Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

20 Ekim 2015, Salı

Taşeron enteller

Gezi kalkışmasında irili ufaklı tüm sol ve Kemalist fraksiyonları "Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı"ında buluşturdular. 17-25 Aralık 'yolsuzluk' kılıflı darbe girişiminde Paralel yapı da Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı safına çektiler.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Gezi'ye katılmamakla suçladıkları HDP'yi de aynı sepetin içine attılar. Çözüm Süreci'nde muhatap olan HDP Eş Başkanı Demirtaş, aniden "Seni başkan yaptırmayacağız" diye zıplamaya başladı.

MHP'yi rahat bırakırlar mı Bahçeli de "Seni başkan yaptırmayacağız" korosuna katıldı, halen de sürdürüyor. Partisinin Seçim Beyannamesini açıklarken bile konuşmasının dörtte üçünü Erdoğan'a ayırdı.

Marjinal sağ ve muhafazakar partiler ise 7 Haziran'dan önce Paralel TV'lerde konuşma teklifine bile fit oldu zaten. Doğan medyayı, solcu geçinen gazeteleri, yazarları ve Paralel medyayı söylemeye gerek yok. Gezi'den bu yana Erdoğan ve AK Parti nefretinden gözleri kör olmuş durumda.

***
Bütün mermileri, stratejileri, çözümleri tükendi. Bu sefer PKK'yı devreye soktular, Çözüm masasını dağıttılar, terörün yeniden tırmanmasıyla Erdoğan ve AK Parti'yi götüreceklerini sandılar. Fakat PKK da yediği darbelerden başını kaldıramıyor. Ancak uzaktan tuzak, pusu gibi hain eylemlerle can almaya çalışıyor.

***
Şimdi son umutları PKK da başaramayınca, her darbe ve ara rejim döneminde yaptıkları gibi sözde aydınlarını sürdüler piyasaya. Bu 'aydınlar' sadece karanlık günlerde ortaya çıkıyor.

Bu aydınlar için "'yerli' ve 'milli' nasıl olunmaz ispatlayan taşeron enteller" desek daha doğru söylemiş oluruz. İşte bunlardan 100 tane çıkmış Almanya Başbakanı Merkel'e "Türkiye'ye gelme" diye mektup yazmışlar.

Merkel'e mektup yazan aydıncıkların bu topraklarla hiçbir aidiyetleri yok.
Evet, içinde yaşadığı toplumun değerlerine yabancı, onların inançlarını bilmeyen insanlar "Aydın" değil olsa olsa taşeron enteldir.

***
Ancak onlar ne yaparsa yapsın, geçmişte de kutuplaşmanın şahını yaşamış millet yemiyor.
Ne deseler ne yapsalar da millet kendi ekonomisine, çoluk çocuğunun geleceğine, memleketin gözle görülür gelişmesine ve yapılan icraatlara bakıyor.

Dolayısıyla da bunların yalanlarına yüz vermiyor.
Milletin yüz verip vermediğinin sağlamasını da çok değil 15 gün sonra bir kez daha göreceğiz.

veya