Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

30 Mayıs 2017, Salı

FETÖ’yü patlatan olay?

TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporu'nun ayrıntıları ortaya çıktıkça FETÖ'nün iğrenç ilişkileri de ortaya saçılıyor. Rapordaki bir kısım dikkatimi çekti. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 'dershane meselesi' ile örgütü resmen "erken doğum"a yönelttiği anlaşılıyor.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün, dershanelerin kapatılması kararıyla birlikte yıllardır özenle sakladığı gerçek yüzünü ortaya çıkardığı, o yılışık ve sırıtan maskesini atarak örgüt kimliğine büründüğü görülüyor.

Gerçekten de yıllık milyar dolarları bulan cirolarıyla en büyük para kaynakları olan dershanelerin kapatılması FETÖ'yü patlattı. Ve akabinde iktidarı devirmeye yönelik saldırı operasyonlarına başladılar.

***

Raporda, Fetullah Gülen'in yasadışı istihbarat elde etme faaliyetlerine 1980'li yıllarda başladığı, en yakınında bulunan arkadaşlarını dinlettiği, yeminli çekirdek kadrosundaki isimlerin odalarına bile dinleme cihazları yerleştirdiği belirtiliyor. Raporda, örgütün 17-25 Aralık yargı darbesi teşebbüsüne kadar mücadelesini gün yüzüne çıkarmadığı, ancak dershanelerin kapatılması konusunda geri dönüşün mümkün olmadığını anladığında, iktidarı devirmek için saldırıya geçtiği vurgulandı.

***

Raporda, 7 Şubat 2012 tarihli MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması hadisesinin örgütün Erdoğan düşmanlığını gösteren önemli bir işaret olduğu ancak dershane olayından sonra FETÖ'nün 17-25 Aralık yargı darbesi teşebbüsü ile kendini deşifre ettiğine dikkat çekiliyor.

Zira örgüt o dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dershanelerin kapatılması konusundaki kararlılığını gördü. Hatta AK Partili olduğu halde "Erdoğan dershane gibi özel teşebbüs olan bir yapıya neden bu kadar şiddetle karşı çıkıyor, anlamıyorum?" diye soranları hatırlıyorum.

Bugün anlıyoruz ki Erdoğan, bu Fetullahçı terör örgütünün ne denli habis bir ur gibi devleti sardığını gören ilk isim. Örgütü "haşhaşi" diye tanımlayan Erdoğan'ın o dönemdeki açıklamalarıyla bu konuda geri dönüşün mümkün olmadığını belli etmesi üzerine FETÖ, medyası yoluyla aba altından sopa göstermeye başlamıştı.

***

Gerçekten de o günleri hatırlayın. Örgütle ilişkisi bulunmayan ancak FETÖ hakkında olumlu düşünen insanlar bile yaşananlara tam anlam verememişti. Montaj tapelerin CHP'ye verilerek kamuoyuna servis edilmesi, Başbakan'ın aile fertlerinin gözaltına alınmak istenmesi, marjinal sol örgüt görünümlü internet sitesi ve hacker gruplarının Fetullahçı terör örgütüne destek vermesi, adliye önünde savcıların basın bildirisi dağıtması, sokaktaki insanı bile FETÖ'nün örgütlü bir yapı olduğuna ikna etmişti.

Darbesi başarısız olunca da terör örgütü kimliğiyle sözde "medyaya baskı" sloganıyla sokak olaylarına ve yurtdışında Türkiye aleyhine düşmanlığa başladı.

***

2013'te Gezi olaylarını FETÖ'cü polisler eliyle çığırında çıkaran, 17-25 Aralık'ta yargı-emniyet darbesine girişen örgüt 2014 tarihinde MİT tırlarını durdurarak uluslararası alanda Türkiye'ye "DEAŞ'çı" damgası vurmayı hedefledi. Bu yaptıklarını da Taraf, Cumhuriyet, Sözcü, Aydınlık gibi sözde Atatürkçü, liberal ve sol görünümlü gazetelere yaptırttı.

Erdoğan'ın bu akıl dolu 'dershane' hamlesiyle afişe olan FETÖ, örgütsel kimliğini açığa çıkararak giriştiği her darbede daha çok açığa çıktı. Ki en sonunda 15 Temmuz'da milletin 249 vatan evladını şehit edecek kadar gözü dönmüş birer caniye dönüştüler…

veya
BİZE ULAŞIN