Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

16 Eylül 2016, Cuma

Bu yetki MİT'te olsaydı 15 Temmuz yaşanmazdı

İsviçre'de terörle mücadelede yeni bir dönem başlıyor. İsviçre'de ne OHAL var ne de sıkıyönetim.

Lakin şu günlerde İsviçre oylayacağı yeni bir yasa ile tüm OHAL'lere ve sıkıyönetimlere taş çıkartacak bir yasaya imza atacak gibi görünüyor.

Şöyle ki, çıkacak bu yasa ile İsviçre istihbarat teşkilatı yargıç kararına ihtiyaç duymadan kuşkulandığı her kişiyi dinleme ve kontrol etme hakkına sahip olacak.

Anlayacağınız istihbarat teşkilatına doğrudan teknik takip yetkisi verilerek yetkileri artırılacak.

Peki bu yetki kötüye kullanılamaz mı ?

Elbette ki kullanılabilir. O yüzden solcular, sosyalistler ve Yeşiller hayır oyu vereceklerini açıkladılar. Bunlara karşılık EDU, SVP, EVP, CVP ve FDP gibi kapitalist partiler güvenlik nedeniyle bu yasaya evet diyeceklerini seslendirdiler.

Doğrusu FETÖ, PKK, DAİŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele eden MİT'in de aynı yetkilerle donatılması gerekiyor. O yüzden darısı MİT'in başına diyelim.

Eğer MİT'in elinde böyle bir yetki olsaydı yani FETÖ'cü hâkim ve savcıların haberi olmadan darbeci FETÖ'cü paşaları zamanında dinleyebilseydi 15 Temmuz darbe girişimini yaşamayacaktık vesselam !

Demek ki, Avrupa için mesele terör meselesi olunca evrensel hukuk kuralları, insan hakları ve özgürlükler anında rafa kaldırılabiliyormuş.

Avrupa'nın bu tutumu da bizim CHP'lilere küpe olsun !

Ulu Önder Kemal Kılıçdaroğlu dilini mi yuttu ?

Pek Sayın Kılıçdaroğlu'nun HDP'li belediyelere kayyum atanması ile ilgili nedense ağzını bıçak açmıyor. Olumlu olumsuz bir çift laf edemedi hazret. Adeta lâl oldu.

Hatta, ABD Büyükelçisinin haddini aşan kayyum beyanatlarına karşı Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Devlet Bahçeli zamanında okkalı cevaplar verdikleri halde Ulu Önder(!), ABD karşısında sus pus oldu.

Kılıçdaroğlu'nun bu tutumu akıllara "Yoksa CHP'yi de FETÖ'yü, PKK'yı ve DAİŞ'İ yöneten üst akıl mı yönetiyor?" sorusunu getirdi. Ne dersiniz ?

Kayyum atanan HDP'li belediyeler

Bu köşede PKK sevici köşe yazarlarının ihanetlerini deşifre etmekten, eleştirmekten bıktık lakin bu hainler ihanet etmekten bıkmadılar.

Neymiş efendim; ''İradesini Kandil dinozorlarına ve PKK'ya teslim eden 24 HDP'li belediyeye devletin el koyması Erdoğan-Soylu darbesi'' imiş...

''Devletin zorbalıkla halkın iradesini işgal etmesi" imiş...

''Düpedüz diktatörlük'' imiş...

''Kayyum darbesi halkın egemenliğine son vermiş'' imiş. Miş miş de miş miş…

Devletin kayyum ataması doğru bir tasarruftur.

İşin aslı devlet yıllardır 'tolerans göstermekten, iyi niyetle yaklaşmaktan ve uyarmaktan' bıktı artık.

Türkiye halkı, devletin imkanlarını teröristlerin hizmetine veren, milletine karşı kullanan bu hainlere hadlerinin bildirilmesini uzun bir süredir bekliyordu zaten.

Siyasi irade de bu icraatıyla halkın talebine olumlu yanıt vermiş oldu, hepsi bu.

Geliniz yapılan ihanetleri ufaktan eşeleyelim.

İhanette sınır tanımayan HDP'li belediyeler, ay yıldızlı tek bayrak yerine terör örgütünün paçavralarını göndere çekmeyi tercih etti mi ? Etti.

Tek vatan yerine ülkemizi özyönetim adı altında parçalamaya kalktılar mı ? Kalktılar.

