Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

28 Aralık 2015, Pazartesi

İSRAİL MESELESİNE HÜRRİYET BAKIŞI

Türkiye ile İsrail arasında normalleşme süreci devam ediyor. Son 1 haftadır özellikle de bazı yayın organlarının haberlerinde dikkat çekici detaylar göze çarpıyor.
Mesela Hürriyet, "Hamas düğümü" diye bir haber yaptı.
Ortaya çıkan algının özeti şöyle, Türkiye barışmak için İsrail'in kapısını çalıyor. İsrail, Türkiye'ye Hamas şartını koyuyor. Türkiye doğalgaz için İsrail'le barışacaksa Hamas'ın faaliyetlerine son vermek zorunda. Bununla birlikte Salih el Aruri adlı Hamaslı, Türkiye'den kendi isteğiyle ayrılıyor.
Sonra bir haber daha çıktı. Orada da Hamaslı bir yetkilinin bir Arap gazetesine verdiği röportaj vardı. Görselde Halit Meşal'in fotoğrafı, haberin içeriğinde ise "Hamas endişeli" yazıyordu.
Yani Türkiye, doğalgaz için Filistin davasını satıyor.
Anlatılmak istenen tam da bu.
Hürriyet'in penceresinden bakacak olursak karşımıza bu fotoğraf çıkıyor.
Ama bakış açısını değiştirelim, gerçeklere odaklanalım, bakalım o zaman nasıl bir tabloyla karşılaşıyoruz.
1-İsrail ile Türkiye'nin arası 2010'daki Mavi Marmara katliamından bu yana bozuk. Köprüleri atan taraf Türkiye'ydi. İlişkilerin düzelmesi için Türkiye özür, tazminat, Gazze ablukası şartlarını sundu.
2-İsrail Başbakanı Netanyahu, 2013'te özür diledi. İsrail'e bu özrü dilettiren başka hiçbir olmamıştı bugüne kadar. Ama gelinen noktada İsrail'in dilediği özür gündeme getirilmiyor, adeta unutturulmuş durumda.
3-İsrail, 2013'ten bu yana Doğu Akdeniz'de doğalgaz çıkarıyor, en büyük hayali de bu gazı Türkiye üzerinden transfer edebilmek. Ama özre rağmen Türkiye, o adımı atmadı, İsrailliler 2,5 yıldır özür sonrası Türkiye'den herhangi bir hamle gelmemiş olmasına fena halde içerledi.
4-Tazminat konusu İsrail'in tıpkı özür gibi hiç adeti olmayan bir durum. Ama bu konuda da pazarlıklar 21 milyon Dolar'a kadar çıkarıldı.
5-Gazze ablukası da İsrail için taviz verilmeyecek bir mesele gibi duruyordu. İsrail, Türkiye'nin üçüncü şartı olan ablukanın da sadece Türkiye'ye yönelik olarak esnetilmesine "evet" dedi. 2013'ten bu yana TİKA'nın tırlarının Gazze'ye girişine izin veriliyor.
6-Ablukada en büyük sorun gıda ve ilaç tırları değil inşaat malzemelerinin girişiyle ilgili. İsrail, bomba yapılır endişesiyle Gazze'ye inşaat malzemesi sokmuyor. Bu abluka da Türkiye adına kırıldı. Zira TİKA, getirdiği malzemelerle Gazze'de cami inşa etti, yıkılan hastaneleri onardı.
Ve gelelim Hamas meselesine.
1-Türkiye'de Hamas'ın bir bürosu ya da ofisi yok ki kapatılsın.
2-Salih El Aruri, Türkiye'den sınır dışı edilmedi çünkü zaten Türkiye'de ikamet etmiyordu.
3-Gerçekten Hamas endişeli mi bu durumdan? Şunu söyleyebiliriz resmi bir açıklamaları olmadı. Üstelik tam da bu süreçte Hamas lideri Halit Meşal, Türkiye'deydi, Meşal'in ziyareti aslında söz konusu algıyı oluşturmaya çalışanlara net bir mesajdı.
Peki hala "Türkiye Filistin davasını satıyor" diyen var mı? Varsa onlara da şunları hatırlatalım.
1-Bu soru aslında Filistinlilere sorulmalı. Hamas'ın böyle bir endişesi yok. Türkiye'nin İsrail'le yakınlaşmasına öyle sanıldığı gibi sert bir şekilde karşı falan değiller. Resmi açıklamaları olmadı ama yetkililer aracılığıyla "Türkiye'nin dış politika kararlarına saygı duyarız" sözleri söylendi.
2-Bundan rahatsızlık duyacak bir Filistinli varsa o da Mahmut Abbas. Çünkü yıllardır İsrail'e karşı Türkiye'yle ilişkilerini bir siyasi argüman olarak kullanabiliyordu. Türkiye ile İsrail normalleşirse bu Abbas için siyasi bir kayıp olabilir.
3-Türkiye ile İsrail ilişkilerinin normale dönmesi, Filistinliler için karşı çıkacak bir durum değil. Zira Türkiye'nin Filistin davasını savunması İsrail'le ilişkilerin iyi olduğu 2010 öncesi dönemde de vardı. Yani Türkiye, İsrail ile bozuştuktan sonra Filistin'le yakınlaşmadı ki, şimdi İsrail'le arayı düzeltince Filistin davasını satsın.

veya