Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

31 Mayıs 2017, Çarşamba

Türkiye Rusya'nın Truva atı mı? Şeriatın kestiği...

Belki hatırlarsınız 2003-2005 yıllarında Eric Edelman diye bir adam vardı bu memlekette. Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi idi. Görev süresi dolunca hoş bir seda bırakmadan basıp gitti.

Bir de Amerika'daki bir vakıftan yemlenen Merve Tahiroğlu adında bir hanım var. Tesadüfe bakın ki, vakfın başında da CIA'nın eski bir direktörü var...

Ee, bu ikilinin hayat hikayesinden bize ne?

Bize şu: Bu ikili geçenlerde içi çamurla dolu bir yazıyı kaleme almış.

Sinekten yağ çıkarmaya bayılan muhalif basın da mal bulmuş mağribi gibi yazının üstüne atlamış, manşete çekmiş. Zira yazının siyasi değeri olmasa da çamur değeri var. Maksat Tayyip'e vurmak olsun, sütun dolsun...

Bakınız bu ikili yazılarında neler yumurtlamış: "Tayyip, Avrupa ve Ortadoğu'da istikrarı bozucu politikalar izliyor... Bu haliyle Türkiye, NATO için bir müttefik olmaktan çok bir Rus Truva atı haline geldi... Türkiye'nin derhal uyarılması (Türkiye'ye ayar verilmesi) gerekiyor..."

Yazılarını dayandırdıkları ana nokta: Yayılmacı politikalar izleyen Rusya ve İran Türkiye'nin düşmanıdır dolayısıyla Türkiye için tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle Türkiye'nin NATO'ya ihtiyacı var. Bu vahim durum Türkiye'ye anlayacağı şekilde hatırlatılmalıdır...

Keşke gerçeklerle az da olsa örtüşen bir şeyler yazsaydınız.

Azıcık dürüst olsaydınız yani.

Açıkçası Rusya ve İran bizim düşmanımız değil sizin düşmanınızdır!

Ülkemizin Rusya'yla yakınlaşmasını önlemek için ne tür tezgahlar çevirdiğinizi bilmeyen kalmadı maşallah.

Büyükelçi suikastına, uçak düşürtmeye varan hamleler gibi...

Neyse ki tüm namussuzca engellemelere rağmen Rusya'yla barıştık, ilişkilerimizi vizeleri kaldıracak, ortak savaş sanayisi kuracak düzeyde normalleştirdik...

Ayrıca İran'la da bir sıkıntımız yok. Rusya ve İran'la Suriye konusunda bazı konularda farklı düşünsek de ortak çıkarlar doğrultusunda adımlar atmaya çalışıyoruz...

Aslında bu tür yazılarla denmek istenen şudur: NATO'nun ve AB'nin boyunduruğundan çıkmaya çalışan Türkiye'nin ne yapın edin, yeniden elini kolunu bağlayın!

Ama bu sefer karşılarında kendi ayağına kurşun sıkacak, savaş sanayisinde kendilerine yüzde yüz bağımlı kukla bir iktidar yok!

Bilakis kendilerine posta koyan, "kafamı bozmayın yoksa boşarım sizi" demeye hazırlanan bir yönetim var.

Rusya ve İran'la kapışacaksanız buyurun kapışın beyler! Tabii maçanız sıkıyorsa. Ama bizi bulaştırmayın! Zira bizim böyle bir derdimiz yok...

Yoksa siz herkesi kör, alemi sersem sanangillerden misiniz?

Orantısız saçmalık

İngiliz The Times gazetesinde bir yorum: "Türkiye'nin ıkıntı ve sıkıntıları arttıkça (KHK'larla yapılan ihraçlardan dolayı) insanlar olan bitenden kaçmak için mi hava durumundan bahsediyor... Bu yüzden mi İstanbul metrosundaki ekranlarda kedi ve köpek videoları yayınlanıyor?"

İmza: Hannah Lucinda Smith adında bir muhabir.

Kadın göz göre göre saçmalamış, gözümüzün içine baka baka.

Başkası öküzün altında buzağı aramak kabilinden bu denli saçmalasa deli derler, Smith saçmalayınca maşallah The Times'a makale olmuş.

Acaba bu hanımın hadiseleri kavrama yetisi sonradan mı yok olmuş, yoksa doğuştan mı böyleymiş karar veremedim.

Her fırsatta çevre, yeşil, doğa, hayvan hakları gibi kavramlarla bize musallat olan sizler değil misiniz?

Al işte sana ne güzel hayvan ve doğa sevgisi!

İnsanımız öteden beri hayvanlarla ilgili belgeselleri, tabiatı, doğayı, piknik yapmayı, güneşli havayı değerlendirmeyi, mangalı, yemeyi-içmeyi sever. Haliyle hava durumunu önemser... (Ne yapıyorum ben yahu, kadına ciddi ciddi yanıt veriyorum!)

Tamam muhalefet yap, tabii yap ama bu kadar hıyarca yapma!

Maşallah muhalefet yapma çıtanız: "Tayyip suyun üstünde yürüse bu defa da yüzme bilmiyor" düzleminde...

Maksat kıllık olsun, sayfa dolsun, haber olsun. Öyle mi?

Haa, şunu artık anlayın: Mağduriyet edebiyatı palavralarıyla, efendilerinizin size bellettiği şeyleri papağan gibi yineleyerek halkımızı kandıramazsınız.

Çünkü KHK'larla ihraç edilenlerin Batı'nın birer pis maşası olduğunu bu millet çok iyi biliyor. O yüzden ihraçlara pek ses etmiyor.

Gene bu millet, zarara rızasıyla girene merhamet edilmeyeceğini, şeriatın kestiği parmağın acımayacağını çok iyi biliyor...

Ülkemizdeki hainlerin ipliğinin birer birer pazara çıkarılması da gerçeklerin günün birinde ortaya çıkmak gibi pis bir huyunun olduğunu çok güzel hatırlatıyor doğrusu...

veya
BİZE ULAŞIN