Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

10 Ekim 2016, Pazartesi

Alman Savcıların Erdoğan düşmanlığı

Geçmişte Hitler hem kendi ülkesini, hem de dünyayı felakete sürüklemişti. Şimdi de çocukları dedelerinin izini sürmeye devam ediyor anlaşılan. "Soykırım", "Yabancı düşmanlığı" ve ''İslamofobi'' denilince ilk akla gelen millet nedense Almanlar oluyor !

Günümüzde de Almanlara "Mizah" denilince akıllarına gelen ilk şahsiyet ne yazık ki Erdoğan oluyor. Sanki başka yapacak işleri kalmamış gibi Cumhurbaşkanımız ile uğraşmayı marifet sayıyor bu herifler...

Tabii kuş kuşluğunu, kış da kışlığını yapacak...

Hatırlarsanız Alman medyası ile ilk krize Mart ayında NDR'de yayınlanan extra3 adlı programda Erdoğan'a hakaret içerikli "Erdowie, Erdowo, Erdogan" adlı iğrenç bir klip ile tanık olmuştuk.

Akabinde Almanya'nın Büyükelçisi'ni bu iğrençlik nedeniyle Dışişleri'ne çağırıp ''Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla'' kabilinden kulağını çekmiştik...

Ardından da fermanlı deli Böhmermann krizi patlak vermişti...

Yakın tarihte Deutsche Welle'nin, Gençlik ve Spor Bakanımız ile yapılan röportajda maksadını aşan sorularından dolayı kayıtlara el konulduğu için iki ülke arasında başka bir kriz gündeme gelmişti.

Neyse asıl konumuza dönecek olursak...

Kafasının bir tahtası noksan olan Böhermann denen komedyen 31 Mart'ta Alman devlet televizyonu ZDF'deki programında Erdoğan'a; ağza alınamayacak hatta imasını dahi yapmanın edep dışı kalacağı, aklınıza, hayalinize gelebilecek her türlü sinkaflı küfürü içeren şiiri okumuştu.

Erdoğan'ın şikayeti sonucu Mainz Başsavcılığı üst aklın kuçukuçusu olan ve adı deliye çıkan Jan Böhmermann hakkında sağ olsun (!) Merkel'in de izniyle Alman Ceza Kanunu'nun "Yabancı devlet adamına hakaret etmek" suçunu düzenleyen 103. maddesi uyarınca soruşturma başlatmıştı.

Bildiğiniz üzere bu olay Almanya'da, soruşturma sürecinin başlamasından bu yana Alman kamuoyunda büyük tartışmalara neden olmuştu.

İşte bu soruşturma nihayetinde sonuçlandı.

Soruşturmayı yürüten Alman savcılarımız ne hikmetse tepeden tırnağa sinkaflı küfürle dolu şiirde suç unsuru bir kanıt veya bunu destekleyen bir belirti bulamamışlar ve bu nedenle de takipsizlik kararını basıvermişler. Sayın savcılarımızı ön yargılı, peşin hükümlü ve taraflı vermiş oldukları böyle bir karardan dolayı kutluyorum (!)

O şiirdeki tüm ifadeleri kararda imzası olan ve emeği geçen tüm savcılarımıza ve ilgili kişilere buradan misliyle ithaf ediyorum.

Takipsizlik kararına baktığımızda, vicdanlarının terazisi bozuk olan Alman savcıları, şiirde edilen sinkaflı küfürlerin bir hakaret olarak ele alınamayacağının özellikle altını çizmeyi de ihmal etmemişler.

Demek ki, bunların ırz, namus ve ahlak anlayışı ''hak getire'' cinsinden.

Akılları terelelli olan ZDF yetkilileri de bir taraflarına mum yakarak kararı, sanat ve düşünce özgürlüğünü ön plana çıkardığı için alkışlayarak karşılamışlar.

Sizin sanat ve düşünce özgürlüğü anlayışınız insanların saygı duyduğu ve sevgi beslediği bir lidere bel altı küfür etmekten geçiyorsa öyle sanatın içine turp sıkayım !

Anlayacağınız pek muhterem Alman gugukçuları kararı elbette ki hukukun üstünlüğü ilkeleri, düşünce özgürlüğünün varlığı nezdinde ele almışlar(!)

Buradan ülkemizdeki komedyenlere sesleniyorum: Sizler de Alman Cumhurbaşkanı ve Başbakanı hakkında Namık Kemal fıkralarından esinlenerek şiirler hazırlayın ve TRT'de canlı yayında okuyun !

Maşallah Almanların ifade ve düşünce özgürlüğü ufukları veled-i zina kıvamında. Ne derseniz deyin ''Ya Rabbi şükür'' diyerek memnuniyetle karşılayacaklardır. Belki de üstüne size para bile verebilirler...

Med Nuçe
Öte yandan Fransızlara ait Eutelsat' tan yayın hayatına devam eden PKK'nın kanalı Med Nuçe' nin yayınının kesilmesini basın ve düşünce özgürlüğü açısından ele almayan Fransa'yı tebrik ediyorum.

Bu olay Fransa'nın terörle mücadelede olan azmini tüm dünyaya net bir biçimde göstermiştir.

Darısı ABD ve diğer AB ülkelerinin başına...

veya