Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

03 Mayıs 2017, Çarşamba

leriyle "ye" zemin mi hazırlanıyor?

Son günlerde bir anda dev yapım şirketleri tarafından çekilen ve ekranlarda yayınlanmaya başlayan, "kalitesiyle" ve "görselliğiyle" göz dolduran ve "buradayım" diyen "asker temalı" ler sizin de dikkatinizi çekmiştir sanırım.

15 Temmuz sonrası "halkın nazarında askerin itibarını artırmak" gibi temiz (!) bir niyetle çekildikleri iddia edilse de ve gerçek yayınlanma nedeni "Türk milleti asker millettir. Bu diziler reytingde kesin zirveye konar" gibi kapitalist bir gerekçeyle çekildiği düşünülse de "işin arka planı" o kadar "masum" değil.

Açıkçası, üç farklı kanalda aynı zaman diliminde yayına giren ve "ciddi bir izleyici kitlesi" elde eden bu dizilerin senaryolarında "gözden kaçan" çok önemli ayrıntılar var.

Her üç dizide de "Ergenekon'dan ötürü geçmişte hapse atılmış" subayların "ne denli büyük kahramanlar" olduğu, aslında 15 Temmuz sonrası kurtarırsa bu memleketi ancak onların kurtarabileceği (!) apaçık seslendiriliyor...

Keza bu dizilerde, 15 Temmuz'da "tankların önüne yatan" ve sonrasındaki süreçte "karargah önlerini tutan" halkın tamamen "ulusalcı kafada" seküler insanlar olduğu dillendiriliyor.

Arka fonda ancak "flu" olarak görebileceğiniz "başörtülü hanımlar" haricinde yine ortalıkta "başı örtülü" olan hiç ama hiç kimse yok.

Ne anneler, ne anneanneler, ne halk, ne öğretmen, ne doktor, ne öğrenci...

Sanki dizi "Türkiye'de" değil de "Hollanda'da" çekilmiş de "Hollandalılar" Türkçe öğrenmişler gibi bir hava var.

Dizilerin tek karesinde bile ağzından "Allah" kelamı çıkan bir "asker" de göremiyorsunuz ayrıca.

Harekete geçerken, bir şey temenni ederken, üzülürken veya heyecanlanırken edilen reflekssel "inşallah, maşallah" kelimeleri bile kullanılmamış neredeyse dizilerde.

Adamlar kafalarında hayalini kurdukları bir tabloyu senaryoya yansıtmışlar sanki.

Bunlar yine "alışılagelmiş ama alışılmaması" gereken ve artık yeni Türkiye'de tutmayan argümanlar olsa da i operasyonların verdiği zevk, heyecan ve adrenalinle diziyi izleyen halka algı operasyonlarıyla "subay dediğin ancak böyle olur. Başka türlü olmaz, olamaz" düşüncesi zerk ediliyor...

Gene bu dizilerde göze çarpan ve "Oha oğlum! Böyle askerlik mi olur lan" dedirten şey: Ulusalcı askerlerin, yeri geldiğinde vatan için "komutanlarının emirlerine itaatsizlikle hatta isyanla yanıt vermelerinin" normal bir şeymiş gibi gösterilmesi...

Bu konuyu daha önce "Dağ" filminde de işlemişlerdi. Üstün özellikleriyle seçkin kişilerden oluşturulan "özel harekat timi", komutanlarının emriyle göreve gider. Göreve gittikleri yerde timin başındaki "esas oğlan olan küççük komutan" kafasına göre bir anda "emir komuta zincirini bozarak" onları geri çağıran komutanlarına kafa tutar ve iletişimi keser.

Ardından yaptığı "içtihatlar" sonucu gene kafasına göre emrindeki askerleri yeni bir göreve odaklayıp yönlendirir. "Vay anam vay!"

Bunu duyan millet demez mi: "Ulan askerlik böyle bir şey idiyse, bizim aylarca yaptığımız şey neydi?"

Herhalde "özel harekat timini" oluşturan askerler bu dizileri izledikçe bir taraflarıyla gülüyorlardır.

Sen özel harekat subayı olacaksın, göreve gönderileceksin, sonra kendi kafana göre komutanının telsiz çağrısına cevap vermeyip iletişimi koparacaksın.

Bu da yetmezmiş gibi kafana göre "görev icat edip" emrine verilen askerlerle o görevi yerine getireceksin.

Hatta ve hatta işini bitirip geri döndüğünde de değil ordudan ihraç edilmeyi "en ufak bir ceza" dahi almayacaksın!

Üstelik komutanların senden bu olayla ilgili bahsederken sitayişle bahsedip "vay keratalar " edasında konuşacaklar.

Hatta onun komutanı da ona: "Ya evet ya, biz de gençken böyleydik" diyecek.

Beyler! Beyler! Kendinize gelin! "İsyan etmek" ne zamandan beri delikanlılık sayılır oldu?

Emre itaatsizlikte ısrar ne zamandan beri "keratalık" oldu?

