Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

08 Mart 2016, Salı

Zaman’a neden kayyum atandı?

28 Şubat, sadece siyasete değil dindar kesime de muhafazakar medyaya da ciddi bir darbeydi. İnsanlar Cuma namazına bile gizli gizli gidiyordu. Özellikle kamu çalışanları. O da namaz saati öğle arasına denk gelirse.
Halkın oylarıyla seçilmiş Merve Kavakçı'nın, "dışarı, dışarı!" diye tempo tutularak Meclis'ten atıldığı, savcıların evini bastığı, gazetecilerin Kavakçı'nın çocukları okula giderken onların yolunu kestiği günlerdi. MGK'ya göre PKK değil "irtica" birinci tehdit(!) idi.

***
O günlerde muhafazakar medyanın ise adeta sesi kesilmişti. Yerli medyanın yayınladığı en küçük muhalif haber veya köşe yazısı, anında gazetelerin basılmasıyla sonuçlanıyordu. Yani 28 Şubat muhafazakar medyaya da ciddi bir darbe vurulmuştu.
Bugün ise bütün medya olabildiğince özgür.

Hatta muhalif medya o kadar özgür ki; bu milletin yüzde 52 oyunu almış iradeyi, her gün tehdit etmekte, hakaret etmekte dahi bir beis görmüyor.
Gelelim asıl meseleye. Hem casusluk davası ile ilgili AYM kararına hem de Zaman'a atanan kayyum konusuna. İkisinin de "Basın özgürlüğü" ile yakından uzaktan bir alakası olmadığını artık herkes biliyor.

Başbakan Davutoğlu a haber'de katıldığı programda Zaman'a kayyum atanmasının nedenini, "Zaman gazetesinde para aklandığı iddiası var. Kayyum gazetecilik faaliyeti için değil kara para iddiaları için atandı. Bunlar hukuki süreçlerdir, siyasi süreçler değil. Bu sürece hiçbir müdahalemiz olmamıştır" diyerek açıkladı.

Fenerbahçe Spor Kulübü ise Zaman Gazetesi'ne atanan kayyum ile ilgili resmi sitesinden, "Futbolda şike kumpası Zaman Gazetesi binasında kurgulandı" başlıklı bir açıklama yayımladı.

Bu iki açıklamadan da anlaşılacağı gibi Zaman'a atanan kayyumun basın özgürlüğü ile alakası yok.
Sadece geriye dönüp Zaman'ın attığı manşetlere yaptığı haberlere, köşelere bakmak bile akla bir sürü soru getiriyor. Mesela;

-7 Şubat ve 17-25 Aralık sürecinde yapılan haberlere, yazılan köşelere
-10 bin kişi KCK'lı diye kelepçelendiğinde,
-Atatürkçü subaylar "Askeri casusluk" ithamıyla cezaevine gönderildiğinde,
-Genelkurmay başkanlığı yapmış generaller bile "darbe yapacak" iddiasıyla Silivri'ye tıkıldığında,
- Hasta bir hocanın "kadın ticareti" iddiasıyla hapse atılmasında,
-Gazeteciler yayınlamadıkları kitaplarla 'suç işleyecekler' diye içeri alındığında,
-Fenerbahçe yöneticileri, şike ithamıyla Silivri'ye gönderildiğinde,
-Emniyet Müdürü Hanefi Avcı kitap yazdı diye hapse yollandığında Zaman neler yazmıştı?
Gazete gibi mi yoksa bu olaylarda iddia makamı bir savcı gibi mi yayın yapmıştı?

***
Zaman'a kayyum atanacağının haberini aylar öncesinden almışlar zaten. Bu haberi nasıl aldıklarını tahmin edebiliyoruz ancak kendilerine de sormak lazım; "Zaman'a kayyum atanacağı haberini nasıl aldınız?" diye. Sakın Avni denen dedikoducudan duyduk demesinler. Zira o bir gün önce açıklamıştı.

Ama hemen yayına başladıkları diğer gazetenin domain adresini aylar öncesinden almışlar. Yeni gazetelerinin ilk sayfasının mizanpajını da aylar öncesinden kurgulamışlar. Hatta eski gazetelerinin sosyal medya hesaplarını da katakulliye getirip yeni sosyal medya hesabı gibi nasıl dönüştüreceklerinin hesabını bile yapmışlar.

Zaman'ın önündeki sözde "direniş"in bile Türkiye'yi uluslararası kamuoyunda kötülemek için İngilizce sloganlarla kurgulandığını görmedik mi?
Kayyumun hukuki işlem için gazete binasına girerken içeriden periscope ile dünyaya yaptıkları canlı yayınlar ve dışarıdaki İngilizce yazılmış dövizler bile Türkiye'nin nasıl bir gazetecilikle(!) karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Bugün gazetesi için desteğe giden hiç kimse Zaman'a gitmedi.
Yani "bağımsız medyaya baskı" yalanına bence bunu diyenler bile inanmıyor.

NOT: Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar günü. Kadınlar günümüz kutlu olsun. Dünyaya ve insanlığa emeğimiz çok. İyi bir dünya için çabalamaya devam ediyoruz. "Kadınlar" denilince kimse şunu unutmasın. Anneyiz,teyzeyiz, halayız, babaanneyiz, anneanneyiz, kızınızız kardeşiz... Güçlü olan biziz...

veya