Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

09 Kasım 2016, Çarşamba

Can Dündar, Cumhuriyet gazetesi ve HDP'li vekiller

Evvelki gün Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Can Dündar'ı Bellevue Sarayı'nda kabul ederek Türkiye'ye karşı yaptığı ihanetlerinden dolayı ''aferin len sana şimdi gözüme iyice girmeye başladın'' diyerek tebrik etti.

Ee Almanya Cumhurbaşkanı Can Dündar'ı öper de Alman Dergi Yayıncıları Birliği'nin (VDZ'nin) elleri armut mu toplar! Hemen o akşam VDZ, ''Basın Özgürlüğü kategorisinde'' Türkiye'ye karşı Batı'nın çıkarlarını hakkıyla savunduğu için Altın Victoria ödülünü Can Dündar'ın eline verdi.

Haa bir de Almanya'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth Die "Erdoğan'a muhalif olan herkesle dayanışma içindeyiz. Muhalif olan herkes Almanya'ya iltica başvurusunda bulunsun'' diyerek özgün bir cevher yumurtladı.

Ee Almanya'nın resmi devlet politikası böyle olunca Erdoğan'a karşı en iyi muhaliflerden sayılan Can Dündar'da hemencecik Alman pasaportunu kapıverdi.

Bu sahiplenmeler ve ardı arkası gelmeyen ödüller Can Dündar'ın ''kim olduğunu ve kimlere hizmet ettiğini'' çok net gösteriyor sanırım.

İşte Can Dündar denen emperyal piyon Cumhuriyet gazetesinin başına geçince Cumhuriyet'i FETÖ'ye (CIA'ya) sattı.

Böylece Cumhuriyet gazetesi FETÖ'nün ve PKK'nın hakkını hukukunu savunan bir mevkuteye dönüştü...

Her ne kadar Can Dündar darbe öncesi memleketimizden tüyse de Cumhuriyet gazetesi onun mirasına sahip çıkmaya devam ediyor.

Kanıt mı?

Mahkeme zabıtlarıyla FETÖ ile ilişkisi deşifre olan Akın Atalay (Cumhuriyet gazetesi İcra Kurulu Başkanı), Avrupa'da PKK'ya verdiği destekle tanınan Aydın Engin, ''FETÖ terör örgütü değildir'' diyen Hikmet Çetinkaya ve tutuklu Cumhuriyet yazarlarının çizgisi Cumhuriyet'in Can Dündar'dan sonra eksen kayması yaşamadığına en büyük kanıttır.

Hatırlarsanız CHP İzmir Milletvekili ve aynı zamanda Cumhuriyet yazarı olan Mustafa Balbay, "Cumhuriyet'i FETÖ finanse ediyor'' dediği için Cumhuriyet'ten kovulmuştu.

Yine Selahattin Demirtaş Meclis'te Cumhuriyet gazetesi için ''yanında durmamız lazım" diyerek yandaşlarından Cumhuriyet'e sahip çıkmalarını istemişti.

Gene Cumhuriyet gazetesi düzenlediği 23 Nisan resepsiyonuna "Biz sırtımızı YPJ' ye, YPG' ye ve PYD' ye yaslıyoruz. Bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz" diyen Figen Yüksekdağ'ı davet etmişti.

Keza "PKK silah bırakmamalı" manşetini atan, ''HDP'ye oy çağrısı'' yapan yine Cumhuriyet'ti...

Son tahlilde Can Dündar'a, Cumhuriyet gazetesine ve Cumhuriyet'in tutuklu yazarlarına kimse sahip çıkılmamalı! Aksi takdirde yapılan ihanetlere ortak olur.

HDP'li vekiller

Geçenlerde, yürütülen soruşturmalar kapsamında ifade vermeye gitmeyen 9 HDP'li vekil tutuklandı.

İyi de oldu.

Olmadı mı?

Ne yani tutuklanan HDP'li vekiller;

Şehitlerimize "Etkisiz hale getirildiler" diyecek biz de kös kös oturup onların gözünün içine bakacağız,

"Bu savaş zalim ve mazlumun savaşıdır" diye devleti zalim, PKK'yı mazlum ilan edecek biz de sesimizi çıkarmayacağız,

"Bu memleketten defolup gideceksiniz. Bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini çok iyi biliriz" diyecek biz de bunu hazmedeceğiz,

''PKK'nın öyle bir gücü var ki sizi tükürüğüyle boğar" diyerek bizi tehdit edecek biz de anlayışla karşılayacağız,

''PKK bir terör örgütü değildir" diyerek aklımızla alay edecek biz de sus pus oturacağız,

"Devletin operasyonlarının asayiş ve halkın güvenliğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Şiddetin hedefi doğrudan doğruya halktır'' diyerek bize bunu yutturmaya çalışacak biz de bunu sindireceğiz,

"Silopi'deki devlet terörünü lanetle kınıyorum. Hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum" diyerek konuşacak biz de hiçbir şey olmamış gibi davranacağız,

"Sırtımızı YPJ' ye, YPG' ye ve PYD' ye yaslıyoruz...'' diyecek biz de ''aman dünya kamuoyuna der?'' diye şaşkın şaşkın bakakalacağız,

''Toprağa verdiğimiz her yiğidimizi onur ve şeref yükü olarak taşıyacağız ve onlara layık olacağız" diyecek biz de bu durumu kabulleneceğiz,

PKK'lı teröristlere ''silah taşırken'' yakalanacak biz de onlara ''ABD ve AB ne der?'' diye dokunmayacağız,

Rusya'dan ''PKK için tanksavar füze'' isteyecek, ''hendek terörünü'' savunacak,''PKK'lı teröristlerin cenazelerine'' katılacak ve ''özerklik ilan etmeye'' kalkacak bizler de izlemekle yetineceğiz.

Öyle mi?

Yok öyle yağma !

Neyse ki, yukarıda belirttiğimiz haltları yiyen Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve 7 HDP'li milletvekili ''paketlenerek kodese'' tıkıldı.

Böylece ''bu hadsizlere hadlerini bildirmek'' için devletimiz ''güzel bir adım'' atmış oldu.

Ne diyelim darısı ''HDP'li vekillerle aynı çizgide olan CHP'li vekillerin'' başına!

veya