Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

27 Haziran 2016, Pazartesi

SINIR KAPATMA POLİTİKASI

"Sınırlar yeniden çiziliyor" denilince hep Ortadoğu'ya baktık ama belli ki Avrupa kıtasında yeniden bir oluşum söz konusu.

İngiltere, AB'den ayrılıyor. Hollanda, Fransa da ayrılabilir. Bu durum AB'nin çöküşü anlamına gelir. Peki Avrupa Birliği dağılırsa ne olur?

Ekonomik kriz ve Suriye iç savaşı. Bu iki unsur, AB'nin geleceği için belirleyici kriterler arasında. 2008'den itibaren küresel ekonomik krizde Euro Bölgesinin yaşadığı sarsıntılar hala hafızalarda. Ekonomik kriz tek başına Euro Bölgesinin çatırdamasına neden olmuştu.

2011 sonrası Suriye'deki iç savaşla birlikte ortaya çıkan iki olgu var biri DAEŞ terörü diğeri de mülteci krizi.

Suriye'den kaçan insanların büyük çoğunluğu Türkiye'ye sığındı. Türkiye'den Ege denizini geçip Avrupa hayali kuran yüzbinlerce kişi ise Avrupa Birliğinin kabusu oldu.

Sınır kapılarında derme çatma çadırlarda günlerce bekleyen Suriyeliler, Doğu Avrupa ülkelerinin sınırlarını kapatmasıyla karşılaştı.

Schengen Bölgesi de sınır kapatma politikalarıyla sarsıntı geçirdi. Bir çok ülke sınırlarına dikenli teller, barikatlar, duvarlar örmeye başladı.

Suriyeliler Avrupa kapılarında sürünürken, Suriye'deki kaotik ortamda gelişen DAEŞ terör örgütü Fransa ve Belçika'da terör saldırıları gerçekleştirdi.

Avrupa ülkeleri bu kez olağanüstü hal yasaları çıkarmaya, kendi vatandaşlarının bir ülkeden diğerine geçişini bile kontrol altına almaya karar verdi.

Bugün İngiltere'nin AB'den ayrılmasıyla herkes "AB dağılıyor mu" diye soruyor, oysa bu soru yeni bir soru değil bir hayli eski.

2008 sonrası Yunanistan iflasın eşiğine geldiğinde de "AB dağılıyor mu" soruları yükselmişti, tıpkı Suriyeli mültecilerin Avrupa'da meydana getirdiği kriz sırasında olduğu gibi.

Yani AB dağılırsa, sürpriz olmaz.
Dağılmaları için o kadar çok neden var ki.

Sadece Suriye meselesi nedeniyle son yıllarda ırkçılıkta inanılmaz bir yükseliş yaşanıyor. En çok da Müslüman karşıtlığında.

2015'te PEGİDA örgütünün faaliyetleri bir çok Avrupa ülkesinde bir anda yayılmaya başladı. Camilere yönelik saldırılar yıldan yıla büyük oranlarda artış gösteriyor.

Fransa'da, Almanya'da aşırı sağ yükselişti. Almanya'da islam düşmanlığını parti programına alan Alternatif Parti, ülkenin en büyük üçüncü siyasi partisi oldu.

Mülteci krizi ve DAEŞ terörü, Avrupalıyı içine kapanma noktasına getirdi. Sınırlar kapatılsın, kepenkleri indirelim, dışarda kalanın canı sıksın. Avrupalı için en kolay yöntem bu gibi duruyor.

Zaten İngilizler, ayrılırken bu meseleyi kullandılar. O nedenle Türkiye üzerinden kampanya yürüttüler, Türkiye demek Müslüman demek onlar için, "Müslümanlar geliyor, biz kaçalım" diye bağırdılar.

Üstelik ekonomik kriz nedeniyle tasarruf tedbirleri bir çok ülkede halkın canını sıkıyor. İngilizler bir de "ben parayı veriyorum, başkaları yiyor" mantığıyla gitti referandum sandığına.

Neticede İngiltere bir bayraktarlık yapıyor. Bakalım onların kuyruğuna ilk kim takılacak?
Sonrasında AB gerçekten dağılacak mı?

Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bu sadece Ortadoğu'ya özel bir durum değil.
Avrupa Kıtası da geçiş dönemindeki sıkıntılardan payını alacak, bunun adı kaossa kaosu yaşayacak.

veya