Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

01 Ağustos 2016, Pazartesi

NATO MU FETÖ MU?

Katliamlı darbe girişiminin faili açık ve net bir şekilde ortada, darbenin tetikçisi FETÖ, üst aklı ise CIA ve NATO.
TSK içerisindeki FETÖ yapılanması kadar yine TSK içerisindeki NATO yapılanmasının da bu darbe girişiminde ortaklığı var. Aslında şöyle de diyebiliriz, FETÖ'nun militanları aynı zamanda NATO'nun da militanları.
Ancak birileri FETÖ'yü aklama derdine düştü çünkü FETÖ'nün açığa çıkması, arka planın da deşifresi anlamına geliyor ve ABD eğer FETÖ gerçeğini kabullenirse otomatikman darbe planındaki CIA-NATO işbirliğini de itiraf etmiş olacak. Bundan dolayı ilk amaçları FETÖ'yü temize çıkarmak.

FETÖ liderini teslim etmemelerinin, bunların okullarındaki ayyuka çıkan yolsuzluğun üzerine gitmemelerinin de tek izahı bu.

FETÖ mu yaptı, NATO mu diye bir gündem oluşturuluyor. FETÖ'yü aklayıp, gerekirse darbenin faturasını NATO'nun bir kanadına yıkmak daha çok işlerine geliyor. Ne de olsa NATO'nun uluslararası bir çok misyonu var, bunu bir şekilde kapatabilirler ama FETÖ öyle değil, bir terör örgütü, "darbeyi onlar yapmıştır" denilince ABD'nin bu işten sıyrılma şansı kalmıyor.

2010'dan bugüne NATO, Türkiye'ye karşı hep ikili oynadı. Arap Baharı sürecinde İran ve Rusya'yı sürekli Türkiye'ye karşı kışkırttı.

Mesela Rus uçağını vurmadan önce "vurun arkanızdayız" diyen NATO, büyük ihtimalle bir FETÖ operasyonuyla 24 Kasım'da Rus jetinin düşürülmesinden sonra Türkiye'yi, Rusya'ya karşı yalnız bıraktı.

15 Temmuz darbe girişiminden bir hafta önce Varşova'da NATO zirvesi vardı. Alınan kararlar dikkat çekiciydi, görünen hedef Rusya'ydı ancak Türkiye ile Rusya'nın arasının yeniden düzeldiği sıcak dönemde gölge hedef de Türkiye'ydi.

Tıpkı İran'la aramızın en iyi olduğu 2010 yılında Portekiz'in başkenti Lisbon'daki NATO zirvesinde alınan İran'a karşı füze savunma sistemlerinin Kürecik'e konuşlandırılması kararı gibi.

İran'a batı ile müzakerelerde kefil olduğumuz bir dönemde NATO'nun radar dayatmasıyla İran'ı bir anda karşımızda bulmuştuk.

Bugün darbe girişimi sonrası NATO hala gündemde. ABD, darbe sonrası tutuklanan militanları savunuyor, onlardan "müttefikimiz" diye bahsediyor.

İsrail'den bile açıklama geldi, darbeciler FETÖ'dan ziyade NATO'cu gibi duruyormuş, öyle diyorlar.

İşte burada bir tehlike var. Suni bir gündem oluşturuluyor, kafaları karıştırmaya yönelik bir algı operasyonu bu. Darbeciler için "FETÖ mu NATO mu" soruları soruluyor. Evet NATO'nun bu işlerde payı vardır, kaldı ki CIA'in de vardır ama tüm bunlar FETÖ gerçeğini asla gölgeleyemez.

Cinayet var ve bir numaralı fail, elinde silahla olay yerinde suç üstü yakalanan katil FETÖ'dur. Biz FETÖ'yu yakaladık, şimdi sıra onu konuşturmaya geldi.

Tam bu noktada dikkati başka yere çekmeye çalışıyorlar. Katil konuşmasın diye "o yapmamıştır" diyorlar.

Türkiye şu an FETÖ'nün yakasına yapışmış durumda, karşı taraf ise kuyruğundan yakaladığımız FETÖ'yu kurtarmaya çalışıyor. Eğer FETÖ'yu aklama operasyonuna kanarsak, o zaman NATO ya da CIA'in bu kanlı darbe girişimindeki rolü sorgulanmaz hale gelir. Bu kez "hangi NATO, hangi CIA" diye olayı sündürürler, yani mesele gargaraya getirilir. Oysa ortada buz gibi FETÖ var, adı sanı belli,elle tutulur, gözle görülür, somut yani.

Bundan sonrası şöyle, FETÖ'yu alınca arkasındaki NATO mu başkası mı zaten çıkacak ortaya.

veya