Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

14 Mart 2017, Salı

Avrupa, yokuş aşağı…

Onca sene 'Avrupa değerleri' diyerek bizi Avrupalılaştırmak, 'çağdaş insanlar' haline getirmek isteyen sözde aydınların tüm tezleri çöktü. "Hukukun, insan haklarının, ifade özgürlüğünün kalbi" dedikleri Avrupa Birliği, paldır küldür yokuştan aşağı yuvarlanıyor.

PKK, DEAŞ ve FETÖ teröristlerini Türkiye'nin üzerine salanlar şimdi bizzat ipi ellerinde olan köpekleriyle ülkemize saldırıyor. Geçen hafta, Almanya, Hollanda, Avusturya, İsviçre ve İsveç gibi ülkelerin İslam ve Türk düşmanlığı zirve yaptı. Irkçı ve yabancı düşmanı Batılı genleri su yüzüne çıktı. Sömürgeci geçmişlerinden hiçbir şey kaybetmediklerini gördük.

***

Viyana Sözleşmesi'ni, insan haklarını, ifade özgürlüğünü hiçe sayan Hollanda ise diplomatik bir skandala imza attı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun uçağına iniş izni vermedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Türk Başkonsolosluğuna gitmesine izin vermediği gibi Kaya'yı sınır dışı etti. Konsolosluk önünde toplanan barışçı vatandaşlarımıza ise atlarla, itlerle saldırdı.

Avrupalı siyasilerin yanı sıra medyanın da Türkiye ve Erdoğan'a karşı adeta gözü dönmüş vaziyette. Önceki gün İsviçre'de ırkçı ve faşist gazetelerden Blick, Türkçe manşetle çıktı. Avrupa'da yaşayan Türklere "Diktatör Erdoğan'a karşı referandumda 'Hayır' oyu verin" dedi.

***

Anayasa Referandumu yaklaşırken Avrupa ülkelerinin "Hayır" cephesinde buluşması şaşırtıcı değil. Bunu, Türkiye'deki referandum o ülkelerdeki seçimlerin öncesine denk geldiği için de yapmıyorlar. Çünkü Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, defalarca Hollandalı muhataplarına, "Seçimleriniz bitsin biz sonra gelelim" dediğini ancak Hollandalıların "Hayır seçimden sonra da gelmeyin" dediğini aktardı.

Son yıllarda iyice hortlayan Türkiye düşmanlığı şaşırtıcı değil ama asıl tehlike çanları Avrupa için çalıyor. Çünkü Avrupa, adım adım sömürgeci, ırkçı, faşist genlerine geri dönüyor.

Avrupalı demokratlar, yeşiller, liberaller vs. iyice seslerini kısmak mecburiyetinde olduklarını iyi biliyor. Çünkü kim Türklere, yabancılara, Müslümanlara, mültecilere küfrederse seçimlerde daha çok oy alıyor. Bu durum, artık Avrupa'nın Ortaçağ'a doğru hızla yol aldığını gösteren çok açık bir gerçek.

***

İngiltere Brexit'le tepetaklak yuvarlanan AB çatısı altından kendini kurtardı. Tüm yük Almanya'nın sırtında. Ve Almanya "Eski kudretli" günlerine dönme umuduyla hiç de gidişatı dert etmiyor. Avusturya ve Hollanda gibi ülkelerin Almanya'nın sözünden çıkmayacağı biliniyor. Onlar da Almanya'dan aldıkları destekle en ırkçı en faşist tavırlarla Türklere baskı uyguluyor.

Avrupa Birliği'nin sorunu, seçim arifesinde olmaları veya mülteci sorunundan korkmaları gibi konjonkturel bir mesele değil. Sorunun kökleri çok daha derinlerde. Avrupa'daki seçimler bitince AB ülkelerinin aniden İslam ve Türk dostu olacaklarını, mültecilerin yaşadıkları yere kaya yığmak yerine onlara gül sunacaklarını mı sanıyorsunuz?

***

Dediğim gibi sorun, daha fazla saklayamadıkları ırkçı ve sömürgeci genleriyle ilgili.

Bu gidişat, güçlenen, her geçen gün bağımsızlık meşalesini yükselten ve 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek Batı'ya insanlık dersi veren Türkiye için çok da önemli değil.

Bu gidişat, daha 70 yıl önce birbirilerine vahşi gibi saldıran, birbirilerinin kanını içen Avrupa'nın, geleceği için çok kötü.

Bu, kendinden olmayana yönelik vahşi düşmanlık ve faşist partilerin yükselişi, Nazi söylemine sahip siyasilerin ülke yönetimlerini domine etmeye başlaması Avrupa'yı hızla karanlığa sürüklüyor…

veya
BİZE ULAŞIN