut orada sen hallet'' demiş de Almanya da ''Tamam gülüm ne dersen başım üstüne. Zaten ülke ekonomimizi olumsuz etkileyeceklerdi. Hemen kaybederim ben onları'' demiş gibi.

Konu ile ilgili Merkel'den en ufak bir açıklama gelmedi. Hesap vermedi. Hatta olmamış , hiç yaşanmamış,böyle bir durum yokmuş gibi davranıyor.Bütün Avrupa susuyor.''Ha Suriye'de ölen Suriyeliye susmuşuz. Ha Suriyeli gelmiş Almanya'da ölmüş veya kaybolmuş ona susmuşuz ne farkı var'' dercesine susuyor.

Sanki Suriyeli insan değilmiş,hatta hayvan bile değilmiş gibi susuyor. Çin'de yapılan köpek festivalinde köpekler öldürülüyor diye feryat edenler 9000 kayıp Suriyeli çocuk için kıllarını dahi kıpırdatmıyor.

Bunları görüp tam da ''Daha ne kadar susacaklar? Daha ne kadar bu zulme taraftar olduklarını sessizce haykıracaklar? Ve biz daha ne kadar buna tepki göstermeyeceğiz?'' derken, hattı müdafaa usulünden vazgeçip taarruza geçen yeni Türkiye'nin Cerablus' ta destan yazan yiğitleri çıkıyor meydana. Her biri birbirinden merdane….

Sadece Twitter'dan klavye silahşorluğuyla savaşa isyan eden ama zerre sonuç almak için kılını kıpırdatmadan kokoşlar !

İşte o çocuklar ölmesin diye girdi Mehmetçik Cerablus'a.

Suriye'nin Türkiye'ye yakın olan Fırat'ın batı bölgesinde artık barış olsun,DAİŞ de YPG de artık çeksin Siyonist kokulu ellerini Suriye'nin üzerinden defolup gitsin diye oradalar.

Suriye'den sonra sıra bize de gelmesin,15 Temmuz'da kalkışılan ihanet neticesini bulmasın diye oradalar Mehmetçikler.

Üstelik darbeci askerlerden kurtulmanın verdiği hafiflik ve gerçek bir kahramanlıkla atağa kalkmış durumdalar.

Hani diyordunuz ya ''TSK'nın içi boşaldı.'' İşte FETÖ'den ayıklanan bir TSK daha ilk atağında ne efsaneler yazıyor. Siz daha durun hele.Daha neler olacak!

Tabii bu esnada Avrupa'da yaşayan PKK, PYD ve YPG yandaşı Kürtler, Cerablus konusunda 'İran, Rusya ve ABD tarafından satılmanın şaşkınlığı içerisindeler.'

Çünkü onlar TSK'nın Cerablus'a girdiği anda İran, Rusya ve ABD tarafından engelleneceğini düşünüyorlardı. Ama durum tam tersi oldu. Bu herifleri de en çok kızdıran şey TSK'nın operasyonuna karşı Avrupa ve Amerika'nın sus pus olması zaten.

Neticede TSK'nın Cerablus'a girmesi bölgedeki tüm dengeleri kökünden etkileyecek bir karardı.

Hani bir kısım devletler de tepki vermedi değil.

Türkiye o bölgede hem DAİŞ'le hem de PYD ile mücadele ediyordu zaten.

Bu durumu Erdoğan'da her platformda seslendirmişti.

Erdoğan'ın önderliğindeki Türkiye, belki de yakın bir gelecekte yapacağı stratejik ittifaklarla Rojova'yı da yerle bir edebilir. O yüzden teröristler ayaklarını denk alsınlar !

Öte yandan Türkiye için beka meselesi olan Cerablus operasyonuna İngiliz basını haddini aşarak tepki vermeye devam ediyor.

Economist dergisi, Independent Gazetesi ve Guardian gazetesi Türkiye'nin DAİŞ'i bahane ederek PKK, PYD ve YPG ile savaştığını, Türkiye'nin şimdiki konumunun 1980 lerdeki Afganistan'a en çok mücahit gönderen Pakistan'a benzediğini, Artık Esad'ın Erdoğan için düşman olmaktan çıktığını, MİT'in DAİŞ'in aktivitelerine göz yumduğunu, Türkiye'nin desteklediği ÖSO'nun DAİŞ yerine Kürtlerle savaştığı iftiralarını küstahça dile getiriyorlar.

Son tahlilde 'Erdoğan ve Türkiye düşmanları, Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' seslendirip duruyorlar.

Böyle bir şey asla mümkün görünmüyor. Çünkü Kaddafi ve Saddam'ın iktidarı tamamen Avrupa ve Amerika destekliydi. Arkalarında halkın desteği yoktu. Ayrıca ülkelerinde demokrasi yoktu. Diktatörlükle ülkeyi yönetiyorlardı. Batı'nın desteği çekilince iktidarları tuzla buz oldu.

Erdoğan'ın gücü ise halka dayanıyor. Ayrıca Türkiye'nin askeri ve ekonomik yönden dışa bağımlılığı da her geçen gün azalıyor...

Türkiye tam bağımsızlaşarak özgürleşiyor.

Zaten Gezi kalkışması, 17-25 Aralık darbeleri ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimlerinin önlenmesi de bu tezi doğrular nitelikte...

Sonuç olarak Nişantaşı züppelerinin zatında bir de onların dalkavuklarına sesleniyorum; Öyle hamiyet sahibi olmak, milliyetçi olmak, hümanist olmak önce ''Suriyeliler geldi işsizlik arttı, ay bunlar neden geldi, bunlar her yerdeler ıyk'' diyip sonra da sosyal medyada kıyıya vurmuş Aylan resmi paylaşıp ''Yazık Ümran'a'' twitleri atmakla olmaz.

Gerçek milliyetçilik, Yeni Türkiye ülküsünü benimseyip bütün muhtaç Müslümanların babası olan Erdoğan'a en azından hümanizma açısından destek olup Cerablus operasyonuna karşı çıkmamakla olur.

Hatta tam destek verip ''Evet evet işte şimdi kaçarsan Aylan gibi, kalırsan Ümran gibi olursun devri bitti. Suriye'ye ve dolayısıyla İslam'a Mehmetçiğin eliyle zafer geldi'' demekle olur.

Hadi sen İslam'ın zaferiyle sevinemezsin hem dilin de dönmez. En azından 'insanlığın namusu kurtuldu' desen de kabulüm. Ya da Aristo felsefesi üzerine bu insanları 'düşünen hayvanlar' olarak kabul et. Ve en azından fok balıklarına değer verdiğin kadar değer ver o da yeter. Ya da bak daha güzelini söyleyeceğim gülüm 'ya sen en iyisi az ötede oyna, gölge etme' başka ihsan istemem...

veya