Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

08 Eylül 2014, Pazartesi

Erdoğan için mi yoksa obama için mi daha önemli bir görüşmeydi

Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak ilk uluslararası zirvesine katılan Erdoğan'ın Galler'deki NATO toplantılarında gerçekleştirdiği resmi temasları dikkat çekiciydi.

Obama ile en son Eylül 2013'de Rusya'daki G20 Zirvesinde ikili görüşmesi olmuştu. O tarihten sonra Erdoğan Washington ile bazı telefon görüşmelerini Amerika Başkanı Yardımcısı Joe Biden ile yapınca bizdeki paralel medya "Obama Erdoğan'ı sildi" gibi dedikodular yaymıştı.

Hatta Galler'deki bu son görüşmenin bir gün öncesinde bile paralel medyada "Obama-Erdoğan görüşmesi iptal edildi" diye yalan haberler çıktı.

Neticede Obama, Erdoğan ile buluştu. Hem de Cumhurbaşkanının söylediği her cümleyi gözünün içine bakarak dikkatlice dinledi.

Burada şunu da tartışmak gerek bu görüşme Erdoğan için mi yoksa Obama için mi gerekliydi? Kuşkusuz bu meseleye "şükürler olsun Amerika'nın Başkanı, Cumhurbaşkanımızı kabul etti" şeklinde yaklaşmak Erdoğan'a çok büyük haksızlık olur.

Erdoğan için ne kadar önemliyse en azından Obama için de o kadar önemli bir buluşmaydı bu. Hatta Obama'nın öncelikleri daha fazlaydı.
Obama 4-5 Eylül'de 2 gün süren zirve boyunca birden fazla liderle ikili görüşmeler yaptı. Ancak Beyaz Saray'ın resmi internet sitesinde sadece Erdoğan ile yaptığı görüşmenin detayları yayınlandı, diğerlerine ise değinilmedi.

Amerika Başkanı, Beyaz Saray'daki son yıllarına girdiği bu dönemde Ortadoğu tarihine kara bir leke olarak geçmek istemiyor. Obama nasıl düşünürse düşünsün bundan yıllar sonra tarihe baktığımızda Ortadoğu'nun en kanlı günlerinde Amerika Başkanı kimdi sorusunun cevabı, Obama olacak.

IŞİD'i kim ortaya çıkardı, kimler destekliyor meçhul. IŞİD'la savaşmak ne anlama geliyor orası bile meçhul çünkü kim IŞİD kim değil bu sorunun bile net bir yanıtı yok.

IŞİD derken bunun içine Filistin'de demokratik yollarla seçilmiş iktidar partisi ve aynı zamanda işgale karşı direniş hareketi olan Hamas'ı bile koyanlar var.

Ya da "ha IŞİD ha El Kaide" diyerek, Suriye'de 3,5 yıldır Esat rejimine karşı mücadele eden Özgür Suriye Ordusunun içindeki Nusra yapılanmasını bahane edip, Suriyeli muhalifleri de IŞİD torbasına atanlar var.

İşte böyle bir ortamda Obama, NATO ülkelerine IŞİD'a karşı savaşmak için koalisyon çağrısı yapıyor, Türkiye'yi de bu koalisyona katılması için ikna etmeye çalışıyor.

Koalisyonda 10 ülkenin adı geçiyor. Obama'nın çağrısına anında karşılık verenler çoğunlukta. İşin aslını astarını soruşturan tek ülke lideri ise Erdoğan oldu.

Çünkü farkında IŞİD diye oraya girilip işin daha beter hale getirilmesinden endişe ediyor. Önce IŞİD kimin işine yarıyor, ona bakın diyor. Burada karşımıza Esat rejimi çıkıyor, Erdoğan da sorunun kaynağının Şam olduğunu vurguluyor. Yani evvela Şam'a özgürlük getirin sonra IŞİD meselesini çözmek daha kolay olur diyor.

Örgütün Irak uzantısına gelince. Aynı hassasiyeti Irak için de gösteriyor. Önce Bağdat'ta tüm Irak halkını kucaklayan bir hükümet kurulsun diyor. IŞİD'la mücadele için hangi safın seçileceğini sorguluyor aksi taktirde zaten çok meyilli olan mezhep çatışmalarının başlayabileceği korkusunu taşıyor.

Türkiye'nin safı belli. Terör örgütleriyle mücadeleye asla hayır demez. Ama söz konusu mücadelenin içeriğini bilmeden de hareket etmez. Çünkü işin ucunun sivil halka dokunma ihtimali yüksek.

Erdoğan bu hassasiyetlerle çıktı Obama'nın karşısına. Ve belki de günlerdir konuşulan koalisyon konusunda en kapsamlı konuşmayı, en geniş çerçeveli sorgulamayı bir tek o yaptı Obama'ya.

Bunun dışında Amerikan büyükelçisinin henüz Ankara'ya atanamamış olması Obama'nın tasarrufu değil gibi duruyor.

Hem büyükelçi hem de dinleme meselesinin, Amerika'da Obama'nın karşısında duran neo-conların yaklaşık 2 yıldır amansız bir şekilde yaptıkları Erdoğan düşmanlığının birer parçası olma ihtimali çok fazla.

SON DAKİKA