Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

10 Kasım 2015, Salı

“Siz hiç kucaklamadınız ki”

AK Parti 1 Kasım seçimlerinde rakiplerine büyük bir fark atarak tek başına iktidar oldu. Seçim akşamı Başbakan Davutoğlu coşkulu bir balkon konuşması yaptı.

Bu konuşmada; "Herkesin hukuku güvence altındadır ve herkesin hukuku, 78 milyon vatandaşımızın hukuku mutlak suretle korunacaktır. Bugün sadece AK Parti'ye gönül verenler değil bütün Türkiye kazanmıştır. 78 milyonu kardeş kılacağız, dost kılacağız" diyerek kuşatıcı, kucaklayıcı bir konuşma yaptı.

Davanın lideri milletin yüzde 52 ile seçtiği Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "Biz Türkü, Kürdü, Romanı, Zazası, Çerkesi; 78 milyon tek milletiz. Biz herkese kucağımızı açıyoruz. Kimse bize kucaklama noktasında akıl vermesin. Biz kucaklamayı çok iyi biliriz. Birileri şu anda hep kucaklaşmaktan bahsediyor. Biz hazırız. Ama siz hiç kucaklamadınız ki" dedi.

İşte üstünde durulması gereken de bu "Siz hiç kucaklamadınız ki!"

***
AK Parti 13 yılda çevrenin oylarıyla bugün merkeze oturmuş durumda. Daha önce merkezdekilerin periferiye nasıl baktığının sembolü haline gelen bir söz vardı: "Cahil halk"

Bunun "Dağdaki çobanın oyu ile benimki eşit olabilir mi?" ve "Bidon kafalılar", "Göbeğini kaşıyan adamlar" gibi versiyonları da vardı.
Ve bu sözler, 13 yıl boyunca şiddetini artırarak farklı hakaretler ve aşağılamalarla katlanarak devam etti. En son geçenlerde "Dindarların çocukları kaba ve merhametsiz" e kadar geldi.

1 Kasım'dan sonra siyasilerden, gazetecilerden, sözde aydınlardan da yine milleti aşağılayan bu tür sözler işitti.
Sadece kendi halkına küfür ve hakaret ederek onu aşağılayanların 13 yılda hiçbir seçimden sonra değişmemiş olması bile asıl ötekileştirenin, asıl kutuplaştıranın kim olduğunu göstermeye yeter.

***
Gezi Süreci'nden bu yana kendi yaşadıklarımdan örnekleyeyim durumu.

Daima "demokrasi, hak, hukuk, adalet" diyen, hangi görüşten olursa olsun küfür ve hakarete başvurmadıkça herkese elimi sonuna kadar uzatmaya çalışan biriyim. Ama şimdiye kadar elim hep boş döndü. "Kucaklaşalım, iri, diri ve bir olalım" dediğim zamanlarda hep uzattığım el, hakaret, küfür ve iftiralarla karşılandı.

15 yıllık dostlarım, sadece fikirlerimden dolayı telefonlarımı açmadı, karşılaştığımda selam vermedi. Tek nedeni ise inandığım değerler ve düşüncelerdi. Onun sonuna kadar hakaret etme hakkı vardı ama ben sokaktaki iki kişiden birinin oyunu almış bir partiyi ve liderini savunduğum anda "kutuplaştırıcı" oluyordum. Oysa ben onların fikir hürriyetine hep saygı duymuştum.

İşte burada Erdoğan'ın sözlerini ben de tekrarlıyorum: "Biz hazırız. Ama siz hiç kucaklamadınız ki."

***
Bunlar, bizim ısrarla "milletimiz" dediğimiz 78 milyon insanın içinde olmayan, azınlıkta olmanın nefretiyle dolu çok az sayıdaki insanlar. Ancak boş teneke gibi sesleri çok çıktığından ve arsızlıklarından kalabalıkmış gibi görünüyorlar.

Hangi partiden olursa olsun, hangi fikirden olursa olsun herkes bu ülkenin vatandaşı ve 13 yıldır tüm milletle kucaklaşılıyor zaten.
Ama 1 Kasım seçim akşamından bu yana AK Parti tabanına hakaretler, aşağılamalar saydıran ötekileştirmeye ve kutuplaştırmaya devam edenlerle asla kucaklaşılamayacağını düşünüyorum. Nedeni de biz değil nefret ve kinden gözleri kör olmuş olan bu azınlıktaki kişiler.
Artık onlar da öğrenmeli kucaklaşmayı. Zaten bizim elimiz hep havadaydı, tek yapmaları gereken o eli havada bırakmamaktı. Vakit hala geç değil…

veya