Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

19 Eylül 2016, Pazartesi

Ses ver Türkiye

15 Temmuz hain saldırısından sonra, demokrasi nöbetleri devam ederken her an teyakkuzdaydık. Evin alt katında şartel atsa ''Elektrikler gitti. Kesin bir şey var'' deyip sokağa fırlıyorduk, telefonlara sarılıp birbirimizi arıyorduk. 14 Ağustos tarihi ile ilgili bazı çıkarımlarda bulunup onu bekledik sonra. Sonra kimisi 14 Ağustos değil galiba 16 Ağustos dedi. Sonra da bir kalk bir otur yorulup pişman olup ''Aman bir şey olacağı yok, boşa telaş ettik'' deyip gaflete attık iyice kendimizi.

Çocukluğumuzu bizden çalan,beynimize bin bir safsatayı sokan ama o zamanlar asıl iç yüzünü göremediğimizden bayıla bayıla izlediğimiz bir Hollywood filminde bir bankanın güvenlik sitemini ''güvensiz'' hale getirmek için habire güvenliği bir şekilde ihlal edip alarmı öttürüyorlardı. Polisler bankaya o kadar çok gidip elleri boş döndüler ki bozuk olmayan banka alarmı için ''galiba bu bozuk. Habire ötüp duruyor'' dediler. Polisler gider gitmez de alarm bağırken hırsızlar gelip bankayı soyup soğana çevirdiler.

Şimdi bu filmdeki gibi bir çok uyarı oldu 15 Temmuz'dan beri. Böyle 2. Bir Darbe planı yapıyorlar, vay 2. dalga şöyle gelecek, yok hayır böyle gelecek derken ilki gibi bir atraksiyonu göremeyince 2. Bir dalga gelmedi ve galiba da gelmeyecek artık zannettik.

Oysaki 2. Dalga öyle jetlerle tepeden değil, usul usul inceden inceye geldi ve vurdu bile çoktan.

Nasıl yani?

Şimdi sorarım size; 15 Temmuz'dan beri Kemalistlerin ve uzantılarının yaptığı aleyhe propagandalarla cemaatler ve tarikatlar yara aldı mı? Almadı mı?

Cemaatlerin ve tarikatların ayrıntılarını bilmeyen, uzaktan sathi nazarla bakan insanlar, FETÖ nedeniyle tüm cemaatlere karşı bir cephe ve ön yargı içine girdi mi? Girmedi mi?

Devlet kurumlarında veya sağlam iş yerlerinde ulusalcı zihniyet rahat ve ferah gezinirken, muhafazakâr insanlar zan ve töhmetler altında kaldı mı? Kalmadı mı?

FETÖ'den boşalan önemli makamlara manevi değerlerle hiçbir alakası olmayan, hatta dindarı ezik, yobaz, gerici gören bir zihniyet sızdı mı? Sızmadı mı?

O halde artık 2. Bir darbeyi çok da beklemeye gerek yok. Zira 2. Darbe teşebbüsü Kemalistler ve yandaşları tarafından Ehl-i sünnetin bel kemiği olan cemaatlere ve tarikatlara algı operasyonlarıyla çoktan yapılmaya çalışılmış ancak Cumhurbaşkanımızın ferasetiyle ve yerinde müdahalesiyle akim bırakılmış durumda...

Öte yandan üst akıl şimdilerde FETÖ'nün uyuyan hücreleriyle ve diğer taşeronlarıyla belki de 3. Bir darbe girişimi içerisinde olabilir.

Cumhurbaşkanımız, ''Hazır olun'' diye talimatı öyle sırf boşa gaz vermek için vermez !

Fransa ve İngiltere Büyükelçiliklerinin sözde güvenlik açığı nedeniyle kapatılması da oldukça düşündürücü. Güvenlik ihlalini yakın zamanda kendileri yapacak veya bu konuda bir erken istihbarat almış olabilirler.

ABD ve İngiltere, hâlâ daha Türkiye üzerindeki emellerinden (Güneydoğu'da bir Kürt devleti ve boyun eğen zayıf Türkiye) vazgeçmiş değil. Üstelik artık Obama'dan çok Putin'le resim veriyor olmamızdan da çok ciddi rahatsız oldukları besbelli.

