Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

11 Nisan 2016, Pazartesi

TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ

Türkiye, 2010'daki Mavi Marmara katliamı sonrası İsrail ile ilişkileri dondurmuştu. Bunu yaparken de 3 şart öne sürmüştü. Özür-tazminat-abluka bu üç şart yerine getirilmeden de İsrail ile ilişkilerin normale dönmeyeceğini açıklamıştı.

2013'te İsrail Başbakanı Netanyahu özür diledi.
Bugün gelinen noktada Mavi Marmara katliamından dolayı 20 milyon Dolar tazminat ödemeyi kabul etti.
Gazze'ye yönelik abluka konusunda ise Türk gemilerinin Gazze limanına giriş-çıkışına izin verilecek.

Özetle, İsrail kırıp-döktü sonrasında ise Türkiye'nin dediği 3 şartı yerine getirerek, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için gerekleri yaptı.

Bunun karşılığında Türkiye, Filistin davasını bir kenara mı bırakıyor?
Kesinlikle hayır.
Zaten Türkiye'yi İsrail'le bu noktaya getiren gelişmeler, Filistin meselesi içindi.
Mavi Marmara, Filistin'in sesini duyurmak için gitti.
Sonrasındaki katliamla ilişkiler bozulurken, Türkiye'nin öne sürdüğü 3 şarttan biri de Gazze içindi.

Bir de şu var, 2010 öncesi Türkiye, Filistin meselesine duyarsız mıydı ki de şimdi İsrail ile ilişkiler düzelince Filistin'e sırt çevirsin?
Böyle bir durum asla söz konusu değil.
Aksine diplomatik ilişkilerin düzelmesiyle Türkiye'nin Filistin için daha da kritik adımlar atmasının önü açılacaktır.

Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin düzelmesiyle doğalgaz konusunda da Türkiye'nin elindeki alternatiflerin artacağı gerçeği de var.
İşin bu kısmında da Türkiye'nin İsrail için vazgeçilmez olduğu ortaya çıkıyor.
Bu anlamda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki İsrail bir işgal devletidir ve işlediği işgal ve savaş suçlarından dolayı bugüne kadar hiç kimseden özür bile dilememiştir. Çünkü dilerse yaptığı işgali kabul etmiş hissedecektir. Bu nedenle 1967'de ABD gemisini batırırken bile konuyu ört bas etmesini bilen bir İsrail var karşımızda.
Ancak Mavi Marmara sonrası "biz sonuna kadar haklıydık" diyen İsrail, bugün özür de dahil olmak üzere Türkiye'nin tüm şartlarını kabul ediyorsa o zaman şunu görmek lazım, bu meselede kim kimin kapısına gelmiş, kimin kime daha çok ihtiyacı varmış, manzara gayet açık ve ortada.

PANAMA BELGELERİNDEKİ RUSYA
Panama'dan belgeler sızdı, en üst sırada Putin ile Esat'ın isimleri çıktı. Para aklama, ambargo delme işleri için kullanılan belgelerde Putin'in çevresi ile Esat'ın ailesi var.

Rusya hemen açıklama yaptı, "bu işin arkasında CIA var" dedi.
Evet gayet akla uygun bir açıklama.
CIA ya da Amerikalı başka bir güç, Panama belgelerini, bir yerleri dizayn etmek için kullanıyor, olabilir.
Ama bunu Putin söyleyince inandırıcı olmuyor maalesef.
Çünkü Rusya, son yıllarda başta Ukrayna ve Suriye olmak üzere dış politikasını yalanlar üzerine kurduğundan, bugün başına gelenler konusunda yüzde yüz haklı bile olsa, kendisine inanacak kimseyi bulamıyor.

KRAL SELMAN'IN ZİYARETLERİ
Suudi Arabistan Kralı Selman, tahta çıktıktan sonra Türkiye ile ilişkileri düzeltti. Aradaki sorunların en görüneni Mısır darbesiydi.
Türkiye ile Suudi Arabistan, Riyad yönetiminin Ankara'yı bölgesel düşman gibi görmesinin ardından Mısır'daki darbeye sınırsız destek verip, Türkiye de darbe mağdurlarına kucak açınca, iki ülke ilişkileri daha da kötüye gitmişti.

Kral Selman, bu durumu toparladı, yatırımın rotasını Türkiye'ye çevirdi. Ticaretle birlikte askeri ve siyasi ortaklıklara da imza attı.

Bunları yaparken Mısır'daki darbe yönetiminin kulağını da hafiften çekti. Darbe mağduru olan Müslüman Kardeşlere yönelik ambargoyu hafifletti, hatta bir çok İhvan üyesinin ülkesine giriş yasağını kaldırdı, Hamas lideri Meşal'i de Riyad'da ağırladı.

Ama bu şu anlama gelmez. Kral Selman, Sisi'yle ipleri koparacak, böyle bir durum beklenemezdi. Zira Suudi Arabistan'ın şu an bölgedeki kendisine yakın hissettiği her güce ihtiyacı var. İran'la Yemen'de sıcak, diğer bölgelerde soğuk savaş halindeyken Suudi Arabistan'ın Mısır'la köprüleri atması düşünülemezdi.

Ancak Kral Selman, doğru dış politikalarla hem Türkiye ile arasını düzeltti, hem de Rusya ile petrol konusundaki kayıpları telafi amacıyla irtibata geçti. Bunları yaparken Türkiye'nin hassasiyetlerini göz ardı etmeden başta Suriye meselesi gibi konularda da elini cebine atmaktan kaçınmadı.

Şimdi Kral Selman Türkiye'ye gelecek. Mısır'la düzeyli ilişkilerini sürdürebilirken Türkiye ile de düzeyi daha da arttıracak hamleler gerçekleştiriyor.

İslam ittifakı, İslam Ordusu gibi projelerle ses getiren Kral, bugünün Ortadoğu'sunun ortaya çıkardığı gerçekliklere uygun hareket ediyor.

Zira Ortadoğu'da yarının neler getireceği belirsiz, bu belirsizlikle herkes gibi Suudi yönetimi de saf belirleyerek, hazır duruyor.

veya