Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

23 Ekim 2017, Pazartesi

Minarelere çan takılabilir miydi?

Atatürk'ü eleştirenlere karşı ileri sürülen bir iddia vardır: "Eğer Atatürk olmasaydı İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar Anadolu'daki camileri kiliseye dönüştüreceklerdi, kubbelere haç, minarelere çan takacaklardı, ezan sesi tarihe karışacaktı!!!"...

Geçenlerde muhalif basının geriden gelen koyunlarından biri bu sakızı, "Sakarya ve Büyük Taarruz kazanılmasa bu ülkenin Yunan yıkımından arda kalan camileri kiliseye dönüştürülecekti..." söylemiyle çiğnedi...

Bu ifade abartılı bir peşin hükümdür, önyargıdır! Daha doğrusu uçuk bir yalandır!

O gün itibarıyla, ister İngiltere'nin, ister Fransa'nın, isterse Yunanistan'ın böyle bir nane yemesi mümkün değildir. Bugün de mümkün değildir.

"Hiçbir kuvvet durduğu yerde camileri kiliseye çevirdim" diyemez, Dünyada hiçbir ülkede böyle bir güç yoktur. Bunu ABD, Amerika'da; AB, Avrupa'da bile yapamaz!!!

Böyle bir şeyi Birinci Dünya Savaşı sonrası yapmak zordu, Kurtuluş Savaşı sonrası yapmak çok daha zordu...

Velev ki yaptı, ne olacaktı?

Halkımız bu haltı yiyen failleri önce toprağa gömerdi sonra da tarihe...

Camiler daha kiliseye dönüşemeden sömürgecilerin askerleri toprağa düşmeye başlayacak, ecnebiler müthiş bir direnişle karşı karşıya kalacaktı, Çanakkale'de olduğu gibi. Kut-ül Amare'de olduğu gibi. (Yeri gelmişken Kut Çanakkale gibi savunma değil, saldırı zaferidir!)

Bu direnişe İngiliz ve Fransızlar zengin askeri güçleriyle belki biraz daha fazla dayanırlardı ama Yunanlılar kıt askeri gücüyle dayanamaz, hızla denize dökülür, bu sefer daha beter dibi boylarlardı...

Öte yandan, acaba böyle olur muydu?

Acaba Yunanistan İzmir ve dolaylarında böyle bir işe kalkışır mıydı?

Yunanlıların İzmir'deki camileri kiliseye çevirmelerine gerek yoktu, zira o dönemde İzmir'de camiden çok kilise vardı (!)

İzmir'de niçin çok fazla kilise vardı? Çünkü kiliselerin olduğu yerler Hristiyan mahalleleriydi.

Şimdi artık Müslüman mahallesidir. Sosyolojik yapı çok ama çok değişmiştir...

Nitekim Yunanlılar Ege'de 39 ay süren işgal boyunca böyle bir uygulamaya hiç gitmediler...

Adama demezler mi, harp zamanında bunu yapmayan sulh zamanında niçin yapsın???

Diğer yandan İstanbul'daki camilere hiç mi hiç dokunamazlardı, çünkü İzmir'de bu naneyi yiyemeyen İstanbul'da hiç yiyemezdi!

Acaba Anadolu'da bunu yapabilirler miydi?

Yapamazlardı, çünkü Sevr Antlaşması'yla Orta Anadolu zaten bize bırakılmıştı. Doğu Anadolu'da Ermeniler de camilere el atamazlardı. Zira tehcir onların işini çoktan bitirmişti...

Son tahlilde Kemalistler, ellerinde kalmış akıl gibi bazı aletleri kullanmayı da artık öğrenmek zorundadırlar...

Aşağıda belirteceğimiz üzere mesele onların iddialarının doğrultusunda değil, tam tersi yönde gerçekleşmiştir.

Şöyle ki, Bizans Dönemi'nden kalma kiliselerin bir kısmı işlevsizlikten camiye çevrilmiştir:

Ayasofya Kilisesi, Ayasofya Camii'ne (1935'te müze olmuştur.)

Bizans Güney Kilisesi, Fenari İsa Camii'ne...

Pantepoptes Manastır Kilisesi, Eski İmaret Camii'ne...

Manastır Kilisesi, Zeyrek Camii'ne...

San Paolo Kilisesi, Arap Camii'ne...

Vaftizci Yahya Kilisesi, İmrahor Camii'ne...

Pammakaristos Manastırı, Fethiye Camii'ne...

Myrelaion Manastır Kilisesi, Bodrum Camii'ne...

Andreas Manastırı, Koca Mustafa Paşa Sümbül Efendi Camii'ne...

Theodora Kilisesi, Küçük Ayasofya Camii...

Chora Kilisesi, Atik Ali Paşa Camii'ne...

Vefa Kilisesi, Molla Gürani Camii'ne...

Theotokos Kyriotissa Kilisesi, Kalenderhane Camii'ne...

İşin ilginç yanı, günümüzde Avrupa'daki kiliselerin bir çoğu cemaatsizlik yüzünden kapanıyor sonra da camiye çevriliyor! (Avrupa'daki dostlarınıza, ahbaplarınıza, yakınlarınıza bunu sorabilirsiniz!)

Yoksa bu meselenin özünde de, "Kusura bakmayın ama bu memlekette üzerine Atatürk sosu dökülen her argümanı bağrına basan, öpüp başına koyan cahiller olduğu sürece biz bu iddiaları ileri süreriz!" mantığı mı yatıyor?

veya
BİZE ULAŞIN