15 Temmuz FETÖ darbesinde suç üstünde yakalanan ABD'nin artık kaçacak, saklanacak deliği de kalmadı...

Açıkçası Türkiye; Rusya'nın,İslam ülkelerinin ve Türkî Cumhuriyetlerinin desteğini alıp ,teknolojisini ilerletip, yeraltı kaynaklarını kendisi kullanıp iyice palazlanmadan Batı'nın türlü türlü oyunlara baş vuracağını söyleyebiliriz.

Peki bu tür bir oyunla karşı karşıya olduğumuzu nereden anlayacak veya böyle bir durumda ne yapacağız?

15 Temmuz olaylarını ertesi gün kahvaltıda okuduğu gazetesinden öğrenenlerin olduğunu öğrendikçe bu konuda yapılması gerekenler daha da büyük önem arz ediyor doğrusu…

Mesela;

-Yakın çevremizin ev ve iş telefonlarını alarak herhangi acil bir durumda cep telefonundan ulaşılamama halinde sabit hatlardan iletişime geçebiliriz.

-WhatsApp üzerinden şimdiden arkadaşlarımızla ve yaşadığımız mahalledeki komşularımızla gruplar kurarak acil bir durumda birbirimizle haberleşebiliriz.

-Önceden buluştuğumuz, görüştüğümüz kişilerle iletişim kanallarımızın kesilmesi durumunda ne yapmamız gerektiğinin organizasyonunu şimdiden yapabiliriz.

-Darbeler genellikle gece yarısından sonraki saatlerde yapıldığından erkenden haber alıp meydanlara koşmamız için cep telefonlarımızı şarjlı, açık ve sesli ayarda, yakınımızda tutmamız iyi olur.

- Hemen televizyonu açıp durum hakkında bilgi almaya çalışmalıyız.

- Telefonla ilgili kişilere ulaşarak durum ve hareket şekli hakkında bilgi almaya çalışmalıyız.

-Siber saldırı olup cep telefonlarının çalışmama durumu olursa, sabit telefondan bilgi alıp darbe olduğundan emin olup hemen sokağa çıkmalı, arabalarımızın korna ve alarmlarını çalıştırarak halkı uyandırıp haberdar etmeliyiz.

- Bu hazırlıklardan sonra 15 Temmuz'da nöbet tuttuğumuz en yakın meydana hızlı bir şekilde ulaşmaya çalışmalıyız. Uyandırdığımız komşularımızı da aynı şekilde bu meydanda toplanmaya davet etmeliyiz.

-Belediyenin anons araçları da dolaşarak halkı en yakın meydanda toplanmaya davet etmeli.

- Müftülükler de camilerden aynı 15 Temmuz'daki gibi selalar okunmasını sağlamalı ve halkı meydanlarda toplanmaya davet etmelidir. Bizler de mahallemizin camisinde sela okunması için gayret göstermeliyiz.

- Tanıdığımız STK yöneticilerine ulaşıp onların da üyelerine ulaşarak en yakın meydanda toplanmalarını sağlamalıyız.

-Son olarak da evden çıkmadan önce 'şehitlik namazımızı kılıp ailemizle helalleştikten sonra bayrağımızı alıp' sokağa çıkmalıyız.

Tüm bunlarla birlikte; vatanımızın, imanımızın , ülkemizin, bağımsızlığımızın, bayrağımızın tehlikeye düşebileceği zamanlarda aktif, en önde, kahramanane rol alabilmek için 'önce kendimizi sonra da çevremizi güdülemeliyiz.'

İslamiyet'in nice kahramanlıklarla yayıldığını, nice yiğitlerin kanları ile bu vatan toprağının sulanıp öyle bu günlere geldiğimizi ailemize, çocuklarımıza, gençlerimize ve en başta kendi nefsimize anlatabiliriz.

Ayrıca okulların açılması vesilesi ile 15 Temmuz şehitlerinin ve millet iradesinin en net görüldüğü 'demokrasi zaferinin' hatırlanması; genç nesillere bu ruhun aktarılması ve her zaman bu ülkünün canlı kalabilmesi adına çok değerlidir.

Gençlere ve çocuklara 'yaş özelliklerine uygun olarak' 15 Temmuz'u anlatmak demek; fedakarlığı, vefayı, vatan sevgisini, bayrak sevgisini anlatmak demektir. Ve bizim gerçekten zerre duraksamadan tankların önüne atılabilecek, uçak mermilerine göğsünü siper edecek, kahramanlık destanları yazacak bir gençliği yetiştirmeye ihtiyacımız var. Böyle bir durumda hareket şekli ne olmalıdır?

veya