Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

11 Ağustos 2015, Salı

‘Demokrat’ sandığımız gazeteci abiler(!)

28 Şubat'ın dindarları silindir gibi ezdiği dönemlerdi. Kendini demokrat, liberal veya solcu olarak lanse eden gazetecilerin o zor dönemlerde dindarlara olan desteği, yalnız bırakılan dindar kesime ilaç gibi gelmişti.
Bu gazeteciler, demokrasiye yapılan post modern darbeyi eleştirmiş ve bir kısmı bu yüzden gazetelerinden atılmıştı. İşsiz kalan bu gazetecilere de dindar kesim anında kapılarını açmış, gazetelerinde yer vererek 'silinmelerini' engellemişti.
Silinmelerini diyorum çünkü o dönemlerde bir gazetecinin işsiz kalması medya piyasasından silinmesi, unutulması adeta yok olması anlamına geliyordu. İnternetin, sosyal medyanın olmadığı, televizyonların ve gazetelerin tek elde toplandığı, gazete dağıtımının bile tekelleştiği, reklam verene ve TÜSİAD'çılara yan gözle bile bakılamadığı günlerdi.
***
Bu gazeteci abiler, dindar kesimin gazetecileriyle samimiyet kurmuş ve bu alanda yeni yeni gelişen muhafazakar medyayı da adeta yönlendirme rolü biçmişlerdi kendilerine.
Üstenci dilleri aslında ta o dönemlerde vardı ama bu kadar bariz değildi. 2002'de AK Parti iktidara gelince 28 Şubat medyası gibi bu abiler ve ablalar da adeta bir şok yaşadı. Çevrenin merkeze taşınması, devletin olanaklarından artık 'çevre'nin de faydalanacak olması bu demokrat(!) abilerde bir tedirginlik yarattı.
O dönemlerde bazıları saf değiştirip tam karşıya geçti bazıları da ya iki arada bir derede kaldı ya da gidip gidip geri geldi. Halen de bu 'gelgitlere' şahit oluyoruz.
***
Aslında bu ağabeyler, yıllarca "En demokrat biziz" diyerek yanaşmıştı muhafazakâr kesime. Ve hatta bazıları, kendilerine alan açan muhafazakâr kesimin üstünden ciddiye alınmış ve muhafazakarların omuzları üzerinden yükselmişti mesleklerinde.
Muhafazakar kesim o kadar değer verdi ki bu gazetecilere, onlar da tabiri caizse zaten sahip oldukları kibri ve şımarıklığı daha da artırdı. Kendilerini 'meslek duayeni' sanmaya başladılar. Daha sonra her zamanki üstenci dilleriyle dindar kesime akıl vermeye başladılar.
Fakat ne Türkiye eski Türkiye'ydi. Ne Erdoğan ve AK Parti gidiciydi. Üstüne üstlük milli medya da tekelci medya karşısında güçlenip sektörde çeşitlenme olunca, bu 'duayen gazeteciler' iyice tedirgin oldu.
***
Erdoğan'ın millete aşıladığı özgüven gibi dindar kesimin gazetecileri de artık eski eziklikleri aşmış, milletin merkeze oturması gibi özgüvenli şekilde adeta merkez medyanın böğrüne oturmuştu.
Muhafazakar gazeteciler artık bu tepeden bakan gazeteci abileri eleştirmeye, onların o kibirli ve üstenci dillerinden duydukları rahatsızlığı onların yüzüne vurmaya başladı.
Bu durum 'duayen' abileri daha da şok etti.
Bu abilerin şu an geldiği nokta ise Erdoğan ve AK Parti üzerinden bütün dindarlara kin ve düşmanlık besleme noktası.
Öyle yazılar yazıp öyle konuşmalar yapıyorlar ki "bunlar 'demokrat' diye bizi kandırmış" noktasına geliyor insan.
***
Ne yazık ki bu abilerden bazıları hala muhafazakar medyada çok ciddiye alınıyor. Onları merkeze alarak yapılan eleştiriler bile onların "Merkez" görüldüğünü gösteriyor.
Nasıl mı? Bu abilerin artık yazıları okunmuyor, fikirleri değer görmüyor ama buna rağmen muhafazakar-milli medya bu ağabeylerin yazıp çizdiklerini tv'lerde, gazetelerde tartışarak gündemde tutuyor.
Halbuki onların devrinin geçtiğini bir anlasak sorun kalmayacak.
***
AK Parti İstanbul milletvekili ve Sabah yazarı Berat Albayrak da köşesinde bu konuya değinmiş.
Albayrak'ın meseleyi özetleyen tespiti şöyle: "Onlara tavsiyemiz, inandırıcılığı, güvenilirliği, itibarı ve etkinliği artık kalmamış bu mecralara gereğinden fazla itibar edip psikolojilerine yazık etmemeleridir. Kendileri için en doğru olan da, hukuki mevzularda yargı çerçevesinde gereği olanı yapıp, doğru ve sağlıklı mecraları takip ederek amacı psikolojik harp taktikleriyle malum olan bu yayınlara prim vermemeleridir. Bizden söylemesi..."
Evet bizden söylemesi…

veya