Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

12 Nisan 2017, Çarşamba

Said si'den halkımıza "" çağrısı!

Gelin öncelikle yazıda geçen dört karakteri beraber tanıyalım.

Önce teröristbaşı "Antranik" denen hainden başlayalım. Bu hain ('nın son döneminde) terör örgütlerinin "lideridir" ve bağımsız bir Ermeni devleti kurmak için (küresel güçlerin desteğini alarak) Osmanlı ile uzun yıllar savaşmıştır. Hatta Osmanlı "1915 tehcir kararını" bu "teröristbaşı"nın yediği haltlar yüzünden almıştır.

Ardından "Venizelos" denen dönemin Yunanistan ı'nı tanıyalım. Bu adam tam bir Osmanlı düşmanıdır ve Osmanlı'yı yıkmak için elinden gelen her şeyi yapmıştır. İngilizlerin desteğiyle ülkemizle savaşmıştır. (Hatırlarsanız geçenlerde bu adamın, İsmet'in karısı Mevhibe hanımı koluna takarak sokaklarda gezdiğini gösteren bir resmi, medyada görmüştük!)

Bir diğer kişi de Osmanlı'da yarbaylıktan generalliğe zıplamış Enver Paşa'dır. Bu adam aynı zamanda İttihat ve Terakki Partisi'nin (Cemiyeti'nin ya da Fırkası'nın) kurucu ve önderlerindendir.

Son olarak Sait Halim Paşa'ya değinelim. Bu zat 1913-1917 yıllarında yani İttihat ve Terakki Partisi'nin iktidar olduğu dönemde Osmanlı Devleti'nin "Başbakanı"dır.

Bediüzzaman Said si Sünühat adlı eserinde demiş ki: " Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e, Venizelos ile beraber Said Halim'e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir. (Alçaktır!)"

İşte Said Nursi, Osmanlı Devleti'nin, dönemin küresel güçlerinin saldırısı altında olduğu bir zamanda bu sözü söyleyerek bize çok önemli bir ölçü vermiştir.

Her ne kadar Enver ve Sait Halim paşalar Osmanlı Devleti'ni Birinci Dünya Savaşı'na sokarak ve yaptıkları büyük yanlışlarla Osmanlı'nın yıkılışını hızlandırsalar da küresel güçlerin ve onların maşaları olan Ermeni terör örgütlerinin hedefinde oldukları için Said Nursi "Ben ecnebilerle ve terör örgütleriyle beraber olup bu iki zatın aleyhine iş yapmam" diyor.

Mısır'daki sağır sultan bile biliyor ki, önümüzdeki referandumda KK, , DAİŞ, Perinçek grubu, ve uzantıları "hayır" diyecekler...

Ayrıca AB ve ABD de "hayır" çıkması için elinden gelen her türlü namussuzluğu yapıyor ve yapmaya hazır bekliyor...

Enver ve Sait Halim gibi beceriksiz, çapsız ve yeteneksiz zevat için bile lere, Venizeloslara karşı çıktığını belirten Said Nursi günümüzde vatanımıza, milletimize ve İslam'a yapılan hizmetleri görseydi ya da sırf "hayır" diyen uğursuz güruha baksaydı herhalde tüm benliği ile referandumda milyon kere "evet" derdi.

Said Nursi şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınmış mıdır?

, doğrudur. Bediüzzaman Said Nursi;

1-Menfaat üzerine dönen,

2-Zalimane yapılan,

3-Nefsani olan,

4-Taraflı olan siyasetten Allah'a sığınmıştır.

Ama hiçbir zaman hedefi "vatan, millet, kardeşlik ve ittihad-ı İslam" olan siyasete karşı çıkmamıştır. Hatta her zaman memleketin ve İslam'ın hayrına olan siyasete alenen destek vermiştir.

Demokrat Parti'ye, Adnan Menderes'e, Celal Bayar'a ve o dönem millet vekili olan kendi talebesi Tahsin Tola'ya yazdığı mektuplar buna örnek gösterilebilir.

Bunun aksini iddia eden ne Said Nursi'yi tanımıştır ne Said Nursi'nin davasından haberi vardır ne de Said Nursi'nin eserlerini yorumlama yeteneğine sahiptir...

İslam kahramanı

Said Nursi, rahmetli Adnan Menderes'e "İslam kahramanı" demiştir. Halbuki Adnan Menderes'in beş vakit namaz kıldığı bilinmemektedir. Hatta rakı içtiği bile söylenmektedir.

