Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

08 Mart 2017, Çarşamba

Hayırcıları boşuna kandırmayın! Almanya sapıttı mı? Halkımız kendi kalesine gol atmaz!

Halkı referandumda "hayır" oyu vermeleri için beyhude gaza getirmeye çalışmayın. Zira hayırcılar açısından değişecek bir şey olmayacak!

Hayır propagandasını yürüten birçok borazancı sandıktan "hayır" çıkması halinde 17 Nisan sabahı Erdoğan'dan kurtulacaklarını sanıyorlar. Bunu da yandaşlarına ısrarla fısıldayıp duruyorlar. Akıllarınca kavram karartmaya, kafa karıştırmaya yelteniyorlar.

Zokayı yutan CHP'liler, HDPKK'lılar ve FETÖ'cüler de enayice umutlarla "hayır" demek üzere sandık başına koşmaya hazırlanıyorlar.

Oysa ki, 16 Nisan'da Cumhurbaşkanı oylanmayacak. Yalnızca AK Parti ve MHP'nin anayasa değişliği teklifi oylanacak. Cumhuriyet rejimi içerisinde "güçlü yönetim sistemi" olsun mu olmasın mı oylanacak. Hepsi bu. Haliyle bu referandumdan "hayırcı" köftehorlara köfte möfte çıkmaz. Boşuna homurdanmasınlar.

Herkes biliyor ki, Erdoğan 2019 yılına kadar Cumhurbaşkanı olarak görevinin başında kalacak. Önümüzdeki referandumun bu duruma en ufak bir etkisi olmayacak.

Dolayısıyla PKK'lılar enselendikleri deliklerde imha edilmeye, FETÖ'cüler de tespit edildikleri noktalarda kodese tıkılmaya devam edilecektir.

Makûs talihli CHP de sonsuza kadar muhalefette kalmayı, Perinçek grubu da seçimlerde "kocaman bir hiç" olmayı sürdürecektir.

Kısaca her şey 16 Nisan öncesi gibi aynen devam edecektir. Hani boşuna hayal kurmasınlar diye söylüyorum. Kurdukları hayaller, hayaletlere dönüşür de sonra onları "ham" yapar.

Gerçekte CHP, elinden kayıp giden ve bir daha asla dönmeyecek olan vesayetlerle kuşatılmış demokrasisine ağlıyor.

HDPKK ve FETÖ ise; kendisiyle kıyasıya savaşmakta olan Erdoğan'dan kurtulmak için kör bir umutla yaşam mücadelesi veriyor. Ama hepsi şu etkili sözü unutuyorlar: "Korkunun ecele faydası yoktur!"

O yüzden yalnızca anayasa değişikliği teklifinden ibaret olan referandumu ölüm kalım meselesi haline getirmeyin. Ülkemizin güzel insanlarını ayrıştırarak, kutuplaştırarak ya da bölerek germeyin. Alevilik-Sünnilik, laiklik- anti laiklik gibi konuları kaşıyarak ülkemizin sinir uçlarına dokunmayın. Şom ağzınızla iç savaş propagandası falan yapmayın. Yıllardır "yandık bittik mahvolduk" herzeleriyle köpürterek uçurmaya çalıştığınız ekonomik kriz balonundan da artık vazgeçin. Zira attığınız kıtırlar artık kabak tadı veriyor.

Aslına bakacak olursanız "Evet" çıkarsa Türk tipi tam "Cumhurbaşkanlığı Sistemi"yle (küresel güç olma hedefimize doğru tam gaz) uçarız.

Evet çıkmazsa da (fiili durum gereği) Türk tipi yarı "Cumhurbaşkanlığı Sistemi"yle gene o hedefe doğru uçmaya devam ederiz.

Biz her halükârda Erdoğan'la ve onun kurduğu güçlü yönetim sistemiyle uçarız!

İşinize gelir ya da gelmez durum bundan ibarettir.

Almanya sapıttı mı?

Almanya'da kabul edilemez, akıl dışı gelişmeler oluyor. Ne yazık ki, Alman medyası bir süredir Almanya'da 6 bin MİT ajanının iş başında olduğuna, Diyanet'e bağlı imamların PKK'lıları ve FETÖ'cüleri ispiyonlayarak ajanlık faaliyeti yaptığına dair aslı astarı olmayan haberlere imza atıyor.

Son günlerde de hepten şirazeden çıkarak 16 Nisan'daki referandum kampanyasına doğrudan müdahil oldu ve "evet demeyin, hayır deyin" gibisinden taraflı yayınlara başladı.

Hatta Alman yetkililer, referandum sürecinde evet kampanyası yapmasınlar diye bakanlarımıza toplantı salonlarını ve miting alanlarını yasaklamaya bile kalktılar. Neyse ki Erdoğan'ın yerinde çıkışıyla tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar.

Buna karşın "hayır" kampanyasını yürüten FETÖ'cülere ve PKK'lılara ceplerine dişe dokunur harçlıklar koyarak kapılarını sonuna kadar açtılar...

Peki biz böyle bir şey yapsaydık; Almanya'da yaşayan, aynı zamanda Alman yurttaşı olan soydaşlarımıza "Merkel'e oy vermeyin, Nazi beslemesi ırkçı Frauke Petry'e oy verin" gibisinden propagandalara yeşil ışık yaksaydık, Merkel ve ekibinin tepkisi hangi tonda olurdu acaba?

Halk zaten 15 yıldır iktidarda!

Gelin beraber hayırcıları bir kez daha sayalım.

-Hiçbir serbest seçimi kazanamayan; tek parti diktasıyla, darbelerle ya da koalisyonlarla zar zor iktidar yüzü görmüş olan CHP "hayır" diyor...

-Küresel sistemin tabancaları hükmünde olan FETÖ, HDPKK ve isimleri lazım olmayan diğer melun terör örgütleri "hayır" diyor...

-Bir dönem Abdullah Öcalan'a Bekaa vadisinde sırıtarak karanfil veren Perinçek ve ekibi "hayır" diyor...

Bu "hayırsız hayırcıları" gözlemleyen ve sessiz çoğunluğu temsil eden sağduyulu halkımız referandumda "hayır" demez. Niye desin ki? Ak Parti ile birlikte zaten kendisi iktidara kurulmuştur. Hayır diyerek kendi kalesine gol atacak hali yok ya!

Tebessüm

Son anda trene binen bir vatandaş bilmeden bürokratlara-vekillere ayrılan bir koltuğa oturmuş. Biraz sonra kendi yerine oturmak için gelen CHP'li vekil vatandaşa: "Derhal yerimden kalkınız. Burası milletvekillerine aittir" demiş. Bunu duyan vatandaş: "Sen milletvekili isen ben de milletin ta kendisiyim. Asilin olduğu yerde vekilin düdüğü ötmez" demiş ve yerinden kalkmamış.

Şimdi tıpkı trendeki yurttaş gibi oturduğu iktidar koltuğundan kendisini alaşağı etmek isteyen CHP zihniyetindeki bürokratlara ve milletvekillerine vatandaş: "Halk benim, siz o makamda bana hizmet etmek için varsınız. Hadi yürüyün be. Vermem size istediğiniz 'hayır'ı" diyerek tabii ki arzu ettikleri şeyi vermeyecektir.

veya
BİZE ULAŞIN