Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

08 Haziran 2015, Pazartesi

Batı neden sandığımızdan çıkan oyun peşinde?

Tek hesap vardı, Ak Parti tek başına iktidar olamasın.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti'ye dair her değere saldırılar düzenlendi. Diyanet İşleri Başkanlığı, Saray'ın klozetleri, makam araçları, vs. Aslı astarı olmasa da hepsi külliyen yalan olsa da fark etmedi, yine de saldırdılar.
Düne kadar büyük tehlike olarak gördükleri HDP'yi bir anda parlatanlara tanık olduk. Cumhurbaşkanını Mısır darbecilerinin ağzıyla tehdit edenleri gördük.
Devlet sırlarının ifşa edilmesini izledik.
Kirli bir ittifak vardı, içinde yerliler, yabancılar hepsinin dahil edildiği bir ittifak. Yerliler ya da yerli görünümlüler belli ki yabancı bir yerlere hizmet ettiler, tüm bunları yaparken.
Çünkü Erdoğan ya da Ak Parti onlardan ziyade yabancılar adına bir tehditti. Peki kimdi bunlar?
Amerikan sermayesi vardı bunun içinde, İngilizler vardı, Almanlar vardı, İsrail de vardı. Yoksa bu ülkelerin yayın organları medya yoluyla ne diye Türkiye'deki seçimlere bu kadar ilgi duysunlar ki?
Elbette Batılı bir gazete Türkiye'de seçim yorumu yapabilir ama onlarınki yorumun çok daha ötesindeydi, Erdoğan karşıtı propaganda yapıldı.
Bu saydığım ülkelerin büyük yayın organları seçim süreci boyunca, bizim şehirlerimizdeki seçim meydanlarında muhalif liderlerin yaptığının aynısını yaptı. Demirtaş, Bahçeli, Kılıçdaroğlu meydanda ne söylerse, onlar gazete ve TV'lerden bunları İngilizce, Almanca, İbranice yazıp, söyledi, hem de kendi ağızlarından.
Aslında bu kadar açık seçikti her şey, anlayan anladı zaten. New York Times ya da Guardian, Türk halkını düşündüğünden mi bunları yaptı?
Hayır, Türkiye'nin geleceğini düşündüler de o yüzden yaptılar. Gelecek onlar için pek de iyi görünmüyor çünkü. Gelişen bir Türkiye varken üstelik bu Türkiye bağımsızken, bu durum işlerine hiç de gelmedi.
Tüm meselede burada zaten. Gelişen ve bağımsız bir Türkiye. Batı, diyor ki "gelişmende sorun yok ama gelişirken bari bağımsız olma".
Yaşadığımız coğrafya ortada, bir harita alın bakın, etrafımızdaki ülkelerin tamamı ya ekonomik kriz ya da ekonomik krizle birlikte savaşın içerisindeler.
O ateş çemberinin ortasında gelişen ve bağımsız bir Türkiye'den bahsediyoruz. Ak Parti, daha çok gelişim daha çok bağımsızlık vaat etti.
Top yekun üzerine gelinmesine rağmen sandıktan yine birinci çıktı. Yüzde 41'e yakın bir oy oranı alındı.
Türkiye'deki seçim sistemini bilmeyenlere izah etmesi zor bir durum. Yüzde 41 alıyorsunuz ama sevinenler başkası.
Neticede önümüzde bir süreç var. Hassas bir süreç. Oradan geçerken çok dikkatli olmak gerek. Çünkü ülkemiz belli bir noktaya geldi, bundan ilerisinde atılacak yanlış adımlar, 12 yıllık birimin heba edilmesi demek olabilir.
Zira unutmayalım ki, Türkiye sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke değil, Türkiye bölgesel bir güç.

veya