15 Temmuz'un tam da böyle bir girişimi olduğunu ne çabuk unuttuk? (27 Mayıs 1960 darbesi de böyleydi.)

15 Temmuz'da 'nün hipnozu altına girmiş asker kılıklı istler "Vatanı Tayyip'ten kurtarma" amacıyla havadan ve karadan halka saldırmadılar mı?

Genelkurmay Başkanı'nı ve kuvvet komutanlarını dinlemeyip "kafalarına göre" darbe yapmaya kalkmadılar mı?

Önceki darbelerde olduğu gibi 'den "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu" demediler mi?

Ne zaman bize "izletilenlerin" arka yüzünü okumayı öğreneceğiz acaba?

Vesayet sistemlerinin akıl hocaları yine boş durmuyor işte.

Üst akıl, FETÖ'nün son kullanma tarihi doldu diye onun ipini çekip şimdi de diğer bir vesayet olan "ulusalcıları" sahneye çıkarmaya, onlara itibar kazandırmaya çalışıyor...

Adamlar, sanki bu memlekette "Ayışığı, Eldiven, Sarıkız, Yakamoz, Balyoz" gibi darbe planları hiç yapılmamış, aslında bu tür olaylar hiç yaşanmamış gibi, sadece bir efsaneden ibaretmiş gibi hava oluşturmaya çalışıyor...

Evlilik programlarının bile ahlakımızın köküne konulmuş ne denli dehşetli bir dinamit olduğunu göremeyen halk da sırf "asker kuzuları" da diye bu dizileri izleyip darbeci askerleri haklı görürse ne olacak?

Askerî özel harekat timine girmeye çalışan gençler bunu izleyip "ben de o timde olsaydım ben de aynısını yapardım" derse ne olacak?

Neydi emektar akıl hocası rolündeki amcanın dediği şey: "Biz pençesi olan bir şey yetiştiriyoruz. İster aslan de istersen kartal. Onları anlayışla karşıla ve geri çağır."

Hele hele bak hele! Peki ya pençesi olan bir canavar yetiştiriyorsan? O yetiştirdiğin canavar günün birinde dönüp halkının üzerine F-16'larla bombalar yağdırırsa ne olacak?

Yanılıyorsun! Şu an FETÖ'cü subaylardan temizlenmiş , pençesi olan değil, "yüreği olan" yiğitler yetiştiriyor. "Bayrak sevgisi, ezan sevgisi, vatan sevgisi, millet sevgisi" ile hareket eden "askerliğin gerçek anlamını" bilen askerler yetiştiriyor.

Gerçek hayatta askerlerimiz "Allah Allah" nidalarıyla düşman üzerine yürüyor. "İmandan aldığı cesaretle, şehitlik aşkıyla, vatan sevdası" ile düşmanla savaşıyor.

Rakka'da veya El-Bab'da nerde olursa olsun tepesinden bombalar yağarken ve terör örgütü görünümlü "Haçlılarla" savaşırken gücünü, desteğini ve tesellisini Rabbinden alıyor. Hatta bu kahramanlar her gece belki sabaha çıkamam diye "şehadetini" getirip öyle uyuyor...

Sözün özü: Kuru ve kişisel kahramanlık hikayelerinin peşinde koşan "askerler" hayalini kendine sakla! Olur mu?

TRT'de neler oluyor?

Bakın, yeni çıkan görüntülerde TRT'de çalışan bazı yetkili hainlerin, darbeci teröristlerle işbirliği içinde olduklarını izledik.

Üstelik bu hainlerin içinde darbe bastırılınca aynı gömlekle Tijen'in yanında kameralara karşı arz-ı endam eden bir tip bile var.

Oysaki bu tip; öncesinde darbecilere yol göstermiş, bildirinin beş kanalda yayınlanmasını sağlamış ve darbecileri Türksat'a yönlendirmiş...

Sonra da bu herif, kendini millete "kahraman" diye yutturdu. Biz de yedik valla!

Neyse ki, Erdoğan sayesinde devlet kurumlarının bünyesine adeta bir ur gibi yayılmış olan FETÖ belasından gün be gün kurtuluyoruz.

Ama hala kriptolar var. Onlara, "saklanmak için gerekirse berduş olun" fetvasını veren de Pensilvanya'daki "teröristbaşının" bizzat kendisi.

Bu teröristlerin en temel mantığı: "Rengini belli etmemek için gerekirse her şey olabilirsin!"

Böyle kimliksiz ve şahsiyetsiz bir terör örgütüyle mücadele etmek kolay değil elbet.

Ama bu hainler eninde sonunda bir yerde enseleniyorlar...

Öte yandan, "yalnız olduğumu biliyorum" dedirttikleri vatan sevdalısı bir yiğidi yalnız bırakanların titreme, kovulma hatta kodese tıkılma zamanı geldi çattı....

Erdoğan'ın Ak Parti'nin başına geçmesiyle geniş çaplı temizlik operasyonu başlıyor...

veya
BİZE ULAŞIN