Tek millet yerine milleti etnik açıdan nefret söylemleriyle ayrıştırmaya yeltendiler mi ? Yeltendiler.

Tek devlet yerine yani Ankara'yı merkez otorite olarak kabul edeceği yerde Kandil dinozorlarını otorite olarak kabul ettiler mi ? Ettiler. Adeta PKK'nın bir dediğini iki etmediler. Devlet de onları makamlarından etti.

Öte yandan terör yandaşı sözde gazeteciler, ısrarla PKK'lı teröristleri ve yandaşlarını ''Kürt halkı'' olarak niteliyorlar.

Oysaki Müslüman ve vatansever olan Kürt halkıyla, PKK yandaşlarını ayırt etmemiz gerekiyor.

Her PKK'lı Kürt olmadığı gibi her Kürt de PKK'lı değildir. Hatta PKK içerisinde gerçek Kürt asıllı vatandaşlar yok denecek kadar azdır. Çünkü PKK içerisinde Kürt zannettiğimiz kişilerin aslı Ermeni'dir. Ayrıca Avrupa ülkelerinden gelip PKK içerisinde bulunan bir çok yabancıyı da sayarsak PKK 'nın Kürt haklarını savunan bir örgüt değil, Haçlı birliklerinin doğu illerimizdeki şubesi olduğunu bile söyleyebiliriz.

Bizim sözünü ettiğimiz Müslüman ve vatansever Kürt halkı 15 Temmuz gecesi demokrasinin ve siyasal iradenin yanındaydı. Bunun için canıyla darbecilere karşı direndi.

Lakin PKK ve yandaşları darbecilerin safında idi. Darbe başarılı olsaydı Güneydoğu'yu Türkiye'den koparmak için PYD ve YPG ile her şeyi yapacaklardı...

Ayrıca HDP'de izlediği Kandil eksenli politikalarla hiçbir şekilde Kürtlerin savunucusu olamaz...

Bunları neden mi yazıyorum ? Eleştirmekten bıktığımız bu hain güruh, kayyum atanmasının ülkemizde Türk-Kürt çatışmasına neden olacağını dillendirdikleri için yazıyorum.

Bir kere Türklerle Kürtler etle tırnak gibidir. Aralarında normal şartlarda iç savaş çıkması olanak dışıdır. Ayrıca Kayyumlar en çok bölge halkının hayat standartlarını iyileştirmek için çalışacaklarından dolayı tam tersi, kaynaşmaya neden olacaklar...

Bu heriflerin saçmalama sınırlarının olmadığını bir de ;(onlara göre) 15 Temmuz darbe girişimi örneğinde olduğu gibi Türk'ün Türk'le çatışacağını seslendirmelerinden anlıyoruz. Yani Türkler arasında iç savaş çıkacağını iddia ediyorlar.

Bir kere Türkiye halkı 7'den 70'e FETÖ'yü terör örgütü olarak kabul etti ve bünyesinden atmaya karar verdi.

Artık FETÖ'nün halk tarafından desteklenmeyen marjinal bir grup olduğu ayan beyan ortada.

Bu terör örgütünü Türkiye halkının bir bölümüne mâl etmek ahmaklıktan başka bir şey değil.

Diğer yandan bu heriflerin bir saçma tezi de; TSK'nın Suriye'ye girmesinden dolayı Türklerin Araplarla savaşacağı savıdır.

Öncelikle şu gerçeğin altını çizmek lazım; Müslüman Arap halkının kahir ekseriyeti Erdoğan'ı ümmetin lideri olarak görüyor bu bir.

Arap milyarderleri Batı ülkelerine göre Türkiye'yi daha güvenli gördükleri için paralarını ülkemize getiriyorlar. Yani Arap sermayesi bizi destekliyor bu da iki.

Öte yandan Türkiye bölgedeki mazlum Arap halkına yardımcı olmak için Suriye'de, Irak'ta veya Ortadoğu'da bulunuyor. Ülkemizin kabul ettiği Arap sığınmacı sayısı bu hainlere verilecek en iyi yanıttır.

Son tahlilde hem Arap sermayesinin hem de Arap halkının Erdoğan'a verdiği desteği gördükten sonra savaştan bahsetmek en büyük ahmaklıktır vesselam...

veya