Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

27 Ekim 2015, Salı

MHP ve HDP’ye karşı ‘Millet’i savunmak

Prof. Dr. Ergün Yıldırım, Yeni Şafak'taki "MHP ve HDP milleti parçalıyor" başlıklı yazısında mükemmel bir sosyolojik analiz yaptı.

Türkiye'yi asıl kutuplaştıran ve ayrıştıran iki partinin adını net olarak koydu: MHP ve HDP!
MHP'nin Kürtleri tanımayarak HDP'nin de kendilerini sürekli Türklerden ayırarak sadece Kürt penceresinden olaylara baktığını ifade eden Yıldırım;

"Kürt meselesi, bir millet meselesidir. Ne sadece Türkçülüğün baskınlığıyla çözülebilir, ne de Kürtçülüğün. MHP birincisinin peşinde, HDP de ikincisinin. Üçüncü bir siyaset de AK Parti tarafından savunuluyor. O da Türkleri ve Kürtleri aynı varlıkta tutan millet anlayışı" diye yazdı.

***
Seçimin, terörün, popülizmin ağır gölgesi altında ne yazık ki meselelerimize etraflıca bakmayı es geçiyoruz. Kürt sorunu konusunda MHP, yıllarca devletin sert ve güvenlikçi politikalarını 'tek çözüm' olarak gördü. Halen de tek 'çözüm' önerisi bu güvenlikçi politikalar. Bahçeli'nin, sürekli "sıkıyönetim" istemesini de bu çerçevede değerlendirmek lazım.

Milliyetçi olduğunu iddia edenlerin hala sosyal medyada "Aslında Kürt diye bir halk yoktur" diye gevelemesi, sadece Kürtlerin daha da çok "Ben varım" demesini tetikliyor.

***

30 yıldır sürdürülen politikalardan başka önerisi olmayan Bahçeli'nin koalisyon kurmak için öne sürdüğü dört şarttan birincisi de "Çözüm Sürecinin rafa kaldırılması!"

Başbakan Davutoğlu'nun artık geçmişte kaldığını söylediği, OHAL'ler, JİTEM'ler, Beyaz Toros'lar, faili meçhuller, işkenceler de işte 30 yıllık "sıkıyönetim" politikaları idi. Sonuç da sorun çözüldü mü?

PKK'nın her zaman yapıp ardından kendi çiğnediği "ateşkes" dönemlerinden birini örnek gösterip "Akepe geldiğinde terör bitmişti" diyenler açıkça gerçeği çarpıtıyor.
Başta polis ve asker olmak üzere o bölgede yaşayan herkes terörün bitmediğini biliyordu.

***
Ergün Hoca, "MHP'nin Kürt sorununa yaklaşımı ret ve inkârın devamı. Türklerin kendilerini daha fazla Kürtlerden ayrı hissetmelerine, Kürtlerin de daha fazla kendilerini Kürt hissetmelerine neden oluyor" diyor.

Aynen öyle. Dar ırkçı kavramlar haline getirilen "Türk" ve "Kürt" kelimeleri bir noktadan sonra sadece tepkisellik üretiyor.

MHP'nin bu ayrıştırıcı tavrına karşın HDP çevrelerinin ağzından da "Kürt"ten başka kelime çıkmıyor. Neredeyse içinde "Kürt" geçmeyen cümle kuramıyorlar.
HDP'liler gerçekleri çarpıtmaktan çekinmiyor. Kürt sorununun çözülmesi, anaların ağlamaması için Baldıran zehri içmeyi göze alan, siyasi hayatının en büyük riskini yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı utanmadan "Katil" olmakla, "Saray Gladiosu" kurmakla suçluyorlar.

***

Dindar Kürtleri, Müslüman millete düşman etmeyi bir türlü başaramadıkları için, Erdoğan'ı ve AK Parti'yi düşmanlaştırarak Kürtleri İslami damardan uzaklaştırmak istiyorlar.

AK Parti'nin yaslandığı sosyolojinin, Kürtlerle aynı değeri paylaştığını bildikleri için kasten CHP veya MHP'yi değil hedeflerine sadece AK Parti'yi koyuyorlar.

Ergün Yıldırım'ın dediği gibi, "Hem MHP hem de HDP millet varlığını Kürtlük ve Türklük farklılaşması etrafında parçalıyor. Milleti parçalamakta aynı işlevi görüyorlar. Kürtleri millet temelinde tutan AK Parti siyaset arayışını ret ediyorlar. İkisi de çözüm sürecine karşı çıkıyor. MHP sıkıyönetim diyor, HDP terör ve savaş diyor…"

veya