Meryem Gayberi

Meryem Gayberi

24 Ekim 2017, Salı

İstifalar ve şaşkınlık?

Türkiye, iç ve dış gündemdeki yakıcı konulara rağmen haftalardır belediye başkanlarının istifası konusuyla yatıp kalkıyor. AK Partili İstanbul, Düzce, Niğde ve Bursa belediye başkanlarının istifasının ardından Ankara ve Balıkesir belediye başkanlarının da istifa etmesi bekleniyor.

Yaşanan böylesi bir süreç, siyasi tarihimizde ilk. Haliyle hemen her kesimde bir şaşkınlık, bir yadırgama, bir garipseme hali var. Ancak kim ne derse desin, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bir siyaset dehası. Daha önce yaşadığımız pek çok kritik olayda, partisinin su yüzüne çıkmasını sağladı. Erdoğan, bugüne kadar ne tepki olursa olsun, milletin taleplerini görüp hissederek onları siyasal alana taşımayı başardı.

Şimdi yadırganan bu alışılmadık "istifa mekanizması"nın da 2019 seçimlerinde AK Parti'nin oy hanesine olumlu olarak yansıyacağına inanıyorum.

***

İktidardaki bir partinin seçimlere 2 yıl kala kendi başkanlarının istifasını istemesi daha önce görülmemiş bir olay. AK Partililer bile "Acaba böylesi bir tarz uygun mu?" diye düşünürken ana muhalefetin iyice bocalaması, durumu tam olarak algılayamaması ve çelişkili açıklamalarda bulunması da normal.

Ana muhalefet partisi CHP, daha düne kadar "Gezi olaylarını", "İmar meselelerini", "yaşam tarzına müdahale" gibi suni konuları gündeme getirerek istifa etmesini istediği AK Partili belediye başkanlarının, bugün istifa etmelerine karşı çıkıyor.

Kılıçdaroğlu, "İstifa etsinler" dediği başkanlar, AK Parti yetkili organlarının isteği doğrultusunda istifalarını vermeye başlayınca, "Niye istifa ediyorlar?", "Hani milli irade?" demeye başladı.

***

CHP, istifa mekanizmasının sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talebiyle işletildiğini düşünerek daha ilk hamlede düğmeyi yanlış ilikliyor. Öğrendiğim kadarıyla istifası istenen belediyelerle ilgili anket çalışmaları, yüz yüze görüşmeler, AK Parti tabanının talepleri ve uzun istişareler gerçekleştirilmiş. Bunun sonucunda da 16 Nisan öncesi teşkilatlarda başlayan değişim, şimdi de belediyelerde kendini gösteriyor.

CHP, ana muhalefeti "yerli" ve "milli" çizginin dışına taşıdıkça yaptığı 'muhalefetin', iktidar ve toplum nezdinde inandırıcılığı kalmıyor. Haliyle Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir "özeleştiri" sürecine dönüştürdüğü "istifa mekanizmasıyla" kendi muhalefetini de kendisi yapıyor.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti'yi, 2019 seçimlerine 'metal yorgunluğundan', halkın 'artık değişsinler' dediği belediye başkanları gibi bagajlarından arınmış olarak hazırlıyor.

Ve halkın bu 'değişim' talebini de yine halkın gözleri önünde bizzat kendi inisiyatifi ile 'manuel' olarak yapıyor. Sosyal medyadan, geleneksel medya mecralarına, sokaktan kahvehanelere kadar herkes de bu değişim sürecini en şeffaf şekilde takip ediyor, sürece dâhil oluyor.

***

15 Temmuz gibi, vatanı, siyaseti ve milleti hedef alan dehşet bir darbe sürecini, milletle birlikte dimdik durarak alt eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğine ve siyasi dehasına güvenin.

Ana muhalefet her ne kadar olayın farkında değilse bile Türkiye'de siyasi sistem değişti.

Yüzde 50.1'i alamayanın, sadece partisindeki genel başkanlık koltuğu ile caka satacağı 'konforlu' günler geride kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüp de ona göre strateji belirlediği yeni döneme bir an önce CHP'nin de adapte olması, yani kendi partisinde de "cesur hamlelere" girişmeyi düşünmesi gerekiyor.

Yoksa 2019'da da "Trafoya kedi girdi", "Elektrikler kesildi", "Sandıkta hile yapıldı" masalını okuyup ağlamaya devam ederler…
veya
BİZE ULAŞIN