Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

19 Temmuz 2016, Salı

Başkomutan ve askerleri

Bu ülke 15 Temmuz akşamı, Yunan'ın, Fransız'ın, İngiliz'in yapmadığını yapan en büyük işgalci hainlerle tanıştı.

FETÖ terör örgütü, düşmanın bile saldırmadığı milli iradenin kalbi Meclis'e 7 bomba attı. FETÖ terör örgütü ve işbirlikçi olan hainler, başta kendi halkına, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na, Beştepe Külliyesi'ne, MİT'e ve Başkomutan Erdoğan'ın kaldığı otele tankla, tüfekle, helikopter ve uçakla saldırdı.

Terör örgütlerine karşı yapmadıkları planları, organizasyonları milletin seçilmiş meşru liderine ve hükümetine karşı yaptılar.

Milletten öyle nefret ediyorlardı ki adeta gözleri dönmüştü. İnsanların üzerine tanklardan ve helikopterlerden yaylım ateşi yaptılar. Tanklarla yaşlı, kadın, genç demeden insanların üzerinden geçip katliam yaptılar.

Bir gecede 208 şehit verdik. Vatan için, din için, millet için, demokrasi için gövdesini tanklara siper eden bu aziz kahramanlar birer destan yazdılar. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, ailelerine ve milletimize sabır diliyorum.

***

15 Temmuz akşamı saat 22.00 sularında arabayla seyir halindeyken bir arkadaşım aradı, "Boğaz Köprüsü'nden Avrupa yakasına geçerken asker tanklarla yolu kapatıyordu. Sordum 'sıkıyönetim ilan ettik' dediler. Neler oluyor?" dedi.

O dakikadan sonra hızlı bir telefon trafiğiyle ulaşabildiğim gazeteci ve siyasilere sordum ben de neler oluyor diye.

Herkes sağlıklı bilgi alınamadığını ancak bir olağanüstülük yaşandığını doğruluyordu.

Durumun vahim bir noktaya doğru gittiğini sezince de sürekli sosyal medyadan insanları bu aşağılık girişime karşı uyarmaya çalıştım.

***

Eve geldiğim gibi televizyonu açıp kanalları gezmeye başladım. Başbakan Yıldırım bir kalkışma ile karşı karşıya kaldığımızı söylüyordu.

Sonra TRT'de işgal bildirisinin okunduğunu görünce gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Türkiye'yi, milleti, evlatlarımızı, ülkenin karanlık yarınlarını düşündüm. Yine mi darbe, yine mi 50 sene geriye gideceğiz dedim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüntülü cep telefonu bağlantısıyla "Milletimi meydanlara çıkmaya davet ediyorum" dediğini duyunca harekete geçmek için bir an tereddüt etmeden Atatürk Havalimanı'na doğru yola çıktım.

Sürekli korna çalarak insanları uyarmaya, bas bas bağırarak herkesi sokaklara çıkmaya çağırdım. Havaalanına daha 7 kilometre kala trafik kilitlenmişti. Yaya yürümeye başladık. Her görüşten, her yaştan on binlerce insan, vatan savunması için, bir daha cuntacılara ülkeyi teslim etmemek için, iradesine sahip çıkmak için yollara dökülmüştü.

Havaalanına ulaşamadık ama televiyondan gördüğüm Tankların önüne geçip durdurmaya çalışan teyzeler vardı. Ateş açılmasına rağmen yere yatıp sonra tekrar kalkarak tankların karşısında dikilmeye devam ediyordu herkes. Hiç kimse ama hiç kimse korkup da "mevzileri" terk etmeyi aklından geçirmiyordu.

'Bu iş ya bu gece bitecek ya da biz biteceğiz' dedim. Millet sabaha dek, destansı bir direnişle bu ülkenin bir kez daha darbeci hainlere teslim edilmeyeceğini tüm dünyaya gösterdi.

***

Cuma gecesinden bu yana her akşam İstanbul'daki tüm meydanlara gidiyor demokrasi ve vatan nöbetine katılıyorum. Türk, Kürt, Arap, Çerkes, Gürcü, Laz, Boşnak, Roman vatandaşlardan, Atatürkçü'ye, dindarlardan Ülkücülere, Suriyelilerden Senegallilere kadar her renk ve görüşten insanlar bir tarih yazıyor. Türkiye'nin darbeci geçmişini tarihin çöp sepetine gönderiyor. Tüm benliğimle, bu milletin bir evladı olmakla gurur duyuyorum.

Mehmetçiğin içine sızan alçaklara karşı 78 milyon tek yürek, vatan savunmasına koşan birer Mehmetçik haline geldi.

Başkomutan Erdoğan "Evinize dönün" diyene kadar insanlar alanları bırakmayacak.

Son bir not: Bu aşağılık tehdidi atlatana kadar siyasi görüşüm yok benim. Sadece Türkiye var, sadece çocuklarımızın geleceği var, sadece milli irade ve demokrasi var. Akşam da yine meydanlardayız…

veya