Ona bu iltifatı ettiren CHP'ye karşı dik duruşu ve "Ezan-ı Muhammedi"yi asli suretine çevirmesinden başka bir şey değildir.

Said Nursi, Adnan Menderes'e bu iki şeyden dolayı "İslam kahramanı" diyorsa, tüm dünyada Müslümanların umut ışığı ve İslam aleminin lideri olan; ABD ve AB'ye (küresel sisteme) canı pahasına meydan okuyan Tayyip Erdoğan'ı görseydi ona ne derdi acaba?

Aklını peynir ekmekle yemeyen her Müslüman, Erdoğan'ı desteklemelidir ve referandumda "evet" demelidir!

Siz bakmayın medya organlarında ya da sosyal medyada Erdoğan'a "diktatör" diyerek ağlayıp zırlayanlara onların çoğu ya teröristtir ya terör örgütü sempatizanıdır ya da ecnebilerin uşağıdır! Halkımızın çoğunluğu gidişattan memnundur yani...

Said Nursi iki şeyi yasaklamıştır!

1- halinde ticaret yapmayı... (holdingleşme, şirketler kurma gibi...)

2-Cemaat halinde siyasete girmeyi... (parti kurmak ya da bir partiden vekil seçilmek gibi...)

Bu iki şeyin yalnızca kişisel olarak yapılmasına izin vermiştir.

Aslında bu iki düstur tüm cemaatleri ve tarikatları bağlayacak çapta önemli iki düsturdur! Her neyse...

"Siyasi duruş" konusu "iman" kadar önemlidir!

Risale-i Nur'da (Lahika mektuplarında) en fazla işlenen müstakil konu (İman hakikatlerinden sonra tabii) "siyasi duruş" konusudur. Aşağıda zikredilen sayfa numaraları yalnızca "siyasi duruş" konusunun işlendiği birer cümle ya da cümlecik değildir. Her biri bu konuda keleme alınmış birer müstakil mektuptur.

Unutmayalım ki, Said Nursi'nin Demokrat Parti'yi tebrik etmesine neden olan icraatların "AK Parti döneminde milyonlarcası katlanarak" yapılmıştır. Hatta bu dönemde Risale-i Nur'lar Diyanet tarafından basılmıştır ve basılmaya devam edilmektedir.

Gelin Said Nursi'nin ağzından Demokrat Parti'ye verdiği desteğe beraber bakalım.

"Demokrat Parti'yi, Kuran ve vatan ve İslamiyet namına muhafazaya çalışıyorum." (Emirdağ Lahikası 2-206)

Talebelerime "Dindar ve dine hürmetkar Demokrat Parti'nin iktidarda kalmasını temin etmeleri için ders veriyorum." (E.L. 2-206)

Demokrat Parti ile "Din dersleri gibi şeair-i İslamiye ile Kuran'a hizmet ve eskilerin zararına tahribatları tamire başlanılmış" (E.L. 2-24)

"Şeair-i İslamiyenin serbestiyetine vesile olan Demokratlar" (E.L. 2- 24)

"Nur talebelerinin demokratları muhafaza ettiğini ve demokratların kuvvetli bir istinatgahı olduğunu..." (E.L. 2-29)

Demokratları "Dindar, hamiyetperver ve vatanperver..." olarak niteliyor. (E.L. 2-70)

"Bir kısım zalim Avrupa'nın dilenciliğinden kurtulmak için çalışanlara..." (E.L. 2-81)

"Adnan Menderes gibi bir İslam kahramanı ile sohbet etmek isterdim" (E.L. 2-172)

"Ezan-ı Muhammedî'nin neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi; Ayasofya'yı 500 sene devam eden vaziyeti kudsiyesine çevirmek... Risale-i Nur'un resmen serbestisini dindar demokratlar ilan etmeli...O vakit alemi İslam'ın teveccühünü kazandıkları gibi..." (E.L. 2-176)

"Demokratların nurların neşrine müsaadekâr olmaları..." (E.L. 2-215)

Benzer mektuplardan örnekler:

(Emirdağ Lahikası 1; 38-48-56-74-160-180-209-272-281)

(Emirdağ Lahikası 2; 22-24-29-70-81-162-172-176-201-208-211-215-222-236)

(Kastamonu lahikası; 38-117-122-137-146-150-207-240)

(Şualar; 374)

veya
BİZE ULAŞIN