Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

22 Mayıs 2017, Pazartesi

Partisiz Erdoğan'ı deviremeyenler, Partili Erdoğan'ı hiç deviremezler!

Bu millet gerçek anlamda ne denli Müslüman olduğunu Erdoğan'la hatırladı.

Gene bu millet kendisine yüz yıldır unutturulmaya çalışılan dev bir imparatorluğun mirasçısı olduğu hakikatini Erdoğan'la idrak etmeye başladı...

Evet, yüz yıl sonra bile olsa bu coğrafyada Osmanlı'nın yeniden telaffuz edilmesi yerli-yabancı Türkiye düşmanlarını çok rahatsız ediyor.

Osmanlı coğrafyasına dev yatırımlar yapan bir Türkiye hiç işlerine gelmiyor...

Hele hele Ortadoğu'da söz sahibi olmaya yeltenen bir Türkiye'nin ABD, AB ve İsrail'e posta koyması, kafa tutması hepten fıttırmalarına yol açıyor...

Ordusuyla kendi ulusal çıkarları doğrultusunda Irak'ta ve Suriye'de cirit atan bir Türkiye'yi (tehdit olarak kabul ettikleri için) hiç istemiyorlar...

Hele Rusya'yla, Çin'le, Hindistan'la, Arap devletleriyle flört halinde olan bir Türkiye çıkarlarıyla hiç örtüşmüyor...

Hele hele Türkiye'nin kendi savaş sanayisini kurması ve dilediği mühimmatı son teknolojiyle üretebilmesi kudurmalarına neden oluyor...

Hal böyle olunca küresel güçler; FETÖ, PKK gibi pis taşeronlarını dürtükleyerek memleketimizi karıştırmaya, çökertmeye, bölmeye çalışıyorlar...

Bunu da ancak Erdoğan'ı devre dışı bırakarak yapabileceklerini çok iyi biliyorlar. O yüzden hedeflerindeki tek adam: Recep Tayyip Erdoğan.

Haliyle "Yeni Atılım Dönemi" sloganıyla Erdoğan'ın kurucusu olduğu AK Parti'ye 998 gün sonra yeniden genel başkan olmasına ve olağanüstü kongrede "Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmış Türkiye idealinin ancak geçmişimize sahip çıkmakla hayata geçirilebileceğini..." dillendirmesine bozuk çalıyorlar...

Tıpkı, referandumda avuçlarını yaladıklarını çakınca bozum oldukları gibi...

Türkiye düşmanları "bedeli ne olursa olsun, yeter ki Tayyip gitsin" derken aslında ülkemizi o eski ezik Türkiye'ye döndürmeyi kastediyorlar... Ama bunlar beyhude yırtınmalar. Zira kader onlara bükemedikleri bileği öpmekten ve nal toplamaktan başka bir seçenek bırakmadı...

Meşru olanlar ve olmayanlar

16 Nisan referandumu sürecinde hayır çalışmalarını yürüten sözde "Hayır Meclisleri", Erdoğan'ın yeniden genel başkan olduğu AK Parti'nin 3. Olağanüstü Kongresi'yle aynı gün "meşru değilsiniz" sloganıyla hınzırlık etmeye, sokağa dökülmeye karar vermişler. Maksat Tayyip düşmanlığı, Batı uşaklığı olsun...

Diyorlar ki: "Tamam kaybettik ama milletin dişe dokunur bir kesimi de referandumda hayır dedi. Dolayısıyla milletin tümünü temsil etmiyorsunuz. O halde meşru değilsiniz..."

Oha! Hayırcılar demokrasinin meşruluk mefhumunu göz göre göre çarpıtıyorlar, gözümüzün içine baka baka.

Aslında bu çakalların söylemlerini bizden başka ne merak eden var ne de ciddiye alan...

CHP, halkımızın (maksimum) yüzde 25'inden başka kimi temsil ediyor?

HDP, seçmenin (maksimum) yüzde 6'sından başka kimi temsil ediyor? (Peki 7 Haziran'a ne diyeceğiz? O sonuç, CHP seçmeninin HDP'ye eklemlenmesiyle yani dolgu yöntemiyle elde edilmiştir.)

İrili ufaklı sözde sosyalist solcu partiler milletimizin yüzde 3'ünden başka kimi temsil ediyor?

FETÖ ve PKK'nın Avrupa ve Amerika'dan başka temsil ettiği bir güç var mı?

Muhalif basın ecnebilerden başka kimin çıkarına hizmet ediyor?

Bu azgın azınlığı temsil eden kopuklara kimse dur demeyecek mi?

Her neyse...

Asıl meşru olmayan sizlersiniz. Çünkü referandumu kaybettiğiniz halde cadaloz mahalle karıları gibi ötüp duruyorsunuz... Eninde sonunda oyunu kurallarına göre oynamayı öğreneceksiniz...

Hasılı, çatlasanız da, patlasanız da Erdoğan ve ekibi bu milletin kahir ekseriyetinin özgür iradesini bal gibi, mis gibi temsil ediyor...

veya
BİZE ULAŞIN