Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

17 Temmuz 2017, Pazartesi

Kazdıkları kuyuya düştüler

Darbe girişimiyle ilgili her şey son derece titizlikle hesaplanmış...

Darbe emri nasıl yayınlanacak belirlenmiş...

Darbe sonrası sıkıyönetim ilan edilince kimler görev alacak tek tek yazılmış...

Havadan, karadan, denizden kim ne şekilde ihanet planına katılacak saptanmış...

Tayyip Erdoğan'ın şehit edilmesinden tut, Meclis'in bombalanmasına, mühimmatın nereden getirileceğine, önemli mevzilerin nasıl ele geçirileceğine, emniyet güçlerinin nasıl bertaraf edileceğine, eline silah verilecek saf askerlerin nasıl kandırılacağına, saf olmayanların nasıl ikna edileceğine dair her şey en ince ayrıntısına kadar ayarlanmış...

FETÖ'cü subaylar; muvazzafıyla, emeklisiyle darbeye nasıl destek verecekler, ne şekilde plana dâhil olacaklar, her şey önceden saptanmış...

Kimlerle işbirliği yapılır, kimlerle yapılmaz en ince detayına kadar tespit edilmiş...

Darbeci hainler ilmek ilmek dokudukları vatanı satma planını yabancı gizli servislerdeki kankalarıyla beraber uygulamaya koyulmuşlar...

"Ağlak hoca bozuntusunun" bir işaretiyle ülkeyi "cehenneme" çevirmeye ant içmişler...

Belli ki seneler öncesinden yapılmış bir plan...

Yürürlüğe sokulduğunda saat gibi işleyeceğine inanılan bir plan...

Alçakların yüzde yüz muvaffak olacaklarına inandıkları bir plan...

Uygulama aşamasında da sivilinden muvazzafına kadar örgüt mensuplarının ne yapmaları, nasıl bir tutum içinde bulunmaları gerektiğine dair her şeyin alternatifleriyle önceden yazılıp çizildiği bir plan...

"Emniyetin dediğini dinleme, TSK'dan eli silahlı olana yardım et" sloganıyla hareket edilen bir plan...

Jetler uçurulup, füze rampaları harekete geçirilmiş...

Milletin parasıyla alınan F-16'larla halkın üzerine bombalar yağdırılmış...

Ama hesap etmedikleri şeyler ortaya çıkıyor...

Bir de bakıyorlar ki, "illa milletim" diyen bir başkumandan tehlike anında kaçmak şöyle dursun yüksek güvenlik riskine rağmen milletin bağrına dönmeye çalışıyor. Dönüyor da…

Döner dönmez milletine seslenerek güç veriyor, cesaret veriyor, umut veriyor...

Halkını demokrasiye sahip çıkmaya sokağa çağırıyor.

Reisinin davetini işiten halk durur mu hiç, ayağındaki pijamasıyla, terliğiyle anında sokağa fırlıyor. Hem de zıpkın gibi. Karşısında namlusu kendisine çevrilmiş tanklar, eli silahlı hain askerler, keskin nişancılar bulunmasına rağmen gözünü kırpmadan ayağındaki pijamasıyla darbeye direniyor.

Üzerine "bomba yağıyor, kurşun yağıyor" ama o vazgeçmiyor.

Üzerinden tanklar geçiyor ama o yine evine dönmüyor. Reis'ine, demokrasisine, vatanına, geleceğine imanın verdiği güçle sahip çıkıyor...

Tüm vatan sathında darbe karşısında tek bilek, tek yürek olan milyonlar omuz omuza meydana indi ve altı saat gibi kısa bir zaman diliminde askeri darbeyi engelledi. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" mesajını zalimlerin ve tüm dünyanın gözüne soktu...

Hainlerin ve işbirlikçilerinin kirli çamaşırları ortaya döküldü...

Darbeci hainler de kazdıkları kuyuya düştüler...

Böylece biz de millet olarak "kahır yüzünden lütfa uğramış olduk"

veya
BİZE ULAŞIN