Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

21 Ağustos 2017, Pazartesi

Oyuna gelme çekirge!

Diyarbakır'da "Şeyh Sait Meydanı"nda ahalinin umurunda olmayan, orada bulunmasına alışılmış ve yalnızca bir arka plan unsuru konumunda olan Atatürk Anıtı var.

Geçen gün bu anıta sakallı biri çekiçle saldırmış. Anıtın göğüs ve kol bölgelerine önemli ölçüde hasar vermiş. Saldırgan polis ekipleri tarafından etkisiz hale getirilerek apar topar gözaltına alınmış...

Açıkçası, yabancı gizli servisler tarafından planlanan ve meczupların, manyakların, sapıkların istihdam edildiği bu tür düzmece saldırıların muhalif basına söylev üretmekten öte bir kıymet-i harbiyesi yok.

İnsan son dönemde bu tür hadiselerin çokça vuku bulmasına da hayret ediyor doğrusu.

Açık söylemek gerekirse peş peşe cereyan eden bu hadiselerin bir merkezden bilinçli olarak idare edildiğini yani tesadüf olmadığını anlamamak için eşek olmak lazım.

Öte yandan, muhalefet bu tür saldırıları bahane ederek hemen hükümeti suçlamaya koyuluyor: "Atamızdan ne istiyorsunuz" ya da "Atamıza dokundurtmayız" veya "Atamızın heykellerini kan dökmeden kaldıramazsınız" gibi basitlikler ve ucuzluklarla iç savaş davetiyesi kokan gaflara imza atıyor.

Daha açık ifadeyle CHP'liler bu tür saldırıları gerekçe göstererek sokağa dökülmek istiyorlar. Daha doğrusu milleti sokağa dökmek istiyorlar.

Adamlar bu tür haltların iktidara puan kazandırmanın ötesinde bir işe yaramadığını bir türlü öğrenemediler...

İşin ilginç yanı Atatürk aleyhinde işlenen suçlarla ilgili yasayı Demokrat Parti, daha doğrusu rahmetli Adnan Menderes iktidara geldiğinde çıkarmış.

Buna rağmen kendisini yağlı urgandan kurtaramamış. İnönü ve Cuntacılar tarafından Atatürk düşmanı olduğu gerekçesiyle asılmış...

Normalde dünyanın hiçbir yerinde şahsa özel kanun çıkarılmaz ama burası Türkiye olduğu için bizde çıkarılır. Bir Allah'ın kulu da çıkıp bu durumun ifade ve basın özgürlüğüne, evrensel hukuk kurallarına ve kriterlerine aykırı olduğunu dillendirmez...
Atatürk'ün hoşumuza gitmeyen bir takım icraatlarını ona sövmeden, hakaret etmeden veya onun heykeline saldırmadan eleştirebilmeliyiz. Böyle bir şeyi düşmanlık olarak algılamamak gerekir!

Diğer yandan Atatürk'ün zerre miktar eleştirilemeyeceğini savunan Gezi zekalı enteller Erdoğan'a hakaret etmekten geri durmuyorlar.

Cumhurbaşkanına hakaret etmenin suç olmasını uluslararası hukuka, basın özgürlüğüne aykırı buluyorlar.

Dostum bu noktada bana da bir güzellik yapın, "cumhurbaşkanına hakaret suç olmaktan çıkarılsın" diyenlere okkalı biçimde sövmek serbest olsun.

Bizde açalım ağzımızı, yumalım gözümüzü kendilerine şöyle tatlı tatlı saydıralım ve negatif enerjimizi boşaltalım...

SON DAKİKA