Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

04 Ocak 2016, Pazartesi

Hasan Karakaya ve El Cezire

Rahmetli Hasan Karakaya abinin vefatına Paralel-Kemalist zihniyet öyle bir saldırıda bulundu ki; duyan, gören herkes şaştı kaldı.
Her Müslümanın gıpta edeceği bir vuslat yaşadı Hasan Abi.
Mekke'de Kabe'nin içerisinde namaz kıldı, Medine'de Hazreti Peygamber'i ziyaret etti. Saatler sonra da hakka yürüdü.
Hasan Abi'yi tanıyan tanımayan her Müslüman için büyük anlam ifade eden bir ölüm haberiydi bu.
Peki ya diğerleri için?
Onlar bu ölüm haberine, en adisinden, en alçağından, en şerefsizinden bir yalan ilave ettiler.
Yalan haberini de Arap medyasının ağzından servis ettiler.
Hedefe de El Cezire televizyonunu koydular.
Paralel-Kemalist saldırganların önce sosyal medyalarında ardından gazetelerinde kullandıkları fake fotoğrafta söz konusu kaynak El Cezire'nin İngilizce kanalıydı.
Kanalın haber müdürü, kendi markalarının kullanıldığı sahte fotoğraflı yalan haberi görünce şok geçirdiğini anlattı.
Böyle bir haberle uzaktan yakından ilgilerinin olmadığını vurguladı.
El Cezire, bu iftirayı dikkate almamış olabilir. Ama birileri onların dünyaca ünlü markalarıyla fena halde oynadı.
Hem Hasan Karakaya'nın geride kalan yakınlarının canlarını feci şekilde acıtmaya çalıştılar.
Hem de Arap Medyasını zan altında bıraktılar.
Bir yalan söylediler, iki tarafa birden darbe vurmaya kalktılar.
Hadi sadece sosyal medyada paylaşsalar neyse belki o zaman bu saldırıları biraz daha bireysel kalabilirdi ama yetinmediler, yayın organlarında da aynı alçaklığa imza attılar.
Bunu yapanların Hasan Abi'yle ve onun 30 yıldır mücadelesini verdiği davayla büyük dertleri var. Bunu yıllardır herkes biliyor.
Aslında Hasan Karakaya'nın savunduğu dava, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın davası, Türkiye'nin davasıydı.
Neticede bu ölüm, Erdoğan'ın tarihi diye nitelendirebileceğimiz Suudi Arabistan ziyareti sırasında meydana geldi.
El Cezire, El Arabiya başta olmak üzere tüm Arap medyası, o ziyarete odaklanmıştı.
Çünkü Türkiye ile Suudi Arabistan arasında, son yılların en önemli ittifaklarından biri kurulmuştu.
600 milyar dolarlık bir ekonomik işbirliği, enerji anlaşmaları, İslam İttifakı gibi konular o ziyarette masaya yatırıldı.
Türkiye, bugün yeni bir süreçte. Türkiye, hem Batı'nın hem de Körfez ülkelerinin ısrarla aradığı bir müttefik konumunda.
İşte bu ittifakın en önemli unsurlarından biri de medya. Özellikle de Katar merkezli El Cezire ile Suudi Arabistan merkezli El Arabiya gibi yayın organları.
Kaldı ki bu iki televizyondan El Cezire, Türkiye haberlerine son derece hassasiyet gösteriyor. El Arabiya için düne kadar aynı şey söylenemezdi belki ama artık onlar da Türkiye'ye karşı bakış açılarını değiştirdiler.
Durum böyleyken Paralel-Kemalist zihniyetin Hasan Karakaya üzerinden yaptığı alçaklığın amacı daha net ortaya çıkıyor.
Ve ortaya çıkan bir gerçek daha var ki o da bu alçakların hiçbir sınır tanımıyor olması.

veya