Mustafa Taha Dağlı

Mustafa Taha Dağlı

13 Kasım 2017, Pazartesi

Avrupa Konseyi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz hafta Fransa'daydı.
Strasburg'da Avrupa Konseyindeki bir konferansa katıldı.
Türkiye'yi şikayet etti.

Şikayetleri arasında seçimlere müdahale iddiası da vardı.
"Popülist iktidarlar, seçimlere müdahale ediyor, AGİT gibi uluslararası teşkilatların hazırladıkları seçim denetim raporları, popülist politikacıların yönettiği ülkelerde raflara kaldırılıyor" dedi.

16 Nisan'da referandumda Avrupa Konseyi ve AGİT gözlemcileri Türkiye'deydi.
Sandık öncesi neredeyse tamamı hayır propagandası yapmıştı.
Dahası bu gözlemcilerin bir çoğunun PKK sempatizanı olduklarını gösteren hatıra fotoğrafları ortaya çıkmıştı.
Sandıkta, Türk milletinin cevabı "evet" olunca, PKK terör örgütü sözcülüğü yapan AGİT gözlemcileri, referandum hakkında olumsuz ifadeler içeren bir rapor hazırladı.
Elbette o rapor hükümsüzdü, hiçbir bağlayıcılığı yoktu.
Türk halkının sivil bir anayasaya geçmesini sindiremeyenler, bir süre, o raporla operasyon çekmeye çalıştı.

Aynı Avrupa Konseyi ve aynı AGİT'in gözlemcileri, Mısır'da darbe sonrası darbecilerin yaptığı seçimde de Kahire'deydi.
Mısır'ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanını hapse atıp, darbe karşıtı diye binlerce kişiyi katledenlerin daha sonra yaptığı seçimi "demokratik" olarak göstermeye çalışan bir rapor yazmışlardı.

Kılıçdaroğlu Strasburg'da işte o AGİT'i övdü, onun PKK sözcülerinin yazdığı rapor, Türkiye'de kimsenin umurunda olmadı diye de sitem etti.

16 Nisan'da umduğunu bulamayan Avrupa Konseyi Nisan ayı bitmeden Türkiye'yi siyasi denetim sürecine tabi tutan yeni bir karar aldı.

O hamle de tutmayınca PKK'lılara bir kez daha kucak açtı.
Ekim ayında Strasburg'daki Avrupa Konseyi binasının önündeki park, PKK teröristlerinin hizmetine sunuldu.
Bir hafta boyunca teröristler, o parkta, terör çadırı kurup, terör propagandası yaptı.
PKK'lı teröristler kapı önünde terör örgütü elebaşının posterleriyle terör şovu yaparken, PKK uzantısı PYD'nin Avrupa temsilcileri de Avrupa Konseyi binasında "Türkiye İdlib'e müdahale ediyor, bunu yaparlarsa bizim Akdeniz'e inmemiz hayal olur" diyerek Avrupa Konseyinden İdlib operasyonuna karşı destek istedi.

Kılıçdaroğlu'nun "Popülist iktidar, şunu yaptı, bunu yaptı" diyerek Türkiye'yi şikayet ettiği muhatabı ise Avrupa Konseyinin Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland'dı.
23 Nisan 2013 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye ile ilgili yine bir rapor yayınlamıştı. PKK terör örgütü listelerinde olmasına rağmen PKK için "terör örgütü" ifadesi o rapordan kaldırılmış, yerine "aktivist grup" tanımlaması yerleştirilmişti.

Türkiye buna tepki gösterince de Jagland, "ne var canım bunda" edasıyla, "bu tür tartışmaların herhangi bir yarar sağladığına inanmıyorum. Şimdi herkesin esas amacı, barışı sağlamak için yürütülen çabaları desteklemek olmalı. Böyle tartışmalar ise bu esas amaca yöneltilmesi gereken dikkatleri dağıtıyor" diyerek, PKK'yı savunmuştu.

Strasburg'un, Avrupa Konseyinin Türkiye'ye bakışı böyle. Direk PKK cephesindeler. Kılıçdaroğlu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diktatör olarak gösterildiği Strasburg'daki sözde demokrasi forumuna katılıp, Türkiye'yi şikayet etti üstüne üstlük "burada kendimi evimde hissediyorum" diyerek de imzasını attı.

SON DAKİKA